10:52:02 SDÜ’de Yüz Yüze Eğitim İçin Hazırlıklar Devam Ediyor 09:54:30 Sıcak Asfalt Hedefi Tamamlanmak Üzere 09:44:33 Isparta Belediye Başkanlığı  Beton Ve Mamul Malzemeden Kaldırım ve Yol Kaplama İşleri Yaptıracak 09:38:21 Isparta DSİ 18. Bölge Müdürlüğü   Personel Taşıma Hizmeti Alacak 09:32:19 T.C.Tarım ve Orman Bakanlığı 6. Bölge Müdürlüğü Isparta Şube Müdürlüğü Şöförlü Ve Şöförsüz Hizmet Aracı Kiralanacaktır 15:09:52 SAKİN ŞEHİR EĞİRDİR EN HAREKETLİ GÜNLERİNİ YAŞIYOR! 10:53:17 GERİ SAYIM BAŞLADI… 10:43:46 ISVAK HEYETİ, AÇIK OTURUM TEMASLARINA BAŞLADI 10:19:40 Sütçüler İlçesinin Bir Hayali Daha Gerçekleşiyor 10:08:41 Eğirdir Fidanlık Müdürlüğünde 42 Türde 9 Milyon 530 Bin Adet Fidan Üretildi 09:48:37 Isparta Belediye Başkanlığı Isparta'da Muhtelif Cadde Ve Sokaklarda Yol Ve Kaldırım Kaplama İşi Yaptıracak 09:41:33 Bucak Belediye Başkanlığı Muhtelif Cins Ve Miktarda Akaryakıt Satın Alacak 09:32:38 Burdur Orman İşletme Müdürlüğü Katı Yakıt (Kömür) Satın Alacak 17:49:05 Chp’li Halıcı’dan Sağlık Çalışanına Yönelik Şiddete Tepki 15:51:00 Uyuşturucuyla Mücadele Devam Ediyor 15:09:35 Kick Boks Ailesine 17 Yeni Hakem 15:00:52 Eğirdir'de Ahilik Haftası Etkinliği 13:29:50 “PANDEMİ SÜRECİNDE EN BAŞARILI SİYASETÇİ İYİ PARTİLİ AYLİN CESUR” 13:19:05 Aksu-Yenişarbademli Yolundaki Altyapı Çalışmalarında Sona Yaklaşıldı 13:10:21 Eğirdir Gölü Manzaralı Ekinezyalar Hasat Olmaya Hazırlanıyor…

ANILARDA ISPARTA (11.BÖLÜM)

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,ANILARDA ISPARTA (11.BÖLÜM)
Haberin Tarihi: 7.9.2021 11:14:19 - Okunma Sayısı:262 defa okundu.

İlhan Şimşek yazdı...

BÖLÜM - 11

 

EFSANELER (1)

 

Her efsane biraz gerçektir!..

 

Uzun söze gerek yok!.. Efsaneleri tanımlamaya da gerek yok !..

TİRYAKİ HOCA (KOCA)

Eğirdir Sorkuncak’ta Tiryaki Koca veya Tiryaki Hoca dedikleri yaşlı bir adam buğday eker, buğday kaldırırmış. Elinden beş dişli yabası hiç düşmezmiş; tarlaya giderken elinde yaba, tarladan gelirken elinde yaba.      

Çanakkale Savaşı yılları.

Çanakkale’de yedi düvele karşı göğüs göğse çarpışanların içinde Sorkuncaklı bir delikanlı da varmış. Bu delikanlı yaralanmış ve köyüne, Sorkuncak’a gönderilmiş. Köylü durur mu?!.. Savaş anılarını dinlemek için her gece çoluk çocuk gazinin etrafını çevirirmiş. Delikanlı başından geçenleri anlatırken Sorkuncaklı Tiryaki Hoca’yı savaşta gördüğünü söyleyince   herkes bir başka merakla anlatılanları dinlemeye koyulmuş.

“Ey hemşehrilerim, düşman üzerine saldırırken bizim köyden Tiryaki Koca da en önde, elinde yabası ile düşmana aman vermiyordu!..”  

Köylüler anlatılanlara şaşırmış kalmışlar ve içlerinden biri,

“Yiğidim, nasıl olur!.. Tiryaki Hoca hem çok yaşlıdır hem köyden hiç ayrılmadı ki!..”

 Bu söz üzerine ufak yollu bir tartışma başlamış. Delikanlı demiş ki, “İspatlarım!..”  Köylüler de, “İspatla!..” demişler.

Bunun üzerine delikanlı duvarda asılı duran savaş torbasının içinden iri parmak kalınlığında uzun iki odun parçası çıkarmış.

“Bunlar Tiryaki Hoca’nın yabasının  kırılan dişeri. Savaş sırasında alıp torbama koymuştum. Kalkın gidelim, Hoca’nın yabasına bakalım!..Yabanın dişleri var mı yok mu?”

Bir heyecanla kalkıp Tiryaki Hoca’nın yabasını bulmuşlar. Bakmışlar ki yabanın iki dişi yok. Gazinin verdiği parçaları yabanın kırık yerlerine koymuşlar ki dişler tıpa tıp yerine oturmuş. O zaman inanmışlar ki Tiryaki Koca Çanakkale’de savaşmış!..

Ne var ki sırrı açığa çıkan Tiryaki Koca’yı o günden sonra gören de olmamış.

 

CANAVAR YILAN

Yılanı bol olan Yılanlı köyün bulunduğu Yılanlı Ovası’nda bir canavar yılan varmış. Bu canavar, koca koca sığırların, eşeklerin yanı sıra davarları ve insanları bir anda yutuverirmiş.

Halk, canavara  bir türlü çare bulamamış.  

Bir gün köye yaşlı biri gelmiş. Köylüler, yaşlı kişinin  konuşmalarından bilge bir kişi olduğuna kanaat getirmişler ve canavarı ona anlatmışlar. Bu kişi, “Bir çare düşüneyim; hele bir sabah olsun!” demiş  ve yatmışlar. Sabah köyün ileri gelenleri yaşlı misafirin yanına gitmiş. Adam etrafını saran köylülere demiş ki,

“Bana bir eşek getirin, bir de büyük bir heybe!.. Ayrıca su geçirmez bir torbaya bir teneke su doldurun; yine bir teneke sönmemiş kireç bulun!..”   

Köylüler, canavardan kurtulmak için yaşlı adamın istediklerini getirmişler.

Yaşlı adam heybeyi eşeğin sırtına vurmuş ve heybenin bir gözüne sönmemiş kireci, diğer gözüne de su dolu torbayı koymuş. Çoluk çocuk, yaşlı, genç, kız kızan bu işe şaşmış!.. Adam eşeğin yularından tutmuş onu Yılanlı Ovası’na götürmüş. Arkasında köylüler… Eşek, ovanının taze otlarını görünce başlamış otlamaya. Adam, “Şimdi saklanma zamanı. Biraz sonra canavar gelir!..” demiş ve bir tepenin arkasına saklanmışlar.

Biz diyelim bir saat siz deyin iki saat geçmiş. Belki de daha fazla… Eşeğin kokusunu alan canavar yılan uzaktan görünmüş. Fırıncı küreği gibi uzun dilini çıkara çıkara eşeğin yanına gelmiş. Bir hamlede eşeği yutuvermiş. Köylüler gördükleri karşısında küçük dillerini yutmuşlar. şimdi ne olacak diye herkes birbirine bakmış!.. Adam demiş ki,

“Biraz sabırlı olun, ses çıkarmayın, curcuna birazdan başlayacak!..”

Az bir zaman sonra yılanda bir tuhaflık başlamış. Yılan, eski yılan değil… Kendini ovanın içinde oradan oraya atmaya başlamış. Ova sarsılmış!.. Meraklı gözler, göz kırpmadan yılanı gözlemeye devam etmiş. Yılanın midesine inen sönmemiş kireç ile su birleşince yılanda ne mide bırakmış ne bağırsak!.. İçi parçalanan canavar yılan koca bir kütük gibi yıkılıp kalmış.

Yaşlı adam saklandığı yerden çıkmış ve korkusuzca, kendinden emin, yılanın yanına varmış. Bakmış ki ölen yılanın fırını andıran koca ağzı kireç köpüğü ile dolu.

Böylece köylü, kanını canını emen yılandan kurtulmuş.  

O gündür bugündür yaşlı adama Yılanoğlu demişler ve onu köyün bilgesi ilan edip, ona yedi başlı ejderi öldüren Mete Han gibi değer vererek, ömür boyu köylerinde misafir etmişler.

 

EĞİRDİR GÖLÜ KAYADAN OLUŞMUŞ

Başlık tuhaf ama efsane doğruluyor: Eğirdir Gölü kayadan oluşmuş!..

Eğirdir’in simgelerinden biri de Sivri Dağı’dır. Sivri Tepesi de denilen bu tepenin etrafı eskiden hep ormanmış. Bu orman içinde dağ geyikleri, dağ keçileri gibi çeşit çeşit hayvan yaşarmış. Sivri’den bakıldığında şimdiki gölün bulunduğu yer göz alabildiğine düz bir ovalıkmış.

Yıllar yılı günlerden bir gün bir avcı avlanmak üzere Sivri’ye çıkmış. Avcı küçük bir tepeyi aşınca bir de ne görsün? Alımlı mı alımlı, heybetli mi heybetli, küheylan gibi bir geyik yalçın bir kayanın üzerine çıkmış ovayı izliyor. Geyiğin birkaç metre ilerisinde bir yalçın kaya daha... Kayanın altında kirmen eğiren bir kadın yanında kendi halinde oynayan küçük çocuğuyla oturuyormuş.

Avcı, “ Ya Bismillah!..” deyip yayını germiş ve salıvermiş oku… Tam bu ara geyik kayadan aşağı atlamış. Ok boşa çıkmış. Ok boşa çıkmasına çıkmış ama gitmiş ileride bir başka kayaya saplanmış. Hikmeti Allah’tandır, okun saplandığı kayadan sular fışkırmaya başlamış ki ne fışkırma!.. Avcı bu işe şaşmış kalmış!.. Kadın eğirme işine öyle dalmış ki fışkıran sudan haberi olmamış.

Koca ova bir anda suyla dolmuş. Bu ara kadının oynayan çocuğu suya düşmüş. Çocuk suya düşmüş olmasına düşmüş ama kadının yine haberi olmamış!..

Avcı, suya düşen  çocuğu kurtarmak için koşarken kadına da bağırıyormuş,

“Kadın kadın, çocuk suya düştü!.. Sen eğirdur!..”

“Eğirdir” adının böyle bir efsaneden, “eğirdur”dan geldiğini Eğirdirliler çocuklarına bir masal gibi hâlâ anlatırlar.

Başlık tuhaf ama efsane doğruluyor: Eğirdir Gölü kayadan oluşmuş.

Her efsane biraz gerçektir!..

 

 (1) Isparta Ekspres Gazetesi,  Isparta’yı Tanıyalım, Isparta Efsaneleri Bölümü.

- İlhan Şimşek

Bu Haberi Paylaş


  • eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi
  • eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi
  • eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi
  • eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi
  • eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi
  • eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi

Yorum Yap