KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA
Haberin Tarihi: 8.5.2021 12:53:19 - Okunma Sayısı:414 defa okundu.

Mehmet DEMİREL yazdı...

KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:

  Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli,

  Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,

  Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli…" ( Mehmet Akif Ersoy )

 

Kudüs ve Mescid-i Aksa Türk ve İslam Dünyası için önemli bir yerdir. Kudüs tarihteki en eski şehir, Mescid-i Aksa Müslümanların “İlk Kıblesi" olduğuna inanılan bir yapıdır. Manevi dünyamızın kutsal yapılarından bir yerdir.

Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerim’deki yeri şu ayetler ile belirtilmiştir;

“Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Şüphesiz bu, Rabbinden olan bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir." (Bakara Süresi – 149. Ayet)

"Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan yola çıkararak, kendisine bazı mucizelerimizi gösterelim diye, çevresini kutsal kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ulaştıran Allah, her türlü noksanlıktan uzaktır. O her şeyi işiten ve her şeyi görendir." (İsra Süresi – 1. Ayet)

"Onlar, Mescid-i Haram’dan (insanları) alı koyarlarken ve onun (gerçek ve layık) koruyucuları değilken Allah, ne diye onları azaplandırmasın? Onun (asıl) koruyucuları yalnızca korkup sakınanlardır. Ancak onların çoğu bilmezler." (Efla Süresi – 34. Ayet)

"Sen bunun (böyle bir mescidin) içinde hiçbir zaman durma. Daha ilk günden takva temeli üzerine kurulan mescid, senin bunda (namaza ve diğer işlere) durmana daha uygundur. Onda, arınmayı içten arzulayan adamlar vardır. Allah arınanları sever." (Tevbe Süresi – 108. Ayet)

Süleyman Tapınağı Mescid-i Aksa’nın önemi Cenab-ı Allah tarafından bu süre ve ayetler ile belirtilmiştir. Müslüman olarak bizlerin Mabedi’dir.

Kudüs her dinin izlerini taşıyan bir şehirdir. Yahudiler için Kudüs neden önemli? Çünkü, Süleyman Mabedi’nin bu şehirde bulunmuş olması, bölgenin tamamında söz ve egemenlik haklarının olduğunu iddia temelinde yatmaktadır. Amaçları egemenlik sınırlarını genişletmek ve yayılmacı politika ile bu bölgenin tamamına sahip olmaktır. Bu hakkı kendilerinde meşru görüyorlar ve bu amaca ulaşmak için her türlü şiddeti kendilerince meşrulaştırıyorlar.

Bunu din temeline sığdırmak yaptıkları vahşeti görünce tabi ki, mantıklı gelmiyor. Son ve Hak Din İslam hiçbir zaman şiddeti, vahşeti meşru kabul etmez ve istemez. Zaten sorunun asıl kaynağı İslam Dini dışındaki Dinlerin var olduklarına inanmalarıdır. İslam Dini, İslam Dininden önceki dinlerin varlığını söyler fakat İslam Dininden sonra diğerlerinin yok olduğunu batıl olduğunu geçersiz olduğunu son din İslam olduğunu ve İslamın Yer Yüzünde Aleme gönderildiğini söyler. Onlar batıl olmuş dinlerine inanmaya devam ederler.

Yaptıkları vahşet, zorbalık ve insanlık dışı her uygulamayı din adına yaptıklarını söylemeleri kendilerince zulme meşru kılıf uydurmaya çalışmalarıdır.

Allah'ın mescidlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir?" diyor Bakara Süresi 114. Ayet…

İslamın yer yüzündeki kılıcı ve sancaktarı Türkler’dir. Tarihte İslam Dinine ve Coğrafyasına yapılan her saldırının karşısında kalkan olan biz Türk’leriz. Tarihten günümüze İslam ve Müslümanlar denince akla Türk’ler gelmektedir. Dolayısıyla İslam için önem arz eden her şey biz Türkler içinde önemlidir.

“Allah’ın evi esaret altındayken, Selahaddin nasıl kendi evinde yatar? Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim?"  der; Selahaddin Eyyubi.

Bir çok uygarlığa, hükümdarlığa ve dine ev sahipliği yapan Kudüs, Osmanlı Devleti döneminde, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında Kudüs’e girilmiştir. Ve bu tarihten itibaren 400 yıl bu topraklarda bulunmuşuzdur. Osmalı Devletinden sonra Kudüs İsrail ve İngiliz işgaline maruz kalmıştır.

“Iğdırlı Onbaşı Hasan, Osmanlı Askeri…”

Osmanlı ordusu Kudüs’ten çekilirken 53 Türk Askeri bu topraklarda kalarak, son nefes, son nefer kalana dek koruma vazifesini üstlenmiştir. Son Türk Askeri Iğdırlı Onbaşı Hasan’dır.

 

Tarihi sorumluluk hisleri ile ömrünü bu topraklara adayan son görev yerinde son nefesini veren Türk Askeri Onbaşı Hasan kendisini şöyle anlatmış;

“Ben Osmanlı Ordusu, Yirminci Kolordu, Otuz Altıncı Tabur, Sekizinci Bölük, On Birinci Ağır Makineli Tüfek Takımı Komutanı Iğdırlı Onbaşı Hasan’ım. Bizim bölük cihan harbinde kanal cephesinde İngiliz’e saldırdı. Canım Ordu Kanal’da yenildi. Artık geri çekilecekti. Ecdat yadigarı topraklar bir bir elden gidiyordu. İngiliz Kudüs’e dayandı, şehri işgal etti. Biz de Kudüs’te artçı bölük olarak bırakıldık. Elli üç neferden bu güne bir tek ben kaldım…”

Onbaşı Hasan, vefat tarihine kadar her gün Mescid-Aksa’ya sabah namazı ile gelir ve yatsı namazı sonrasına kadar vaktini burada adeta nöbet tutarcasına geçirirmiş. Kalbi Mescid-i Aksa ve Görev sorumluluğu ile atarmış. Nesillere yani bizlere bu hayatı örnek olarak kalmıştır.

Kudüs ve Mescid-i Aksa Türk İslam Aleminin kutsaliyetidir, mabedimizdir. Yıllardır süren bu zalimliğe son verilmelidir. Türk İslam Sancağı bu coğrafyaya Huzur getirmelidir.

Mübarek Ramazan ayında İsrail Askerlerinin Mescid-i Aksa’ya saldırmaları, zalimce vahşete sebep olmaları asla kabul edilemez edilmemelidir. Bu operasyon İsrail’in bizlere sembolik güç gösterisi deyim yerindeyse kafa tutmalarıdır.

Son zamanlarda Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin Coğrafyadaki Bekası, varlığını daim kılma çabası ve çağa damga vuracak gelişmelere imza atması “emperyalist güçleri ürkütmüştür. Türk’ün güçlenmesini yeniden Dünya’ya hakim olmasından korkmaktadırlar. Biliyorlar ki Türk, Huzur ve Barış sağlar, Adalet sağlar, onlar ise bundan rahatsızdırlar. Zalim ve vahşetten beslenirler. Geçim kaynağı zalimlik olanlar bunu asla kabul etmezler.

Bu saldırıyı hep bir ağızdan lanetlemek, kınamak gerekir. Mutlaka bu olaya Makul, Meşru ve Devlet Aklı ile cevap verilmelidir.

Tarihimizi ve yaşanan gelişmeleri takip etmek, analiz etmek ve geleceğe yönelmek Türk Milleti için vaz geçilmez strateji olmalıdır.

Bu coğrafyada tesadüfen var olan bir Millet ve Devlet değiliz.

İsrail’in saldırısında yaralanan Müslüman Kardeşlerimize acil şifalar dilerim. Türk ve İslam Aleminin Huzur bulması ve Daim olması dileğiyle Kadir Gecenizin Mübarek olmasını temenni ederim.

Dualar Türk İslam Alemine Olsun.

Saygılarımla

( Kaynak: Türk İslam Tarihi, Kuran-ı Kerim, Araştırmacı Yazar İlhan Bardakçı’nın röportajı )

 

Mehmet Demirel

08.05.2021

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap