YARIM ASRI AŞAN BİR ÖMRÜ 15 DAKİKAYA SIĞDIRMAK!!!
Zeki TARHAN – ANKARA
BÖLÜM : 2
“…MAVİ BAYRAKLI VE ÖDÜL ALMIŞ BİR GÖL’DÜ” diyor ve bakın çarpıcı söylemlerini, bakın nasıl sürdürüyordu SİNAN: “…GÖLÜMÜZ YOKOLMAK ÜZERE!!! CANÇEKİŞİYOR!!! HERKES GÖLE SAHİP ÇIKMALI!!! (7) RENGİNE KAVUŞMASI İÇİN RADİKAL ÇÖZÜM!!! RADİKAL ÖNLEMLERİN ALINMASINI İSTİYORUZ!!! DAVRAS KAYAK MERKEZİNE GELENLERİN, EĞİRDİR GÖLÜ MANZARASINI İZLEMESİ VEDE GÖZLEMLEMESİNİ İSTİYORUZ!!!”
***
Abdullah, AKIN gazetesinin 55 yılını anlatırken, EĞİRDİR GÖLÜ’nü en sona bırakmıştı. Ben önce şaşırmıştım; “…Göl’le yatıp göl’le kalkan Abdullah, yoksa göl’ü ıskalıyor mu acaba?” diye de düşünmedim değil. 15 dakikayı planlarken, belki de iyi bir sıralama yapmıştı. Herkesi DAVRAS KAYAK merkezine davet ediyordu Abdullah. Ama bu davetin arka planında; EĞİRDİR GÖLÜ vardı. EĞİRDİR göl’üyle DAVRAS’ın etle tırnak oluğunu anlatmanın yolunu bu şekilde kurgulamıştı.
***
Abdullah, TARHAN’a; “Benim beynimin tamamı Nilgün’ün” demişti. Ve bu söylemini, TRT Antalya Radyosundaki söyleşide kamuoyu ile de paylaşıyordu.. Nilgün bacımız, AKIN gazetesinin sorumlu yazı işleri Müdürüydü ve çok üstün bir performans sergiliyordu… Bu; gazetenin sahibi Abdullah’ın eşine yaptığı çok değerli manevi bir jest ve maddi değeri ölçülemeyecek kadar bir ÖDÜL’dü… AKIN, bir tüzel kişilikti. AKIN’ı anlatırken; aidiyet duygusunu da ıskalamamak gerekiyordu… Abdullah, gazeteyi / eşini / çocuklarını ve torunlarını anlatırken, bakın dudaklarından ne sözcükler dökülüyordu: “…İki evladımız var. Kızım Elif çocuk doktoru, oğlum Ali yüksek mimar. NİLGÜN hanım, sağ kolum / sol kolum, hatta BEYNİM. Eşim, her zaman; “Benim üç çocuğum var” diye söyler. Üçüncü çocuk da, gazetemiz AKIN. Torunumuzun adını da; “AKIN” koyduk. Gazetemiz AKIN, sadece bir yayın organı değil, aileyle birlikte büyüyen ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir değer.”
***
Abdullah, henüz 11 yaşında ve Eğirdir Orta Okul sıralarında iken, “KURŞUN HARFLER”le nasıl tanıştığını, bakın nasıl anlatıyordu: “…11 yaşındayken, hurufatla / kurşun harflerle tanıştım. TİPO BASKI MAKİNALARI’nın sesi, Matbaa boyasının kokusu ve gazete kâğıdının ipeksi dokusu, çocukluğumun bir parçası oldu. Her kurşun harfin yerinin ezbere bilinmesi gerekiyordu. Yapılan küçük bir hata, ertesi gün büyük zaman kaybına yol açıyordu… 1978 yılında, matbaaya gelen ENTERTİP DİZGİ MAKİNASI, Anadolu Basını için adeta bir DEVRİM’di. 1990’lı yılların sonlarında ise, AKIN gazetemiz, OFSET ve DİJİTAL BASKI TEKNOLOJİSİ ile tanıştı…”
***
…Ve Gazetenin kurucusu, Eğirdir’in yetiştirdiği değerli bir entelektüel olan Abdullah’ın babası Ali SİNAN, 1983’de bir kalp krizi sonucu yaşama veda ediyordu. Bu “VEDA” haberini, oğul Abdullah, gözyaşları içinde dizip yayımlayabilmişti.
***
AKIN; EĞİRDİR’İN KENT HAFIZASI / DİJİTAL ARŞİVİDİR!!!
“…Türkiye’de BELKİ İLK KEZ, GAZETE ARŞİVLERİNİ DİJİTAL ORTAMA AÇAN AKIN oldu. 80 bin sayfa taranarak, internet üzerinden erişime sunuldu. 1971’den bugüne dek Eğirdir’de yaşanan her gelişmeyi, Eğirdir Gölü’ nün su seviyesinden, elma rekoltelerine, seçim sonuçlarından, sağlık verilerine kadar her şeyi dijital arşivimizde bulmak mümkün.”
“…AKIN Gazetesi arşivini, ileride kurulacak bir KENT MÜZESİ’ne vermek istiyoruz. Kurşun Harfler / Klişeler / Matbaa Ekipmanlarını da SDÜ – İLETİŞİM FAKÜLTESİNE hibe etmeyi planladık. Buradaki amacımız; Genç İletişimcilerin, mesleğin hangi aşamalardan geçtiğini yerinde görmelerini sağlamak.”
…Ve Abdullah, Nilgün, Emel’den oluşan TROYKA’ya nice başarılar diliyoruz…