ÖĞRETMENLER GÜNÜ YAZISI
Atatürk, 1923 yılında Kütahya'da öğretmenlere hitaben yaptığı konuşmada, “Eski yönetimler siz irfan ordusuna layık olduğunuz değeri vermemiştir. Sizler toplumun aydınlarısınız. Bundan böyle bütün gücümüzle sizler için çalışacağız.” demektedir.
1981 yılından beri 24 Kasım Öğretmenler Günü adı altında her yıl kutlanmaktadır. Geleceğin mimarı olan öğretmenler her bir öğrenci için ayrı değere sahiplerdir. Öğretmenler Günü; Türk öğretmeninin toplumdaki önemini ve değerini belirtmek, öğretmenler ve öğrenciler arasında sevgi saygı ve dayanışma bağlarını güçlendirmek, emekli öğretmenleri saygıyla anmak, öğretmenlik mesleğine yeni atılan öğretmenlerde mesleklerinin yüceliğinin bilincini uyandırmak amacıyla her yıl kutlanmaktadır.
Atatürk, yurtiçi gezilerinde her gittiği il ve ilçede mutlaka okulları ziyaret eden, öğretmen ve öğrencilerle ilgilenen, sınıflara girdiğinde öğretmenin yerine asla oturmayan, öğrencilerle birlikte aynı sırayı paylaşan bir liderdi. Bir okul öğretmeni, Atatürk’e oturması için yerini gösterdiğinde; “Ben cumhurbaşkanı dahi olsam, sınıfta öğretmenden sonra gelirim.” diyerek öğretmene saygı gösterirdi.
Atatürk, Kayseri’de Fizik öğretmeni Abdullah Efendi’nin dersine girer. Öğretmen, sınıfta Atatürk ve arkadaşları varmış yokmuş gibi, son derece doğal bir şekilde dersine devam eder. Sözünü kesmeden, tavrını bozmadan, tahtaya doğru anlatmaya devam eder.Bir ara Atatürk kara tahtanın önüne geçince, Abdullah Efendi hiç tereddüt etmeden seslenir:
– Paşam, biraz çekilir misiniz!Çocuklar tahtayı göremiyor.
Atatürk’ün yanındakiler bir an afallar. Sınıfta kısa bir sessizlik olur. Herkes göz ucuyla Atatürk’e bakar, ne diyeceğini merak eder!
Ancak Abdullah Efendi hiç duraksamadan dersine devam eder, zil çalana kadar da anlatmaya devam eder.
Zil çaldığında herkes bir tepki beklerken, Atatürk, öğretmene hayranlıkla bakar ve şöyle der:
– İşte dershaneyi bir mabet, dersi ise ibadet sayan gerçek bir öğretmen… Bugün vatanımızda bir milli kudret varsa o cereyan, felaketlerden ders alan ulusun kalp ve dimağından doğmuştur.
Dönemin Milli Eğitim Bakanı E. Korgeneral Sayın Hasan Sağlam tarafından öğretmenlere armağan edildi.
Bilecik ilinde Milli Eğitim Müdür Yardımcısı ( Halk Eğitimi Başkanı) görevimi yürüttüğüm o günlerde Hasan Sağlam bakanımızla bu amaçla ilçelere birlikte gittik! Öğretmenevlerimiz, rahmetli Hasan Sağlam zamanında açılmaya başladı. Ne ki amaçta sapma olurken coşkusu ve işlerliği bugünlerde azaldı, diyebiliriz.
Günün anısına bir şiirimle katkı sunmak istiyorum:
Öğretmenin Haykırışı
Elleriniz havada olsun yavrularım
Atatürk ilkeleri yol göstersin size
Gözlerinizde coşku şimşekleri kıvılcımlansın
Haykırın, haykırın varlığınızı çevrenize
Elleriniz havada olsun yavrularım.
Sevginin resmi rozetlensin yakanızda
Büyüklerinizi sayın, sevin küçüğünüzü
Aymazlık yelleri savrulmasın yanı başınızda
Başarı mutluluğunda renklendirin yüzünüzü
Elleriniz havada olsun yavrularım.
Siz Tanrı’nın eseri, şaheserisiniz yavrum
Maden maden beyinlerinizdir övüncüm
Gelecek sizsiniz, size güveniyorum
Yaşamın dik yokuşunda sizsiniz gönül gücüm
Elleriniz havada olsun yavrularım.
Sanata, doğaya ve güzelliklere yer verin
Olumlu kişilik sergileyin davranışlarınızla
Nokta kadar çıkar için virgül kadar eğilmeyin
Haksızlığa direnciniz ışık olsun karanlığa
Elleriniz havada olsun yavrularım.
Çalışın, çok çalışın yörenizde
Onurunuz güvenle kalkan parmaklarda şekillensin
Atatürk devrimleri ışık olsun önünüzde
Düşünce, bilgi toprağında bilinçle gelişsin
Elleriniz havada olsun yavrularım.
*