Isparta’da Bayramların Ortak Mekânları

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,Isparta’da Bayramların Ortak Mekânları
Haberin Tarihi: 27.5.2026 17:20:19 - Okunma Sayısı:73 defa okundu.

Araştırma: Bayram AYGÜN

ISPARTA’DA BAYRAMLARIN ORTAK MEKÂNLARI

Saygıdeğer okuyucular; biliyorum, bu gerçekleri ilk kez benim kalemimden okuyorsunuz.Isparta’nın çok kültürlü geçmişini, komşuluk ilişkilerini, Ramazan ve Kurban bayramlarının birleştirici gücünü şimdiye kadar bende bilmiyordum.

Tarihi Isparta bayramları gerçekten faklı olduğunu öğreniyoruz. Bayram dediğimiz şey, yalnızca takvimdeki günlere sıkışmış bir sevinç değildir. Nefes almak, dost kapısını çalabilmek, bir taş binanın gölgesinde sohbet edebilmek de bayramdır. Isparta’nın taşlarına sinmiş tarih, bize bu gündelik mucizelerin mekânlarını hatırlatır.

Osmanlı döneminde Ramazan ve Kurban bayramları, yalnızca camilerde değil, kilise avlularında da kutlanırdı. Müslüman ve Rum ahalisi, bayram günlerinde bir araya gelir; kadınlar ve erkekler kilise avlularında bayramlaşırken, çocuklar kendilerine sunulan ikramların tadını çıkarırdı. Bayram; tek bir cemaatin değil, Isparta şehir merkezinin ve Eğirdir Nis Adası’nın Müslüman ve gayrimüslim halklarının ortak sevinciydi.

Isparta merkezindeki Aya Nikola’dan Aya Yorgi’ye, Taksiyarhon’dan Aya Varvara’ya uzanan kapalı ve açık alan kiliselerinde; Rum ve Acem Ermeni’si olan Osmanlı tebaası, her daim Müslüman komşularıyla dostluk, uyum arayışındaydı.

Yine ilk defa şahsımın kaleminden okuyacağınız üzere; bu konuda Isparta Ahi Kasap Mevlevihane’si Özel Kiler Defterleri’nden çok ilginç tarihi yaşanmışlıklara ulaşıyoruz. Ramazan ve Kurban bayramlarında, bayram sabahı kılınacak namaz öncesinde, gayrimüslim halktan birkaç kişilik bir heyet biz Müslümanların bayram namazındaki dua bölümüne katılırdı. "Son cemaat yeri"nde kendilerine ayrılan özel alanda bu dualara eşlik etmek köklü bir gelenekti.Aynı şekilde, Rum cemaatinin dualarına ev sahipliği yapan kiliselerin kapısından, bayram günlerinde Müslüman komşular da içeri girerdi. Isparta Mevlevihane’sine ait bu güzel detayların izini, Ispartalı tarihçi Böcüzade’nin kayıtlarında ve ünlü Gezgin Gertrude Bell’in (1901’lerde)seyahat notlarında sürmek mümkün olmuştur.

Bayram günlerinde kilise avluları adeta birer buluşma meydanıydı: Kahkahalar, dualar, ikramlar ve sohbetler birbirine karışırdı. Isparta havasını soluyan Müslümanların bu mutlu günlerinde, gayrimüslim komşuları hep yanlarındaydı.

Aya Yorgi (Taksiyarhon) Kilisesi’nin yanına yapılan okul, çocukların geleceğini bayramlaştıran çok anlamlı bir adımdı. Müslüman çocuklar da bayramlarda bu avluda oynar; Rum çocuklarla birlikte iplere dizilmiş şekerleri, kurutulmuş iğdeleri, kuru üzümleri paylaşırlardı.

Camilerdeki bayram namazının ardından: Ramazan bayramında Müslüman cemaatten komşu olanlar kiliselere uğrar; Kurban bayramında ise bayramın üçüncü günü Rum komşularıyla tebrikleşirdi. İstavroz Kilisesi’nin yerine yapılan (bugünkü Emre Camii) bu dönüşümün, birlikte yaşama kültürünün en somut örneğidir.

Rum cemaatinin, ibadethaneleri henüz camiye dönüştürülmeden önce kiliselerinde Osmanlı Türkçesi ile ayin ve dua yapması, yakarışların farklı dillere değil, aynı kalbe yöneldiğini göstermesi bakımından oldukça önemliydi. Osmanlı’nın Isparta’sı; barışı, dayanışmayı ve inançlara duyulan saygıyı tüm dünyaya örnek olacak şekilde sergilemişti.

Öyle ki, Isparta’da kutlanan geleneksel "Koku Bayramı", Sultan Abdülmecid döneminde "Kiraz Bayramı"na dönüşmüştü. Bu koku ve kiraz bayramlarında da Müslüman ve gayrimüslim cemaat yine yan yanaydı.

İslam’ın hoşgörü buyruklarıyla şekillenen bu yaşam tarzı; inancın, kültürün, dayanışmanın ortak bir barış duasına dönüşmesini sağlıyordu. Osmanlı döneminde Aya Panagiya’nın şifalı suyu bile, bayramın yalnızca dini değil, ne kadar insani bir buluşma olduğunu Isparta halkına hatırlatıyordu.

Bayramı yalnızca takvim yapraklarında aramayalım. Isparta’nın kiliseleri ve Müslüman dergâhları bize gösteriyor ki; bayram bazen bir taş duvarda, bazen bir okul avlusunda, bazen de bir cemaatin hafızasında saklıdır. Müslüman ve Rum ahalinin birlikte kutladığı o eski günler, şehrin çok kültürlü kimliğinin en güzel tanığıdır. Bu birliktelikte yükselen dualar insanları mutlu ettiği gibi, Osmanlı idaresinin farklı inançtan vatandaşlarını tek bir çatı altında, gönül birliğinde nasıl tuttuğunu da gözler önüne sermektedir.

Araştırma: Bayram AYGÜN | 2026, Isparta

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap