İÇ SULAR KAPTANI ALİ DEMİRAL’IN SEYİR DEFTERİ…(15.Bölüm)

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,İÇ SULAR KAPTANI ALİ DEMİRAL’IN SEYİR DEFTERİ…(15.Bölüm)
Haberin Tarihi: 7.5.2022 17:57:53 - Okunma Sayısı:207 defa okundu.

Zeki Tarhan Yazdı...

İÇ SULAR KAPTANI ALİ DEMİRAL’IN SEYİR DEFTERİ…

                                    Zeki TARHAN – ANKARA

                                            Onbeşinci Bölüm

                     90’lı yılların başları… Biyolog Sedat KARAKOYUN, Isparta Tarım İl Müdürlüğü Kor.Kont.Şube Müdürlüğünden, kendi isteği ile Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsüne atanır. O yıllarda da İl Müdürlüğüne bağlı Isparta Gölcük gölü mevkiindeki Milas mesirelik alanının kenarında, cazibeyle akan akarsu kenarına kurulan, yıllarca çiftçiye tanıtım ve eğitim amaçlı olup başarı ile çalıştırılan Alabalık Üretme Haçeri binalarının, amaçlanan projesi başarı ile tamamlanır.        İşletmenin kapatılmasından sonra, bina içindeki balık üretiminde kullanılan muhtelif ebatlardaki tüm taşınabilir fiber tanklar ve çok çeşitli  yavru üretim malzeme aparatları, Enstitüye, yine aynı amaçla tesis edilen Haçeri binası için, bakanlıkça hibe edilir.

                                                    ***
                KARAKOYUN; SAREM’e atanınca, Milas’taki çalışmalarında emeği ve  tecrübesini, buradaki Haçeri binasında uygulayıp, Alabalık yavru üretimi yanında, Sazan balığı üretimini sağlamak için yapılan proje dahilinde, anaç sazan balığı yakalamak için, malzemelerini proje bünyesinden  aldırıp, çeşitli göz açıklığında dört adet 200 m.lik, fanyalı ağları donattırmıştı. 

            …Ve anaç balık yakalamak üzere, o yepyeni ip ağları (o yıllarda misina ağ yok) üzerinde   Miryokefalon savaşlarının yapıldığı, halen kama tipi silah kalıntılarını ara sıra tesadüfen bulan  çobanların sürülerini otlattığı dağların, Hoyran gölüne bakan kısmında, Kaya Mezarlarının da olduğu bölgeye yakın, Yalvaç ilçesine bağlı Aşağıtırtar köyü sahilindeki, üzerinde Bizans döneminden kalma, şimdilerde harabe olmuş surlarla kaplı küçük bir adanın, anaç balığı yakalayabileceğimiz muhtemel sazlıkları önüne, ertesi gün çekmek üzere serdik… O bölgede, üzerinde çok sayıdaki tarihi sayılabilecek söğüt ağaçlarının da olduğu, bir nevi mesire alanı olan yerdeki, gelen ziyaretçilere  hizmet veren balık lokantasına uğrayıp, işletmecisine ağların yerini gösterip, amacını anlatarak, ikram edilen çayları içip, Enstitüye geri dönmüştük…  

                     SONUÇ VE GENEL DEĞERLENDİRME:

              15 bölümlük bu yazı dizimiz, burada son buluyor. Sanırım, bu heyecan dolu ve de bir yanıyla da macera içeren yazı dizimizi, sıkılmadan zevkle okumuşsunuzdur…

              Devam eden iki yazı dizimizi; “EĞİRDİR’E DAİR” KİTAP KRİTİĞİ ile, “EĞİRDİR GÖL HAVZASI, PESTİSİTLE MÜCADELENİN NERESİNDE? “ adlı yazı dizilerimizi de sıkılmadan zevkle okuduğunuzu ve de okuyacağınızı umarak hoşça kalın, sağlıcakla kalın diyoruz…

                                            --  SON --          

                                   


 

 

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap