UYANALIM ARTIK ! . . .
KAYBEDECEK VATANIMIZ YOK! . . .
Hasan Kurtay, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilk üç maddesinin değiştirilemez hüküm içerdiğini hatırlatarak, son dönemde kamuoyunda tartışılan “eşit yurttaşlık”, “umut hakkı” ve terörle mücadele sürecine ilişkin söylemlere sert tepki gösterdi.
Zafer Partisi Eğirdir İlçe Başkanı Kurtay, yaptığı açıklamada, Anayasa’nın üçüncü ve dördüncü maddelerine vurgu yaparak, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün tartışmaya açılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Terörle mücadele konusunda yürütülen tartışmaların kamu vicdanında rahatsızlık oluşturduğunu belirten Kurtay, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının korunması gerektiğini dile getirdi.
Hasan Kurtay, yapmış olduğu açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası; 2709 sayılı, Türkiye’nin 9 Kasım 1982’den bu yana geçerli olan Anayasasıdır. Bu Anayasa, bugüne kadar en son 16 Nisan 2017 tarihinde olmak üzere, yirmibir kez değişikliğe uğramıştır. Çoğu maddeleri değişikliğe uğrayan Anayasada 177 madde ve 16 geçici madde bulunmaktadır.
Anayasanın dördüncü maddesinde; ilk üç maddenin değiştirilemeyeceği ve bu üç maddenin değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği kesin hüküm olarak belirtilmiştir.
Anayasanın üçüncü maddesinde; ‘’Türkiye Devleti, Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe’dir.’’ hükmü yer almaktadır. Bu madde hiç ve kesinlikle değiştirilemeyeceğine göre; vatandaşlarımızı Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni gibi ayrıştırmak ve ikinci bir dil olarak Kürtçe’yi öne sürmek, Anayasamızın üçüncü maddesine aykırı değil midir?
Süreçle ilgili söylemlerde, eşit yurttaşlık’tan bahsedilmektedir. Anayasamızın onuncu maddesi ne diyor ? ‘’Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir.’’ Bu maddenin neresi eksik, neresinden rahatsız olunmaktadır?
Geçen hafta ‘’terörsüz Türkiye’’, yani bizim anladığımız ‘’Öcalan Komisyonu’’ ile ilgili sözde ortak rapor açıklandı. Bu, İmralı canisi Öcalan’ın hapisten kıravat takarak çıkmasına, dolayısıyla açıkça siyaset yapmasına açılan engelsiz bir kapıdır. Zaten ‘’TBMM’ne gelsin, konuşsun, umut hakkı verilsin’’ denilmedi mi!...Terörsüz bir Türkiye bütün vatandaşlarımızın arzusudur, bunu kim istemez ki? Bunu, teröristlerle masaya oturarak ve vatandaşlarımızı ayrıştırarak yapmak; batı emperyalizminin maşası olan, terörist başı bebek katili Öcalan ve yandaşlarının, kanımızla, canımızla sahip olduğumuz mübarek vatanımızı parçalamak amacına hizmet edeceği hiç mi öngörülemiyor!...
‘’Kurucu önder’’ ve ‘’umut hakkı’’ söylemlerinden aylar sonra geldiğimiz noktada, artık ‘’statü kazandırmak’’ tan söz edilmektedir. Kime ? Binlerce asker, polis, öğretmen, korucu, kadın, bebek ve çocuklarımızın katili; terörisr başı Öcalan’a !...
Bebek katili Öcalan’ın serbest bırakılması ile ilgili ‘’umut hakkı’’ söylemi Asil Türk Milleti tarafından çok büyük tepkiyle karşılanmıştır. Bu tepkiden dolayı ‘’umut hakkı kavramı’’ndan vazgeçilerek, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları üzerinden ve dolaylı yoldan bu sürecin önü açılmak istenmektedir.
PKK’lıların hapisten çıkarılması ve dağdan inenlerle beraber topluma kazandırılması ne demektir? Bu caniler aramızda dolaşacak, bu da yetmezmiş gibi onlara iş imkanları sağlanacak, bir de sosyo psikolojik destek alacaklar, öyle mi? Ülkemizde yoklukla ve çeşitli sıkıntılarla ayakta durmaya çalışan ve haksızlığa uğrayan vatandaşlarımızın çokluğu gözümüzün önündeyken, teröristlere hangi haklar verilecektir? Akıl ve vicdan bunun neresindedir ? Bu haklar verilirken vicdanlarınız nasıl rahat edecektir? Dağda PKK terörüyle gözünü budaktan sakınmayarak, canı pahasına mücadele eden kahraman askerlerimize, gazilerimize , korucularımıza yeterince psikolojik destek verilmekte midir? PKK’nın onurunu kurtarmak isterken; Asil Türk Milletinin şeref ve gururunu nereye koymak gerekir?
Kıymetli varlığımız olan Cumhuriyet ve Ulus Devletin, bölünmesine yol açacak teşebbüsere dahil olan ve el ele yürüyenlere söyleyecek bir şey bulamıyoruz. Ancak, Atatürk ve İlkelerinin devamıyız diyenlerin oy hesapları uğruna, aynı safta yer almasını şaşkınlıkla ve hayretle karşılıyoruz.
Bilinmelidir ki; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının cepheden cepheye savaşarak; yokluklar içerisinde kurup, yücelttikleri ve bizlere emanet ettikleri Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır. ‘’ATATÜRK ÇİZGİSİNDEKİ TÜRK MİLLİYETÇİLERİ’’ olarak söz veriyoruz...
Şairin dediği gibi:
‘’Şehâdete koştu milyonlarca can,
Toprakla buluştu gönülde iman,
Uğrunda oldular, uğrunda kurban,
Bu VATAN, kolayca VATAN olmadı.’’
N E M U T L U T Ü R K ’ Ü M D İ Y E N E ! . . ."