EMEKLİ ÖĞRETMEN SÜLEYMAN GÜÇLÜ “ÖĞRETMENLİK EN KUTSAL MESLEKTİR”

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,EMEKLİ ÖĞRETMEN SÜLEYMAN GÜÇLÜ “ÖĞRETMENLİK EN KUTSAL MESLEKTİR”
Haberin Tarihi: 24.11.2023 15:53:25 - Okunma Sayısı:571 defa okundu.

24 Kasım Öğretmenler günü dolayısıyla düzenlenen törende emekli öğretmenler adına bir konuşma yapan Akşemsettin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi eski Müdürü Süleyman Güçlü, “öğretmenlik mesleği yaşamın ta kendisidir. En kutsal meslektir. Her öğretmenin eli öpülmedir. Baş tacıdır. Öğretmenler kıymetlilerimizi çocuklarımızı emanet ettiğimizdir. Öğretmenlerimiz değerlidir” dedi.

EMEKLİ ÖĞRETMEN SÜLEYMAN GÜÇLÜ “ÖĞRETMENLİK EN KUTSAL MESLEKTİR”

24 Kasım Öğretmenler günü dolayısıyla düzenlenen törende emekli öğretmenler adına bir konuşma yapan Akşemsettin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi eski Müdürü Süleyman Güçlü, “öğretmenlik mesleği yaşamın ta kendisidir. En kutsal meslektir. Her öğretmenin eli öpülmedir. Baş tacıdır. Öğretmenler kıymetlilerimizi çocuklarımızı emanet ettiğimizdir. Öğretmenlerimiz değerlidir” dedi.

Eğitim camiasına 25 yıl 6 ay hizmet ederek emekliye ayrılan Akşemsettin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi eski Müdürü Süleyman Güçlü, SDÜ’den birincilikle mezun olduktan sonra üniversitenin farklı bölümlerinde kendisine iş imkanı tanındığındı ama kendisinin öğretmenlik mesleğini seçtiğini ifade ederek  “Birileri vasıtasıyla işe girmek istemedim, hayalim olan Öğretmenliği seçtim” diye konuştu.

Güçlü duygu dolu konuşmasında şunları ifade etti:

“24 Kasım öğretmenler günümüz kutlu olsun. Hepiniz hoş geldiniz.

Ben burada öğretmenliği nasıl sevebildiğimi anlatacağım.

Isparta’nın Uluborlu ilçesinde doğdum. Babam hiçbir zaman okumamı tavsiye etmedi. Sürekli ticaretle uğraşmamı isterdi. Kendisi hali vakti yerinde bir müteahhitti. Hayalinden sarraf olmam geçiyordu. Bana çok geniş maddi imkanlar sağlamıştı.

Ben ilk, orta ve liseyi Uluborlu’da bitirdim. Üniversiteyi ise ilk mezunu olacağım SDÜ den birincilikle mezun olmuştum. Hemen yazında yüksek lisansı kazandım. Çevremdeki bölüm başkanım, babam, arkadaşlarım artık akademisyen gözüyle bakıyorlardı.

Üniversiteyi bitirir bitirmez iş imkanları sağanak gibi yağmaya başladı. Dekan Prof. Dr. Yusuf AYVAZ yanına çağırarak ne olmak istediğimi sordu. Öğretmen dediğimde güldü. Hemen şimdi SDÜ Tıp Fakültesi Laboratuvarı’na gideceksin seni bekliyorlar Laboratuvar Müdürü olarak başla dedi. Arabama bindim, kapısına kadar varıp hocamın yanına geri döndüm. İstemiyorum dedim. Yine aynı hocam, senin için Enstitüde araştırma görevlisi olarak geçici kadro açtık, dediğinde; torpil istemediğimi söyledim. Aynen şöyle dedi öğretmen olarak gidersen yüksek lisanstan uzaklaşıp gidersin diye uğraşıyorum, dedi. Elimde TÜBİTAK Amerika yüksek lisans bursu var ve senin adına, hayır istemiyorum dedim. Bunların tamamını da babamdan gizledim. Birileri vasıtasıyla hiçbir yere gelmek istemiyordum. Staj yaptığım Isparta Fen Lisesi müdiresi Serpil SEFEROĞLU arayarak Isparta Fen Lisesinde çalışmamı istediğini, Trakyadaki Üniversite öğretim görevlisinden araştırma görevliliği teklifi, dershanelerden ortaklık teklifi, benim cevabım hep hayır hayır hayır.

Çünkü birileri vasıtasıyla işe girmek istemiyor bunun yerine devletin atadığı bir meslekte çalışmak istiyordum.

İstediğimde oldu… Kışın ortasında bir köy okuluna sınıf öğretmeni olarak atandım. İlk gün gittiğimde köyde asfalt, su, kanalizasyon yok; elektrik her akşam kesilir, öğrencilerde önlük yoktur, maddi imkansızlıklarla tek giysi ve kara lastik ayakkabı giyerler şeklinde bilgilendirdi, göreve başladığım okulun müdürü. Müdürün gösterdiği camları kırık tabanı beton suyu olmayan lojman da cabası.

Geriye baktığımda teptiğim onca teklif geldi aklıma. Sonra ekledi okul müdürü sobayı öğretmen yakar, külünü atar, sınıfını badana eder, hizmetli yok birini tuttuk ama o da kendisi kir yumağı. haftada iki defa gelir ağır işleri yapar odun yarar vs.

Gitgide pişmanlıklar sarıyordu içimi ama başarmalıyım diyordum, zorunda olmasam da.

Öğrencilerim o kadar cana yakındı ki kışın kara lastikle okula ayakları sırılsıklam gelmelerine rağmen hiç sızlanmıyorlardı. İlkokul birinci sınıfı okutuyordum. Bir kucak odunla okula elleri yüzleri kıpkırmızı olmuş üşümüş, düşe kalka gelmiş olmalarına rağmen, sevgi dolu öğretmenim günaydın demeleri kulaklarımda hala. Sobayı erkenden yakardım etrafında sabahleyin onları civciv gibi toplayıp ıslak ayaklarını ve üşümüş ellerini ısıtabilmek için. Zaman içinde tüm lüxüm onları himaye etmek oldu. Her defasında artan sevgilerini koşup bacağıma sarılmaları ve diyorlardı. Sanki içlerine doğuyor gibi. Nasıl giderdim onların küçük yürekleri benim için pır pır ederken. Artık köy hayatına da alışmıştım. Her tayin olduğumda da torpil istemediğimden o köy senin bu köy benim gezmeye başlamıştım. Durum hiç değişmiyordu. Banko kara lastik, maddi imkansızlıklar, eğitime susamış harika çocuklar. Çok mutlu ve gururluydum artık. İyi ki öğretmendim. Aradıklarında hepsinin farklı hikayeleri vardı, biri savcı olmuştu, biri öğretmen, biri polis, biri bekçi, biri belediye çalışanı, biri işçi Ama bu harika çocukların hayat hikayelerinin bir yerinde benim dokunuşum vardı. Anlıyordum konuşmalarından. Hayatımda en iyi işti öğretmen olmak. Yeniden dünyaya gelsem yeniden öğretmen olmak isterdim. Öğrencilerim artık gözlerimden anlıyordu. Son olarak Eğirdir’de görev yaptığımdaki anımı anlatayım. Elim bir kaza sonucu Emirhan isimli öğrencimi kaybettik. Emirhan’ın arkadaşı olan öğrencilerimizi teskin ediyorduk. Ölümünün 3. Günü okula ders zilinden 10 dakika sonra varmıştım. Emirhan’ın en yakın arkadaşı derse girmemişti. Dışarıda ellerini bağlamış inci gibi yaş döküyordu 17 yaşındaki delikanlı. Ben Mustafa gel buraya diye çağırdığımda geldi tam karşımda durup gözümün içine baktı. Gözlerimin dolduğunu görünce birden sarıldı. Beraberce ağladık birbirimize sarılarak. Söylenecek hiçbir şey yoktu. O an acıyı paylaşmak düştü öğrencimle bana. Her zaman değerliydi öğrencilerim benim için.

Velhasıl kelam öğretmenlik mesleği yaşamın ta kendisidir. En kutsal meslektir. Her öğretmenin eli öpülmedir. Baş tacıdır. Öğretmenler kıymetlilerimizi çocuklarımızı emanet ettiğimizdir. Öğretmenlerimiz değerlidir.

Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun” dedi.

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap