YÜREĞİMDE İZ BIRAKAN CANLARIM
Dün gece bir türlü uykum gelmedi, uyuyamadım. Yüreğimde iz bırakan canlarım, birer birer beynimden geçtiler! Onlarla ilgili anılarım canlandı. Onlara ilişkin duygu ve düşüncelerimi şiirle yansıtmaya çalıştım. Ancak kimi önemli noktaları da buraya yazmadan edemedim.
Annem; genç yaşında kalp hastalığı ve nefes darlığı ile tebelleşti. Köyde bir çiftçi ailesinin bireyi olması, yaşamını zehir etti! Onu son kez Kırşehir Devlet Hastanesinin balkonunda babamla görebildik! (Adnan Menderes de o gün Kırşehir’deydi) “Ninene söyle, sana ve bacılarına iyi baksın!” Demesi, kulaklarımda yankı yapıyor ve gözlerimdeki yaşa engel olamıyorum! O anda yıkıldı, hemşireler koluna girip içeri götürdüler. Sanırım o gün rahmetli oldu! Birkaç gün sonra babam Kırşehir’e görmeye gitti. Karlı ve tipili bir gündü. Rahmetli oldu, demişler. Mezarı bile bulunamadı! Garip anamın garip ölümü…(Ölümü: 05.02.1960)
ANNE
Mezarının başında
Ağlıyorum, anne kalk
Önlüğümü ben giydim
Yakamı da gel sen tak.
Herkesin annesi var
Yavrusunu seviyor,
Sensiz evren bana dar
'Yavrum.! ' sesin gelmiyor.
Ne tez buradan gittin
Sana kimler ne dedi
Babam da çok bekledi
'Artık gelmiyor! ' dedi.
Gelmiyor musun daha
Beklemeyelim mi biz
Sensiz her yanım tenha
Yaşanır mı annesiz! .
Muhsin DURUCAN
*
Babaannem benim… Hayatta her şeyim... Kolum-kanadım. Benden küçük iki kız kardeşime kol kanat olan kıymetlim… Köye geldiğimde bana süzme yoğurtan saç üstünde içli çörek yapardın. Senin hakkını bilmem nasıl öderim. Sana şiir değil, kitap yazılır!
Son gününde babamın; “Anne iyi değilsin, Edirne’den Muhsin’i çağırayım mı?” önerisine;“Hayır, tek maaşlı, gelmesin. Ona hakkımı helal ettiğimi söyleyiniz!”Dediğini duyunca günlerce ağladım!(Ölümü:17.10.1991)
EN ÇOK NİNEMİ SEVDİM
— Ağıtsı şiir —
Tam on bir yaşımda öksüz kalınca
Anam oldu, canım oldu Gülizar,
Güneş solup karabulut sarınca
Babaannem, kucak açtı Gülizar.
Yaşam şerit şerit gözümde söndü
Anamdı, ninemdi direğim çöktü.
Garip köy çocuğu kente gelince
Yorgan kaydı, gönül çöktü, can nice
Anam! Anam! Sesim gidip gelince
Duyup geldi, sevip öptü Gülizar.
Gönül gücüm, ışığımdı o söndü
Anamdı, ninemdi direğim çöktü.
Üç güldük, koklayıp okşayan odur
Elimizden tutup dayanak olur
Yürekte sevgisi sapsağlam durur
Gözüyüdüm, sakınırdı Gülizar.
Ağrı’daydım, üşüyordum, dünümdü
Anamdı, ninemdi direğim çöktü.
Anısı yürekte çörekli kor kor
Dayanmak kolay mı, gerçekten çok zor
Gözlerim sel oldu, ellerim mosmor
Gerinde yılların dimdik Gülizar.
Düşündükçe usum duruyor şimdi
Hem anamdı, hem canımdı, ninemdi.
Gülüm oldu, Gülizar’dan ad aldım
Işığımdı kaydı, yıldızsız kaldım
Sarsıldı evrenim, bozuldu bağım
Son solukta beni korur Gülizar.
Üç idik, çok olduk hep paralandı
Bizimle yâd elde hep yaralandı.
Ölümünü duydum on yedi ekim
Sarsıldı benliğim, titredi beynim
Geçmiş, şerit şerit gözümde benim
Acın ile perişanım Gülizar.
Toprağın bol, yerin cennet dileğim
Evrenimden çekip gittin direğim.
Yaşın doksan dörttü, yüreğin kırk dört
Yine üşüyorum, gel üstümü ört
Eridi, yok oldu gönlümdeki yurt
Boğazımda düğüm oldun Gülizar.
Beni mutlu görmek isterdi gönlün
‘Muhsin’im! ’mi oldu, yine son sözün...
Muhsin DURUCAN
*
Babam, garibandı. Annem rahmetli olduktan beş yıl sonra eşinden ayrılan genç bir bayanla evlendi. Yapısı uygundu, çok çocuk babasıydı. Sinirli davranışı vardı. Geçim koşulları da onu zorladı... Köye gitmek içimden gelmezdi. Çünkü köye gittiğimde mutlu olamıyordum. Özellikle zamanında babaannemi görmek için köye gitmeyi yeğlerdim.(Ölümü: 02.04.1995)
.
BABAMDI O
Edemezdi beni görmeden
Sürekli onurlanırdı varlığımdan
Gülüydüm, Gül’ümü sorardı benden
Eseriydim, yüz akıydım da ondan
Sarıldığımızda tirimtirim titrerdi
Babamdı o.
Trakya’dan Anadolu’ya taşıdım hüznü
Can yolculuğu öncesi buluşamadık
Acı sicim sicim döküldü yüreğime
Son kez görmeden silemedim yüzünü
Ak giysinin bir ucundan al al sızdı içime
Babamdı o.
Yürekten bağlandığı toprakla yine bir
Ayrılışı acıttı içimi, saldırdı benliğime
Üzerine konuşlandı sap ezdiği döveni
Kürek kürek topraklandı anılar bir bir
Canlanan baharla bir yaşam sonlandı
Ninemin kollarında şimdi
Babamdı o…
Muhsin DURUCAN
*
Kayınvalidem, annem… Isparta’da askerlik görevini yürüttüğüm yıllarda beni yolda gördüğünde ilgiyle bakardı. Eşimle evlenmem onun sayesinde gerçekleşti. Bir evde nişanımız, orduevinde düğünümüz oldu.İstediğim yemekleri yapardı.Naklen gittiğimiz yerlere ziyarete gelirdi. Rahmetli olmadan bir ay kadar önce elini öptüm ve helalleştik.(Ölümü: 12.07.2025)
ÜZÜNTÜM KANIYOR ANNE
Acı katmer katmer çöktü içime
Ateş yer edindi yanan böğrüme
Bilmem ne diyeyim çarpan kalbime
Sözüm geçmez oldu gönül gözüme.
Yüreğimde ayrı yerler edindin
Caniçi annemdin, candan severdin
Gözün ve yüzünle çok hoş gülerdin
Unutulmaz izler bıraktın bizde.
Birlikte olunca neşe ve sazdı
Kaderin kalemi, böyle mi yazdı
Ne kadar istesek, görüşmek azdı
Şimdi üzüntümüz kanıyor özde.
Bir tatlı edayla söylenir anne
Bu dünya bizlere geçici sahne
Adın silinir mi, asla zannetme
Yokluğun olsa da adın yerinde.
Durucanca hayat filmi izledi
Son aylarda baktım, içim titredi
Bitti sanmayalım, özlem bitmedi
Yerin aydın olsun Melahat anne…
Muhsin DURUCAN
*
ÜÇ GÜNLÜK DÜNYA
Dün, bugün ve yarından
Üç günlük dünya var.
Barış dururken
Kavga niye
Kin niye
Erdem varken
Erdemsizlik niye.
Anahtardır güler yüz
Açar tüm zorlukları
Sevgi ile hoşgörü
Yaşamın ikiz çocukları.
Dün, bugün ve yarından
Üç günlük dünya var
Deprem var, sel var
Sonunda ölüm var.
Muhsin DURUCAN
İşte bir kurban bayramı… Bayramlarım yıllardır onlarsız geçiyor. Bundandolayı üzgünüm! Yüreğimde iz bırakan canlarım, sizi hiç unutmadım. Kolum-kanadım kırık olmasına karşın“İyi insan, aradığını bulamayınca bulduğuna aradığı şekli verendir.” Sözcüklerinden oluşan anlamlı bir söylem vardır. Bu, avuntum ve gönül gücüm olmaktadır. Yerlerinizde dinleniniz. Tanrının rahmeti üzerinize olsun! Demekten başka elimden bir şey gelmiyor.
*
*