SDÜ’DE 10 YILDIR İNME TEDAVİSİ BAŞARIYLA UYGULANIYOR
29 Ekim Dünya İnme Günü dolayısıyla inme hastalığında erken teşhisin ve zamanında müdahalenin hayati önemine dikkat çekildi. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Girişimsel Nöroloji Kliniği’nde, Türkiye’de sınırlı sayıdaki sağlık merkezinde uygulanabilen ileri düzey inme tedavilerinin 10 yılı aşkın süredir başarıyla gerçekleştirildiği bildirildi. Deneyimli uzman kadrosu ve multidisipliner çalışma anlayışıyla hizmet veren SDÜ İnme Merkezi, inme hastalarının tedavisinde önemli bir rol üstleniyor.
Her yıl 29 Ekim'de kutlanan Dünya İnme Günü kapsamında, toplumda inme konusunda farkındalık oluşturulması, hastalığın belirtilerinin tanınması ve erken müdahalenin öneminin vurgulanması amaçlanıyor. Beyin damarlarında meydana gelen tıkanıklık veya kanama sonucunda ortaya çıkan inme, zamanında müdahale edilmediğinde ölümle veya kalıcı sakatlıklarla sonuçlanabiliyor. Ancak günümüzde gelişen tıbbi teknolojiler ve yeni tedavi yöntemleri sayesinde özellikle erken başvuran hastalarda başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.
Bu kapsamda Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Girişimsel Nöroloji Kliniği'nde, ileri düzey inme tedavilerinin 10 yılı aşkın süredir uygulandığı belirtildi. Türkiye'de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilebilen bu tedavilerin, SDÜ bünyesinde deneyimli bir ekip ve gelişmiş teknik altyapıyla sürdürüldüğü ifade edildi.
İNME, DÜNYADA ÖNEMLİ ÖLÜM VE ENGELLİLİK NEDENLERİ ARASINDA
Halk arasında felç olarak da bilinen inme, beyin damarlarının tıkanması veya yırtılması sonucunda beyin dokusunun yeterli kan ve oksijen alamamasıyla gelişiyor. İnme vakalarının önemli bir bölümünü beyin damarlarının ani şekilde tıkanması sonucu ortaya çıkan iskemik inmeler oluşturuyor.
Dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olan inme, ölüm ve kalıcı engellilik nedenleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 15 milyon kişi inme geçirirken, bunların 6 milyonu hayatını kaybediyor, 6 milyonu ise kalıcı sakatlıkla yaşamını sürdürmek zorunda kalıyor.
Türkiye'de de önemli bir sağlık sorunu olan inmenin olumsuz sonuçlarının azaltılmasında erken tanı, hızlı sağlık hizmetine erişim ve uygun tedavinin zamanında uygulanması büyük önem taşıyor.
Özellikle son yıllarda geliştirilen tedavi yöntemleri, beyin damarlarının tıkanması sonucu meydana gelen inmelerde hastalara önemli tedavi olanakları sunuyor. Bununla birlikte hastalığın ortaya çıkmasını önlemeye yönelik koruyucu sağlık uygulamaları da inme ile mücadelede en etkili yöntemlerin başında geliyor.
İNME BELİRTİLERİNİ TANIYIN, ZAMAN KAYBETMEDEN 112'Yİ ARAYIN
İnme belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilmekle birlikte, genellikle aniden ortaya çıkıyor. Hastalığın erken fark edilmesi ve belirtilerin doğru değerlendirilmesi, tedavinin başarısını doğrudan etkiliyor.
İnmenin en sık görülen belirtileri arasında şunlar bulunuyor:
- Yüzde, kolda veya bacakta, özellikle vücudun tek tarafında aniden gelişen hissizlik ve kuvvet kaybı,
- Bilinç bulanıklığı, konuşma veya konuşulanları anlamada güçlük,
- Yürüme güçlüğü, baş dönmesi, denge ve koordinasyon kaybı,
- Bir veya iki gözde ani görme kaybı ya da görme bozukluğu,
- Daha önce yaşanmamış, ani başlayan ve şiddetli baş ağrısı.
Bu belirtilerden herhangi birinin görülmesi durumunda hastanın veya yakınlarının zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni araması gerekiyor. İnme şüphesi bulunan hastanın en kısa sürede uygun tedavi olanaklarına sahip bir sağlık merkezine ulaştırılması hayati önem taşıyor.
Uzmanlar, inme tedavisinde zamanın doğrudan beyin hücrelerinin yaşamıyla ilişkili olduğuna dikkat çekerek, “Zaman Beyindir” mesajıyla erken müdahalenin önemini vurguluyor.
İNME TEDAVİSİNDE İLK SAATLER HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
İnme tedavisinde hastanın sağlık kuruluşuna başvurduğu zaman, uygulanabilecek tedavi yöntemleri açısından belirleyici oluyor. Özellikle beyin damarının pıhtı nedeniyle tıkanması sonucu meydana gelen iskemik inmelerde, uygun hastalara erken dönemde uygulanan tedavilerle beyin dokusunun daha fazla zarar görmesinin önüne geçilebiliyor.
Bu kapsamda iki önemli tedavi yöntemi öne çıkıyor.
İlk yöntem, uygun hastalarda belirtilerin başlamasından sonraki ilk 4,5 saat içerisinde damar yoluyla uygulanan pıhtı eritici ilaç tedavisi (IV-tPA). Bu yöntemle beyindeki tıkalı damarın yeniden açılması ve kan akışının sağlanması hedefleniyor.
İkinci yöntem ise endovasküler inme tedavisi olarak bilinen mekanik trombektomi işlemi. Anjiyografik yöntemlerle gerçekleştirilen bu uygulamada, beyin damarındaki pıhtıya ulaşarak pıhtının mekanik olarak çıkarılması ve damar açıklığının yeniden sağlanması amaçlanıyor. Uygun hastalarda bu tedavi, güncel kılavuzlar ve klinik değerlendirmeler doğrultusunda ilk 6 saatin ötesinde, bazı durumlarda 24 saate kadar uygulanabiliyor.
Her iki yöntemin de hastanın uygunluğuna göre değerlendirilmesi gerekiyor. Erken ve doğru müdahale, beyin dokusunun korunmasına, ölüm riskinin azaltılmasına ve hastaların yaşam kalitesinin artırılmasına önemli katkı sağlayabiliyor.
Ancak bu tedavilerin uygulanabilmesi için gelişmiş tıbbi cihazların yanı sıra alanında uzman, deneyimli ve koordineli çalışan sağlık ekiplerine ihtiyaç duyuluyor. Girişimsel nöroloji, nöroloji, kardiyoloji, hemşirelik ve anjiyografi ekiplerinin iş birliği, tedavi sürecinin önemli bir parçasını oluşturuyor.
SDÜ'DE 10 YILI AŞKIN SÜREDİR İLERİ DÜZEY İNME TEDAVİSİ
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Girişimsel Nöroloji Kliniği'nde, Türkiye'de sınırlı sayıda merkezde uygulanabilen ileri inme tedavilerinin 10 yılı aşkın süredir gerçekleştirildiği belirtildi.
Deneyimli hekim kadrosu, teknik altyapısı ve farklı uzmanlık alanlarından sağlık çalışanlarının iş birliğiyle hizmet veren SDÜ İnme Merkezi, inme hastalarının tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir görev üstleniyor.
İnme tedavisinin yalnızca bir hekim tarafından yürütülen bir işlem olmadığına dikkat çekilirken, hastanın ilk değerlendirmesinden tedavi kararına, anjiyografik müdahaleden tedavi sonrası takibe kadar bütün sürecin koordinasyon içinde yürütülmesinin önem taşıdığı vurgulanıyor.
SDÜ'de görev yapan ekip, güncel tedavi yöntemlerini uygulayarak inme hastalarına zamanında ve etkin sağlık hizmeti sunmayı hedefliyor.
SDÜ İNME MERKEZİ'NDE DENEYİMLİ EKİP GÖREV YAPIYOR
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İnme Merkezi'nde görev yapan ekipte şu isimler yer alıyor:
- Prof. Dr. Vedat Ali Yürekli – SDÜ Nöroloji Anabilim Dalı
- Doç. Dr. Nihat Şengeze – SDÜ Nöroloji Anabilim Dalı
- Prof. Dr. Mustafa Karabacak – SDÜ Kardiyoloji Anabilim Dalı
- Hemşire Filiz Uyal – SDÜ İnme Merkezi
- Hemşire Nazlıcan Ersen – SDÜ İnme Ünitesi
- SDÜ Kardiyoloji-Nöroloji Anjiyografi Ekibi
Farklı uzmanlık alanlarından sağlık çalışanlarının birlikte görev yaptığı merkezde, inme tedavisinin gerektirdiği hızlı müdahale ve ekip koordinasyonu ön planda tutuluyor.
İNMEDEN KORUNMAK DA MÜMKÜN
İnme, ciddi sonuçlara yol açabilmesine rağmen büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olarak değerlendiriliyor. Hastalığın önlenmesinde yaşam tarzı değişiklikleri ve kronik hastalıkların kontrol altında tutulması büyük önem taşıyor.
Sigara ve aşırı alkol tüketimi, sağlıksız beslenme, aşırı tuzlu, şekerli ve yağlı gıdaların tüketilmesi, obezite, hareketsiz yaşam ve stres, inme riskini artıran önemli faktörler arasında bulunuyor.
Özellikle hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterolün kontrol altında tutulması, inmeden korunmada temel adımları oluşturuyor.
Uzmanlar, inme riskini azaltmak için şu önerilere dikkat çekiyor:
- Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerini düzenli takip ettirmek,
- Sigarayı bırakmak ve tütün ürünlerinden uzak durmak,
- Meyve ve sebze ağırlıklı, dengeli ve sağlıklı beslenmek,
- Tuz, şeker ve doymuş yağ tüketimini azaltmak,
- Düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz yapmak,
- Fazla kilolardan kurtularak ideal kiloyu korumak,
- Kronik hastalıkların tedavisini aksatmamak ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırmak.
İnme ile mücadelede yalnızca tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinin yeterli olmadığına dikkat çekilirken, toplumun hastalığın belirtileri ve risk faktörleri konusunda bilinçlendirilmesinin de büyük önem taşıdığı belirtiliyor.
“İNMEDE ÇARE ERKEN MÜDAHALE”
29 Ekim Dünya İnme Günü, toplumda inme konusunda farkındalık oluşturmak, hastalığın önlenebilir yönüne dikkat çekmek ve erken tedaviye erişimin önemini anlatmak amacıyla çeşitli etkinliklerle değerlendiriliyor.
Cumhuriyet Bayramı ile aynı güne denk gelen Dünya İnme Günü'nün anlamlı bir mesaj taşıdığına dikkat çekilirken, Cumhuriyet'in ilanıyla bağımsızlığına kavuşan bir milletin yeniden doğuşu ile inme geçiren bireylerin hayata yeniden tutunma mücadelesi arasında sembolik bir bağ kurulduğu ifade ediliyor.
Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği tarafından da dünya ile eş zamanlı olarak sürdürülen bilinçlendirme ve farkındalık çalışmalarıyla, inmeden korunma, belirtileri tanıma ve doğru zamanda sağlık kuruluşuna başvurma konularında toplumsal bilincin artırılması hedefleniyor.
Uzmanların verdiği mesaj ise oldukça açık: İnme belirtileri görüldüğünde beklemek veya belirtilerin kendiliğinden geçmesini ummak ciddi sonuçlara yol açabilir. Erken müdahale, doğru tedavi ve koruyucu sağlık önlemleri sayesinde inmenin neden olduğu ölüm ve kalıcı sakatlık riskini azaltmak mümkün.