Bir Mektubun Taşıdığı Vatan

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,Bir Mektubun Taşıdığı Vatan
Haberin Tarihi: 4.8.2026 14:30:51 - Okunma Sayısı:79 defa okundu.

Bayram Aygün yazdı...

 BİR MEKTUBUN TAŞIDIĞI VATAN

Isparta Postası ve Kumanova Hatırası

1912 yılının dondurucu Isparta kışında, Eğirdir Gölü’nden kopup gelen poyraz Dere-Yenice Mahallelerinin toprak damlı ahşap evlerini döverken, sokaklarda yankılanan tahta tekerlek gıcırtıları bir milletin kaderini taşıyordu. O gün, OSMANLI Isparta’sının askeri Isparta Postası arabası çamur ve karla kaplı yolları aşarak, yalnız bir ananın kapısına umut, hüzün dolu bir zarf bırakır.                                            

Bu zarf, sıradan bir haber değil; bir milletin namusunu, bir evladın yiğitliğini, bir annenin sabrını anlatan canlı bir tanık olduğunu düşünmekteyim.

Kıdemli Çavuş, Dere-Yenice Mahallelerinin tanınmış zanaatkârı Aldanlar sülalesinden Hacı Hafız Hüseyin Efendi’nin gelini Ümmühan Ana’ya, kırmızı bal mumu mühürlü mektubu uzatır. Ümmühan Ana sanki postanın geleceğini, oğlunun kokusunu içeren kahramanlık harp ceridesini, (tutanak) anlatan zarftan haberi varmış gibi karlı günde, karlı cümle kapısının önünde bekleye duruyordu.

Cümle kapısının önüne gelerek duran askerleri gören Ümmühan Ana, soğuk parmaklarının titremesi değil; sesindeki şefkat, gurur dikkat çekiyordu. Mektup, 1912’nin uğursuz Kumanova Muharebesi’nden gelmişti. Mustafa, baba ocağından aldığı sabır, dirayetle, cephede bir an bile geri adım atmadan mevzisini korumuştu. Güller diyarının her bir kahramanının duruşunu o da sergiler.

Tabyalar top ateşiyle sarsılırken, onun nasırlı elleri tüfeğine daha sıkı sarılmış; yiğitliği bizzat Zeki Paşa tarafından takdir edilmişti. Paşa’nın “Senin gibi bir Isparta yiğidi oldukça bu cephe düşmez” sözleri, bir evladın kahramanlığını, bir ananın duasını mühürlemişti.

Ümmühan Ana, oğlunun elinin değdiği kâğıdı bağrına bastığında, gözyaşlarıyla mühürü ıslatıyor; kokusunu içine çekiyordu. O an, Anadolu’nun dört bir yanında tipiye, eşkıya tehlikesine rağmen görev yapan postacılar, yalnızca devletin evraklarını değil; bir milletin vatan sevgisini, anaların hasretini,  Mehmetçiğin onurunu taşıdıklarını bir kez daha kanıtlıyordu.

Isparta sokaklarında yankılanan at kişnemeleri, araba gıcırtıları arasında yükselen Ümmühan Ana’nın duası, hem Kumanova’ da Makedonya-Balkan Savaşı sırasında) siperde bekleyen Mustafa’ya hem de karlı yollarda görev yapan postacılara en büyük kalkan oldu. Çünkü o mektubun yazısı dikti, Mustafa’nın başı dikti, her bir Ispartalı tarhi süreç içinde hep dik durmuştur, dik durur!

 Bir mektup, bir mühür ve bir annenin duası; tarihin en soğuk kışında bile bir milleti ayakta tutan en sıcak hatıraydı. İşte bu hasletle Çanakkale’ de, Kurtuluş savaşında hep böyle başarılı olduk.

Ana’nın sessiz, gözyaşını akıtan işaretle Postacı Çavuş’un zarfı açıp okumasını işaret eder:

"Öp ana, kokla bu mektubu... Bu kağıt sıradan bir haber değildir; 1912’nin o uğursuz Kumanova Muharebesi’nin, Batı Cephesi’nin tam kalbinden, Makedonya’dan kopup gelmiştir. Düşman kalleşçe üstümüze çullanırken, Zeki Paşa’nın komutasındaki ordumuz o hatları müdafaa ederken, senin Dere-Yenice’nin ahlakıyla, baba mesleği kunduracılığın sabrıyla büyüyen oğlun Mustafa’n bir an bile geri adım atmadı.

Baba ocağından aldığı o nasırlı, dirayetli elleriyle tüfeğine sarıldı; tabyalar top ateşiyle sarsılırken mevzisini bir adım bile terk etmedi. Öyle bir yiğitlik gösterdi ki, Cephe Komutanı Zeki Paşa bizzat gelip Mustafa’nın omzuna dokundu ve 'Senin gibi bir Isparta yiğidi oldukça bu cephe düşmez, ananın eli öpülecektir” diyerek bu mektubun üzerine kendi hususi sırmalı mührünü bastırmıştı.

Kıdemli Çavuş, titreyen elleriyle zarfı ve mektubu anaya uzattı. O sırada kapısına doğru bakan Ümmühan Ana, içerden bir tepsi içinde birkaç bardak sıcak süt getirerek posta askerlerine ikram etti. Soğuk kışın ortasında bu küçük ikram, hem yorgun askerlerin içini ısıttı hem de bir Anadolu anasının şefkatini ve misafirperverliğini bir kez daha ortaya koydu.

(Bu özel tarih anısını 1976 yılında ders defterime not ettiren Ispartalı Dinler Tarihi Profesörü hemşerim Neşet Çağatay’a teşekkür ederim. — Bayram Aygün - 20226 Isparta)

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap