EĞİRDİR GÖLÜ'NÜN KOT DÜŞMESİ VE YÜKSELMESİ İLE İLGİLİ OLARAK
BİR ANI – BİR GERÇEK – BİR TESPİT – VE BİR SONUÇ
Mehmet Recai Şengöl
Babaannem İhsane Şengöl'ün anılarından...
Kendisi R. 1317 (1901) doğumlu olup 1983'te Hakk’ın rahmetine kavuştu.
BİR ANI
Ben 6 yaşındaydım. Nisanın (April) başında, Ada’daki bir Rum ailenin daveti üzerine, Rumların “yortu” dediği bir şölene gittik. Ada’ya vardığımızda, Ada'nın poyraz sahilinde bulunan iskeleye yaklaşırken yanımızdaki yaşlılar, iskelenin kıyının çok gerisinde olduğunu görünce:
“Eğirdir’deki kıyılarda çok belli olmuyor, herhalde orada her gün gördüğümüzden çok farkında değilmişiz.” dediler.
Bu arada kayıkçı:
“Bakın, iskelenin ayakları bir arşından fazla çekildiğini gösteriyor.” dedi. (Yaklaşık 70 cm)
Aynı senenin (tahminen 1906 yılı) güzünde, bağ göçü zamanı (10 Eylül – 10 Ekim), Bağlar’a giderken Köprübaşı’ndaki tahta köprünün altından suyun akmadığını gördük. Gölden Boğazova’ya su akmıyordu.
Bunu gören anamın,
“Vah vah, göl böyle böyle bitip gidecek herhalde.” dediğini hep hatırlarım.
Bağlar’a varınca anama sordum:
“Ana, bu koskoca göl biter mi?”
Anam oturdu:
“Bak kızım, göl öyle hemen bitivermez. Zaten beş altı senedir hep azar azar çekiliyordu. Rahmetli dayım demişti...”
(Dayım dediği kişi, Eğirdir’de bilinen son esnaf şeyhi Hüseyin Efendi’dir; Ahilik Teşkilatının başkanıdır.)
“Göl her 32-33 yılda alçalıp tekrar yükselmeye başlar. Kamerî (ay) takvimine göre, Ay’ın Dünya etrafında dönmesiyle oluşan ilahi bir vaka olup her 100 yılda üç defa alçalıp yükselir. Okuduğum eski vesikalarda bununla ilgili bilgilere rastladım.” dedi.
“İnşallah bundan sonra yükselmeye başlar.” dedi anam.
Hakikaten de birkaç sene sonra gölün yavaş yavaş tekrar yükselmeye başladığını, evin önündeki kıyıda görmeye başladık.
BİR GERÇEK
Tarihî tekerrür. Bir teoramin irdelenişi.
Demokrat Eğirdir gazetesinin 15 Ağustos 1991 tarih/6985 sayılı nüshasındaki bir araştırma yazısından alıntıdır.
...
Suların yeryüzünde bir dalgalanma arz ettiği, bir asırlık süreçte 3 defa en düşük ve en yüksek noktalara ulaştığıdır. Eğirdir Gölü’nün 1938 ve 1971 yıllarında en düşük seviyeye indiği ve 1938’de gölden Boğazova’ya hiç su akmadığı bilinen bir gerçektir.
...
Köprübaşı’ndaki regülatör yapılmadan önce, gölden çıkan eski ırmak yatağının ağzı çok genişti ve ırmak daha fazla su çekerdi.
1954 yılında yapılan Köprübaşı Regülatörü, büyük oranda göl kotunu kontrol altına almışsa da 1971’deki düşük seviyeye düşmesinin önüne geçememiştir.
32-33 yıllık en düşük ve en yüksek seviyeler teoremi burada da tekerrür etmiştir.
Regülatörün yapılma amaçları; göl kotunu kontrol altına almak, Boğazova’yı taşkınlardan korumak, daimi sulanabilir tarımsal alanlar şekline getirmek ve en önemlisi Kovada I ve II santrallerine kesintisiz su sağlayıp elektrik üretmek olarak sayılabilir.
1960’lı yıllarda Kovada santrallerini beslemek adına gölden kesintisiz olarak çok yüksek miktarda su bırakıldı. Öyle ki kanalın ıslahı sırasında doğal hâliyle bırakılan menderesli yerlerde suyun cebrî akışı ciddi tahribatlar yaptı. Hatta menderesli yerlerin birçoğuna kaya dolgulu setler yapılarak kanal boyundaki yol koruma altına alındı.
Kanaatimce 1972’deki göl kotu düşüşünün en büyük etkeni bu aşırı su salınma olayı olmuştur..
BİR TESBİT
1972 yazında Eğirdir Lisesi’nden mezun olduk. Ders yılı sonunda lise bitirme imtihanlarına girerken, Haziran 1972’de lisenin göle bakan tarafındaki hastane bahçesi, halk plajı ve Dağ Okulu gazinosunun bulunduğu yazla sahil, çok büyük bir kum ovası gibi görünüyordu. Göl o denli çekilmişti ki Kaleburnu’ndan sonra suyun içinde yürüyerek Ada'ya gidilebilecek hâle gelmişti.
Aynı yıl içinde Kaleburnu’ndan Ada'ya kadar kaya dolgusu yapılarak karayolu oluşturuldu. 1973 yılı sulama sezonunda Köprübaşı Regülatörü’nden Boğazova’daki sulama kanallarına doğal yolla su verilemedi. DSİ tarafından büyük dizel motorlarla gölden kanallara su transferi yapıldı.
Bu yılda, Balkırı köyü yakınlarındaki elma bahçemizin sulanmasında bazı zorluklar yaşadık. Babaannemin anılarını bu sıralarda dinledim. Gölün alçalıp yükselmesinin doğal bir döngü olduğunu anımsatmasını hiç unutmam.
Daha sonraki yıllarda, Köprübaşı Regülatörü’nden kış suları dahi kontrollü ve çok az verilmeye başlandı. Göl kotu yükselmeye başladı. 1980’li yılların başında bir hayli yükseldi. Balıkçı Barınağı’nın ilk yapılan beton dalgakıranı sular altında kaldı.
Hatta 1983 yılında Eğirdir’de çekilen Mine filminin bir sahnesinde başrol oyuncuları Türkan Şoray ve Cihan Ünal’ın gölde yaptıkları sandal gezisinde, sandal su altında kalan balıkçı barınağı dalgakıranının beton yüzeyine sürtünür. Bu esnada göl seviyesinin yükseldiğinden bahsedilerek, dalgakıranın su altında kaldığı irdelenir..
Günümüzdeki mevcut balıkçı barınağının dalgakıranı, su altında kalan eski beton zemin üzerine yaklaşık 1,5 metre ilave betonlama yapılarak yükseltilmiştir.
2004 yılına gelindiğinde göl, benim bildiğim en yüksek seviyesine erişti. Lodos sahil yolundaki birçok evin bodrum katından sular çıkmaya başladı. Bilahare regülatörden epey su bırakılarak göl kotu korunmaya çalışıldı.
SONUÇ
Göl kotunun 1972-1973’teki en düşük seviyesine inmesinden sonra, insan eliyle alınan çeşitli önlemler nedeniyle 32-33 yıllık doğal alçalma-yükselme döngüsü bozulmuştur.
Son 30 yıllık sürece baktığımızda:
1- Gölün beslenme havzasında 30’dan fazla sulama göletinin yapıldığı,
2- 1985 yılından beri Isparta şehri için içme ve kullanma suyu verildiği,
3- Göl çevresindeki tarım arazileri için sulama sistemleri yapılarak sulama suyu verilmesi,
4- Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak yağmur ve kar yağışlarının azalması,
5- Yine iklim değişikliğine atfen, yaz aylarında aşırı buharlaşma,
gibi etkenlerin gölün su toplama dengesini bozduğu ve 32-33 yıllık en az/en yüksek kot oluşması döngüsü gerçeğinin bozulduğunun sebebi olarak görülebilir.
Sonuç olarak, gölün doğal dengesi insan eliyle bozulmuştur.
- Mehmet Recai Şengöl