Milletvekili Cesur, Demirel'e sahip çıktı

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,Milletvekili Cesur, Demirel'e sahip çıktı
Haberin Tarihi: 16.12.2018 14:31:45 - Okunma Sayısı:703 defa okundu.

İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr Aylin Cesur, Demirel'in hizmetlerini anlattı

Milletvekili Cesur, Demirel'e sahip çıktı
İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr Aylin Cesur TBMM'de yaptığı konuşmada 9. Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel'e sahip çıktı.
Cesur, konuşmasına geçtiğimiz günlerde yaşanan yaşanan elim tren kazasında hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza ve ailelerine başsağlığı, Yaralılara da acil şifalar dileyerek başladı.
Isparta Yuvalı Köyü'nde meydana gelen yangına da değinen Cesur, "İki gün evvel Isparta Eğirdir'in Yuvalı köyünde 3 tane ev yandı maalesef. Çok şükür can kaybı yok ama vatandaşlarımız tüm mal varlıklarını kaybettiler. Tabii, işte, köylüden, tarımdan ve hayvancılıktan bahsettik; en önemli varlıkları olan 10 tane büyükbaş hayvan, beraberinde küçükbaş hayvanlarla telef oldu. Bu konuda kendilerine devlet olarak eğer el uzatabilirsek çok memnun olurum." ifadelerini kullandı.

      
TBMM'de görüşülmekte olan bütçe kanununda Devlet Su İşleri ve Meteoroloji Genel Müdürlüğüyle ilgili söz alan Cesur, şunları söyledi:
    "Ben, şahsım adına cumhuriyetimizin en mukaddes kurumu olan yüce Meclisimizin milletimiz adına söz aldığımız kürsüsünde, sorunları, kişileri hedef alarak bireyselleştirmenin doğru olmadığını düşünüyorum ancak bugünkü konuşmamda memnun olmayarak da olsa ben de buna uyamayacağım. Şöyle ki: Geçenlerde Sayın Bakan Albayrak, Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'i eleştirerek, EYT'yi de kastederek "Biz Demirel'in yaptığını yapmayacağız." dediler, ardından da seçim meydanlarında söz verdikleri 3.600 için "Sağlıkçılar, emniyetçiler, öğretmenler derken bir bakıyorsunuz ki tüm kamu çalışanları istedi, ben bunu doğru bulmuyorum." demiş Sayın Bakan. Şimdi, bu ikinci kısma katılmıyorum elbette ama Sayın Bakanın birinci söylediğine yani Demirel'in yaptığını yapamayacakları kısmına tamamen katılıyorum. Neden derseniz, on altı yıllık iktidarlarına baktığımız zaman söz verip de yaptıkları o kadar az şey var ki Demirel gibi yapamayacakları ortada.


Şimdi, konu mademki Devlet Su İşleri, bakalım, 30 yaşında Devlet Su İşleri Genel Müdürü olan Süleyman Demirel neler yapmış...

Evet, Devlet Su İşleri deyince benim ve kuşkusuz buradaki çoğu kişinin aklına Cumhuriyet tarihimize, imza attığı dev kamu yatırımlarıyla "Barajlar Kralı" olarak adını yazdıran 9'uncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel geliyor. 90 yıllık ömrünün elli senesinde Türkiye'de olup biten hadisatın içinde ve bizzat da çoğu zaman en başında.

Değerli arkadaşlar, doksan beş yıl içinde Türkiye Cumhuriyeti büyük bir transformasyon, dönüşüm ve gelişim göstermiştir. Bu dönüşüm, Türkiye demokrasi mücadelesini, millî iradeyi arkasına alarak heyecanla yürüten Hükûmetlerin ve icraatlarının ülkeyi dev eserlerle donatmasıyla mümkün olmuştur. Bu kalkınma sürecinde gerçekleştirilen başarılı gayretlerin sonucu ve tarihî önemi, bu vatanı seven ve ona bağlı olan herkesin takdirle karşılayacağı bir unsur olmalı. Çok rahatsız olduğum yeni bir tabir var, iktidar tarafından milletimizin önüne konulan, "eski Türkiye" ve "yeni Türkiye" kavramları, bunu burada ifade etmek istiyorum. Neyini beğenmiyorsunuz da onca zorluklarla, uğrunda kanlar dökülerek oluşturulan, kurulan ve hemen her on yılda bir kesintilere uğrayarak kurulduğu hâlde milletiyle bugüne kadar gelen Türkiye'ye "yeni" sıfatını takıyorsunuz? Tek bir Türkiye Cumhuriyeti var ve her şeye rağmen Büyük Atatürk'ün kurduğu kuruluş felsefesine uygun şekilde ilelebet yaşayacaktır, bu böyle biline.

Büyük Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, çağdaşlığa açılan kapının adıdır ve Büyük Atatürk, pek çok alanda yaptığı reformlarla ilerlemenin de yolunu açmıştır. Çok partili hayata geçişle beraber demokratik nitelik de kazanan dönüşüm, halkın desteğini alan hükûmetlerle 2000 yılına gelindiğinde Türkiye'yi artık bir dünya devleti hâline getirdi. Demirel'in Başbakanlığıysa Türkiye için hızlı büyüme dönemleri oldu. 1950'de 13 köyünde elektriği var Türkiye'nin, 2000 yılına gelindiğinde 40 bin köyünde; karanlıktan aydınlığa geçilmiş yani değerli arkadaşlar. 2000'e gelindiğinde 192 ülke arasında 17'nci ekonomiyiz ve Avrupa masasına oturmuşuz.

Başbakan olduğu dönemde -hemen akla gelen- Keban Barajı, Atatürk Barajı, Urfa Tüneli, GAP, Boğaz Köprüsü, İskenderun ve Ereğli Demir Çelik, Seydişehir Alüminyum Tesisi, Aliağa Petrokimya Tesisi, Ataş Rafinerisi, Tokat Almus, Kesikkaya, Keban, Altınapa gibi çok büyük yatırımlar var dakikalara sığdıramayacağım. O dönemde, Ambarlı Santrali hizmete açıldı mesela; Boğaz Tüp Geçidi, Bolu Tüneli, otoyol ve hızlı trenler dâhil Demirel'in projelerindendi. Ve çok övündüğünüz Marmarayın altında da kendisinin imzası var.

Evet, Çoruh, Zap ve Sakarya hidroelektrik santralleri, Karadeniz'e dik inen sular üzerine kurulan hidroelektrik santraller ile GAP hidroelektrik santralleri kuruldu. Afşin-Elbistan termik santralleri, Çayırhan ve Kangal Tevzi de bu dönemin değerli eserleri arasında bulunmakta.
1965 yılında Türkiye'nin 3 tane büyük barajı var. 1980'e gelindiğinde 150 büyük baraj, 200 tane de küçük baraj, gölet yapıldı. Bunlar hem sulama hem de elektrik üretimi sağladı. Fırat ve Dicle üzerine yapılan bu GAP projesi, sadece dünyanın en büyük projelerinden önemli olmakla kalmadı, aynı zamanda Doğu ve Güneydoğu Bölgesi'ne yapılan aslında en büyük ilk yatırım; 22 baraj ve 19 hidroelektrik santralini kapsıyor ve Türkiye olarak çok övündüğümüz eserimiz.

Yollar, köprüler, havaalanları, tersaneler, limanlar, aklınıza ne geliyorsa, telefon, televizyon, tarımda sanayileşme, sanayide üretim, büyüme ve üniversite, okullar, hastaneler ne varsa yapıldı. Bu dönemde Türkiye'de enflasyon yüzde 5, büyüme yüzde 7'ye ulaştı ve Demirel'in başlattığı planlı kalkınma modeli sayesinde de Türkiye'de mega yatırımlar yapıldı.
    Şimdi şöyle özetlesek yanlış bir şey söylemiş olmayız: Hani, bir bir sattığınız ana atardamarlarımız var ya, işte onlar bu beğenmeyip "eski" dediğiniz Türkiye'de yapıldı değerli arkadaşlarım.

Şimdi, gelelim AK PARTİ'nin yapmakla hep övündüğü barajlara. Evet, tüm platformlarda ne kadar çok baraj ve hidroelektrik santralleri yaptığınızla on altı yıldır övünüyorsunuz. Haklısınızdır, yapılanlarla insanlar övünmeli tabii ki ama 2002'de sayısı 195 olan barajlara 423 yeni baraj ilave ettiğinizi, hidroelektrik santral sayısının da 49'dan 540'a çıktığını söylüyorsunuz ya, bakalım nasılmış.

Şimdi eski Orman ve Su İşleri Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu'da buradalar. 2017'de "Dünyadaki en çok barajı bu kardeşiniz yaptı. Dünya rekoru şu an bende." dedi Sayın Bakan. Şimdi, gel gelelim AK PARTİ döneminde inşa edilen hidroelektrik santrallerin elektrik üretimi Süleyman Demirel'in Başbakanlığı döneminde yapılan hidroelektrik santrallerindeki elektrik üretimine ulaşamadı. Demirel hükûmetleri döneminde yapılan HES'ler, Atatürk, Karakaya, Keban, Altınkaya, Birecik, Deriner; evet, bunların her biri çok yüksek oranda üretiyor. Vakit yok, toplam olarak 6 tane HES 7.580 megavat. AK PARTİ hükûmetleri döneminde yapım aşamasında olan, 250 megavattan büyük olan hidroelektrik santrallerin -Ilısu, Yukarı, Yusufeli, 12 tane, saymayayım- en büyüğü 1.200 megavat olmak üzere, toplam 12 tane HES'in kurulu gücü 5.576. Şimdi, bu da ne demek? Bu, şu demek: İktidarlarınızdan önce yapılan HES'lerdeki elektrik üretimi sizin yaptıklarınıza göre tam yüzde 135 kat daha fazla. Yani vallahi, satma kervanına barajlara da göz diktiniz gibi hissetmekteyim. Onun için "GAP'ı gaptırmam." diyen Sayın Cumhurbaşkanımızın bu millete bunu miras bıraktığını ve bizim de bunları "gaptırmayacağımızı" millet olarak burada vurgulamak istiyorum.

Şimdi, bir de Meteorolojiydi benim konum. Meteorolojide de Genel Müdürlüğe, Sayıştay 2017 denetim raporlarına bakacağız. Vaktim çok daraldı ama bunu özetle şöyle geçeyim. Sayıştay eleştiriyor Meteorolojiye ayrılan bütçeyi ve diyor ki: "Meteoroloji normal şartlarda görevini yaptığı havaalanları, devlet hava meydanlarına ve özel havaalanlarına kira bedeli ödüyor."

Bu kira bedelini normal şartlarda Emniyet veya diğer kuruluşlar ödemezken bunun yaptığı kira ödemesini Sayıştay usulsüz bulmuş ve sonuç olarak "Kira ödenmesinde yasal dayanak yok." diyor ve diğer bulguda personele ödenen ek ödemelerin döner sermayeden olması nedeniyle 2017 yılı dönem zararı 7 milyon 957 bin 591 lira ve rapor diyor ki: "İşletmenin kuruluş amacından uzaklaşmışsınız ve âdeta personel maaşlarını ödemeye dönmüşsünüz." Şimdi, dolayısıyla, personel harcamalarına ayrılan bu payla yatırımları küçülmüş, yatırımları yok artık. Şöyle vereyim rakamları: 2017'de yatırım harcamaları 48 milyonken 2018 yılı bütçesinde 7 milyon 450 bin lira düşünülmüş yani ona inmiş. Bu da demek ki aradaki fark personel giderleri yani şu kaçamadığınız israf. Şimdi, bunları da geçeceğim, vaktim çok daraldı.

Çok kıymetli milletvekilleri, bakınız, bunları neden söylüyoruz: On altı senedir algı yönetimiyle yönetim yapıyorsunuz ve milletimize dönüp pek çok şey söylüyorsunuz. Olumsuz olan her şeyin sorumlusunu da sizlerden öncekiler olarak gösteriyorsunuz. Şimdi, gençlerimize sunduğunuz bu tabloyla gençlerimiz umutsuz değerli arkadaşlar ve öyle kötü yönettiniz ki ekonomiyi, maalesef, çok üzgünüm, açlık sınırındaki vatandaş sayımız rekor kırdı, asgari ücretlimiz, emeklimiz, işçimiz, esnafımız, memurumuz, çiftçimiz yoksul, yoksul ve kadınlarımız çaresiz. Sonuçta güzelim Türkiye'miz kaygılı ve mutsuz on senedir.
Şimdi, bakınız, vatandaşa sözler vererek göreve gelen iktidarların denetçisi kurumlardır yani, tabii ki muhalefettir, takipçisi muhalefettir, basındır; biz burada görevimizi yapıyoruz, sivil toplum örgütleridir, üniversitelerdir, sendikalardır. Bizi mazur görün, sizi elbette eleştireceğiz, ya işimiz bu, çünkü millet bizi bu kürsüye ve bu koltuklara bu yüzden getirdi. Ve milletimizin bize verdiği görevi yaparken diyoruz ki...    

Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi hürriyetçi demokratik sistemin kalbidir, çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi hakların, hürriyetlerin bekçisidir, çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisinde iktidarlar aslında her rejimde vardır ama rejimleri demokratik yapan muhalefettir, basındır, üniversitelerdir. Hürriyetçi demokrasi halka sadece beka ve güvenlik vadetmez, bunu vermez. Son dönemde beka tartışması üzerinden yerel seçimlere hazırlanıyorsunuz, milletimiz bunları görmüyor mu değerli arkadaşlarım? Hem can, mal güvenliği hem hürriyet hem de ekmek verir hükûmetler ve "Bunlardan birini tercih edin." dediğiniz yerde rejim, rejim olmaktan da çıkar.

Çok kıymetli milletvekilleri, son olarak, devletin görevi kürek çekmek değil dümen tutmaktır diyorum, dümen, dümeni sımsıkı yakalamaktır ve Türkiye dümeni boşalmış bir gemi gibi kayalıklara giderken bu yüce Mecliste ve milletimizin bize verdiği yüce makamda hiç değilse 2019'da kendi vicdanlarınızla hareket edin ve lütfen kendi vicdanlarınızla buradaki her şeyi oylayın diyorum.
    

Bakın "Tren kazası için araştırma komisyonu kurulsun." dedik, kurulmadı.


Şimdi, 3 tane daha tren kazası oldu. Kuralım hep beraber. Bakın, hepiniz burada bunu destekliyorsunuz. Gelin, beraber araştırma komisyonunu kuralım. Ben, hemen, önümüzdeki hafta indireceğim Meclise.
2019 bütçemizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Gönül isterdi ki vatandaşlarımızın acil ihtiyaçlarını karşılayın bir bütçe olsun. İnşallah, daha iyilerini de yapmayı yüce Allah bizlere nasip eder.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yapabilmek Üye Girişi Yapmalısınız.