KESER DÖNER SAP DÖNER, GÜN GELİR HESAP DÖNER!...
Eğirdir Gölü üzerinden yükselen tartışma, artık sadece bir çevre meselesi değil; vicdan, gelecek ve kamu sorumluluğu sınavına dönüşmüş durumda. Zafer Partisi Eğirdir İlçe Başkanı emekli Albay Hasan Kurtay’ın sert ifadelerle yaptığı açıklama, “Eğirdir Gölü Özel Hükümleri”nde yer alan kritik su kotunun kaldırılmasına yönelik tepkileri yeniden alevlendirdi. “Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner” sözleriyle iktidar ve yetkililere seslenen Kurtay, alınan kararların gölün ekolojik geleceğini tehdit ettiğini savunarak, yaşananları “ihanet” ve “tabiata karşı işlenen suç” olarak değerlendirdi.
Zafer Partisi Eğirdir İlçe Başkanı Hasan Kurtay, konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Eğirdir Gölü Özel Hükümleri’’ âleni yani açıkça delinmiştir. Daha doğrusu bilerek ve gölümüzün geleceği hiç düşünülmeden göz göre göre ‘’özel hükmü’’ hükümsüz hale getirmişlerdir. Delinen ‘’hüküm’’ bellidir. Deldirtenler ve delenler de yaptıkları açıklamalardan açıkça anlaşılmaktadır.
Eğirdir Gölü Özel Hükümleri’nde yer alan 914.74 metre alt sınır yani KIRMIZI ÇİZGİ SU KOTU’nun kaldırılması ile; delinen hükmün, geçmişte yapılan yanlışlıkları siyaset kurnazlığıyla başarıya çevirmeye, elma yetiştiricilerini sahip çıkıyormuş gibi göstermeye çalışıldığını görüyoruz.
Geçen yıl DSİ’nin Boğazova bahçelerine hiç su vermeyişi karşısında, elma yetiştiricilerinden özür dilenmesi gerekirken, pişkinlik üzerine pişkinlik sergilercesine yapılan veya yapılacak kötülüklerden yeni rollerin ortaya konulması, akıl ve izan ile izah edilebilir değildir.
Su kotunun hükümsüz hale getirilişi, Eğirdir Gölüne, Eğirdir halkına ve göle kıyısı olan ilçelere, Isparta’ya, hatta Türkiye’ye yapılan ihanet ve vahşice işlenen bir cinayettir.
Tamamen ilmi gerekçelerden yoksun olan kirli sahneleri görmekten; çıkar odaklı işlemlerden, günü kurtaran söylem ve uygulamalardan artık hem duyarlı halkımız, hem de bizler bıktık! Üzüntümüz büyüktür...
Her yönüyle kıymetli varlığımız olan Gölümüz için yapılan çalışmalar, birinci derece içme suyu rezervi özelliğinin ve su derinliğinin korunması için 2012 yılında, uzun zaman sürecinde yapılan çok katılımlı çeşitli ilmi ve bilimsel toplantılar, tartışmalar, bildirilen görüşler çerçevesinde verilen emekler, bir kalemde adeta çöpe atılıp; acımasızca kirli siyasetin kurbanı olmaktadır.
2012 yılında yürürlüğe giren, Eğirdir Gölümüzün Anayasası diyebileceğimiz ’’Eğirdir Gölü Özel Hükümleri’’ kapsamında yer alan 914.74 metre su kotunun en alt sınır kabul edilmesi kararı dün yanlıştı da, bugünlerde bu kotun kaldırılması ve bunun müjde olarak verilmesi mi doğrudur?
Yanlışı doğru, doğruyu yanlış gösterme hastalığından vazgeçilmelidir. Doğru olan neyse, o yapılmalıdır. Günü kurtarmak değil, geleceği düşünmek gerekir.
Eğirdir Gölü su kotu’nun kaldırılmasını asla doğru bulmuyoruz. Yıllardır plansızlıklar ve kirli siyasetten dolayı can çekişen Eğirdir Gölü ile ilgili zaman zaman bilgi ve belgelere dayalı açıkmalarımız ve sorularımız oldu. Bana mısın diyen olmuyor! Yetkimiz var, biz bildiğimizi okuruz, istediğimizi yaparız, siz şöyle bir durun diyorlar!
‘’Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner’’ derler. Başka bir ifadeyle ‘’Ayarını bozduğunuz kantar, gün gelir sizi de tartar!’’ Bu sözler, geçmişten günümüze kadar devam edip gelmiş; ibret ve ders alınması gereken özdeyişlerdir.
Bu işlerin sorumlu olanları, asıl yetkili olanları kirli siyasetin aleti olmayın! İşinizi çıkarlar olmadan, doğruluktan taviz vermeden yapmalısınız. Kimseyi İlahi Adalete bırakacak kadar mağdur etmeyin, çünkü İlahi Adalet eninde, sonunda yerini bulur. Siz başkalarının sustuğunu sanırsınız, fakat kırılan kalbin duası çoktan yola çıkmıştır bile!
Gelelim açıklama yapanın sihirli değnek meselesine. Sihirli değnek nedir? Ben size söyleyeyim;
- Türkiye’nin %25-30 oranda elma üretiminin yapıldığı yer dediğiniz Boğazova ve göl çevresine zamanında yaptırmadığınız, yaptıramadığınız kapalı sayaçlı su sistemleridir.
- Yıllardır kuraklık ve iklim değişikliklerini ön görmeyi;, hesap kitap tanımadan, onlarca gölet yapımına siyaset uğruna ön ayak olmaktır.
- Isparta’ya verilen içme suyu ve hatta Aksu havzasından Eğirdir Gölü’ne aktarılacak yıllık su miktarı kadar suyun Eğirdir Gölü’ne çok yakın mesafede işletilen mermer ocaklarına aldırış etmeden seyirci kalınmasıdır.
- Yine Boğazova, Gelendost ve Senirkent dururken; devasa boruları ‘’Büyük Ova’’ dediğimiz ve genellikle kuru tarımın yapıldığı Atabey-Göltaş istikametine kazandırılmasının önünü açmak değil midir?
Sözün kısası esasında sihirli değnek, akıldır, bilimdir, ilimdir, hesaptır, kitaptır, ileriyi görebilmektir. Bizim sihirle, sihirbazlıkla işimiz olmaz.
Eğirdir Gölü’nün kurtuluşu için; ‘’elimizde sihirli değnek yok ki’’ denilerek ilgisiz kalınamayacağı gibi, göz göre göre ne şartlarda olursa olsun yok oluşuna sebep olacak kararların alınmasını asla kabul edemeyiz.
Eğirdir Gölü hakkında ölüm fermanı vermek, kimsenin tekelinde değildir, buna hakkı da yoktur. Bu yapılan tabiata, geleceğe ve insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Bu suça karşı tarihe not düşmek bizim görevimizdir.
Devlet yetkililerimiz ve Yerel Yöneticilerimiz daha neyi beklemektedir. Bugün karşı duruş göstermeyecekseniz, ne zaman gereğini yapmayı düşünüyorsunuz?
Dilsiz şeytan olmak veya üç maymunu oynamak kimseye birşey kazandırmaz ve Eğirdir Gölü’nü geri getirmez. Enerjimizi halkımızla birlikte öncelikle Eğirdir Gölü için harcamalıyız. Yarından tezi yok alınan bu yanlış kararın durdurulması için ciddi ve samimi uğraş verilmelidir.
Unutmayın: Halka hizmet, Hakka hizmettir. Şu anda Eğirdirimiz, halkımız ve gelecek nesillerimiz için yapılacak en önemli hizmet, gözümüz gibi kıymetli gördüğümüz Eğirdir Gölü’nün önemsenerek kurtarılması ve yaşatılmasıdır.
Saygılarımla.