KOZZY’DE KİBELE SANAT ETKİNLİĞİ

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,KOZZY’DE KİBELE SANAT ETKİNLİĞİ
Haberin Tarihi: 25.3.2024 15:22:04 - Okunma Sayısı:437 defa okundu.

Muhsin Durucan yazdı

KOZZY’DE KİBELE SANAT ETKİNLİĞİ

 

“ -Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, nağme olursa musiki, resim iIe olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeItraşIık, bina ile olursa mimarlık olur.”  ATATÜRK

     Çağrı üzerine 23 Mart 2024 Cumartesi günü adı geçen Kozzy Kültür Merkezi’nde oldum. Etkinlik başlamadan önce Sen Optik’ten Seval Akça ile tanışma olanağımız oldu. Zaman gelince salonda yerimi aldım.

     Kibele, yayıncılık çalışmalarını sürdürmekte olup kitaplar ve dergi masasının kurulmuş olduğunu gördüm. Ancak satışlar ve imzanın olmayışı üzücü!

     Kibele Kültür sanat Dergisi Genel yayın Yönetmeni Tuğba Gönderiç Akbaş & eşi Kayhan Akbaş başarılı sunuculuk görevlerini yürüttüler.

      Söz konusu derginin Yazı İşleri Müdürlüğünü Hatice Dökmen, Yayın kurulu Başkanlığını Erdal Bila sürdürmektedir.

      Ekinliğin yönetim masasında; Hatice Dökmen, Burhan Karacan ve Erdal Bila görüntü verdiler. Sunucu tarafından anons edildiklerinde şiirlerini yorumladılar.

      Müzisyenler olarak; bağlamada Serhan Giden, kemanda Yıldırım Doğan ve piyanoda Batuhan Baydumcu, katkı sundular ve takdir toplayarak alkış aldılar!

     Bir ara Burhan Karacan’a ve rahatsızlığı nedeniyle katılamayan Cezmi Ersöz için plaketler sunuldu.

     Hatice Dökmen, 21 Mart Dünya Şiir Gününe değinerek özgün ve doyurucu içerikli açılış konuşmasında Kibele Bildirisini yansıttı ve yoğun alkış aldı!

      “İlk kez 1999 yılında kutlanan Dünya Şiir Günü; şiir ve şair adına farkındalık yaratmak, evrensel olan bu yazın türünü yeni kuşaklara aktarmak amacıyla her yıl 21 Mart’ta kutlanmaktadır.

      Şiir, şairin duygu ve düşüncelerini kendine özgü bir dil kullanarak ortaya çıkardığı yazın türüdür. Estetik bir yapıya sahip olan şiirde bolca imgelerden yararlanılır. Kendi içinde uyumu, ahengi ve ritmi olan şiir, büyülü bir sanat olarak algılanabilir. Hayatın içinden her türlü konunun ele alındığı bu edebiyat türünde genellikle şairin hayata bakışı, özlemleri, küskünlükleri, sevdaları, isyanları ve çığlıkları okur tarafından rahatça hissedilir. Doğa sevgisinden, vatan sevgisine, anne sevgisinden yâr-yâren sevgisine dek gönülde olan her türlü tema şairin kaleminden mısralara dökülür. Şairin politik, ekonomik ve kültürel olarak hayatı algılayışı da dizelerinin bir yerinde okuyucuya ipuçları verir.

 

     Ataol Behramoğlu bu konuyla ilgili şöyle diyor: “Şairin şiiri, onun kişiliğidir; bütün hayatıdır. Bu anlamda şiirsel yapının, neredeyse organik bir şey olduğunu düşünüyorum. Yaşayan, kımıldayan, soluk alıp veren canlı bir organizma...” Şiirde düşüncenin önemini Tarkovski: “Şiir, insanlara bütün hayatı boyunca eşlik eden bir felsefedir.” diyerek dile getiriyor.

     Şiir, şairin yüreğiyle zihninde gelişir, büyür, olgunlaşır ve sonunda tıpkı canlılar gibi doğar. Tıpkı Balzac’ın dediği gibi: “Şiir; zekâ ülkelerinde, uzun ve üzücü yolculuklardan sonra doğan şeydir.”

     Şiirin yazıya geçme sürecinde, Yahya Kemal Beyatlı: “Şiir, düşünceyi duygu haline getirinceye kadar, yoğurmaktır.” diyerek, bu yazın türünün oldubittiye getirilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır.

     Şiir yaşayan bir organizma olarak çağının yapı taşları olan kültürel mirası da geleceğe taşır. İskender Pala da konuyla ilgili şu cümleleri kuruyor: “Şiir sözün unutulmayanıydı, ölümün elinden bir şeyler kurtarmak demekti. En güzel sözler şiir biçiminde söylenen sözlerdi ve gök kubbenin altında en uzun yaşayan sözler de şiir kalıbına girerse yaşayabiliyordu.

     Elbette ki en güzel sözler şiir biçiminde söylenen sözlerdir. Yoksa Cemal Süreya:Baktım gülüşünden güzel şiir olur / sevdim gitti…” demezdi.

     Bütün bu bilgilere baktığımız zaman anlıyoruz ki edebiyatta ve insanoğlunun yaşamında şiirin çok özel bir yeri var. Öyle ya dünyaya gözlerimizi açtığımız anda annemizin ninnileriyle şiirin ritmini belleğimize kodluyoruz. Şiirin o bestelenmemiş mucizevî notalarını yüreğimizle besteliyoruz. Sonrasında şarkılar, türküler, marşlar, ağıtlar…

     Şairin zihnindeki imgelerle bezenmiş her bir dize, en az bir kişinin yüreğinde taht kurar. Ve o şair ortaya çıkardığı şiirinde sadece kendi ruhunu değil, okurun ruhunu da sağaltır. Derler ki; Cemal Süreya yolda bir şair gördüğü zaman onun peşinden gidermiş. Ola ki onun gölgesinden düşecek imgeleri toplamak için.

     Gölgesinden düşecek imgeleri olan nice nice şairlerimiz olması dileğiyle gökyüzüne uğurladığımız tüm şairlerimizin şiirler yoldaşı olsun.

Hatice Dökmen / 21 Mart 2024 / İstanbul ”

Sırasıyla şu şairler, yapıtlarını seslendirdiler:

Hatice Dökmen, Erdal Bila, Burhan Karacan (İzmir’den katıldı), Canel Işık, Nurdan Günay, Ali Murat Yeter, Nilgün Uğurlu, Ramazan Gecenoğlu, Orhan Dökmen (Video görüntüsü), Kamber Değirmenci, Aykut Alp Balkan, Muhsin Durucan, Erdoğan Keskin, Emin Hasan Doğan, Kazım Üçok, Halide Göksoy, Ali İhsan Öztürk…

Kybele (Kibele): Frig (Phrygia) ana tanrıçasıdır, toprak ve bereketi sembolize eder. Ulu ana, olarak dağlık yerlerde tapkı görür, kayadan kendisini doğurduğuna inanılır. Frigya mitolojisinde Kibele adıyla anılmaktadır. Anadolu kökenli ana tanrıçadır.

- Muhsin DURUCAN

Bu Haberi Paylaş



  • Rumuz
    (Rumuz)
    25.3.2024 17:12:41
    Bu detaylı haber için Kibele Kültür Sanat ailesi adına çok teşekkür ediyoru. Hatice Dökmen
Yorum Yap