“EĞİRDİR’E DAİR” KİTABIN KRİTİĞİ (2. Bölüm)

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,“EĞİRDİR’E DAİR” KİTABIN KRİTİĞİ (2. Bölüm)
Haberin Tarihi: 21.1.2022 16:32:21 - Okunma Sayısı:613 defa okundu.

Zeki Tarhan Yazdı

“EĞİRDİR’E DAİR” KİTABIN KRİTİĞİ

                         Zeki TARHAN – ANKARA

                                                  İKİNCİ BÖLÜM

                    Bu bölümde; SDÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Seda EFE’nin, “EĞİRDİR COĞRAFYASI” başlıklı yazısının kritiğini yapacağız… EFE, yazısının girişinde; “…Eğirdir’in 2017’de ulusal ve uluslar arası bir kentler ağı sistemine (=citta slow) dahil olarak, küçük kentler içerisinde nadir bulunan olanak ve zenginlikleriyle daha görünür bir kent olma yolunda yerini almıştır.” Saptamasını yaparken, kentin nasıl bir grupta yer aldığını da, bakın nasıl açıklıyor: “Eğirdir’ e kentsel gelişme açısından bakıldığında, jeomorfolojik şartların zorlayıcı olduğu grupta yer aldığı görülür.”

                …Yazar, kente turizm potansiyeli açısından bakarken de; çevresindeki doğal koruma alanlarıyla tarım alanlarından hareketle, “DOĞA TURİZMİ” ile TARIM TURİZMİ (=agroturizm) nin önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgularken, gölün süsü olan iki Adaya da dikkat çekiyor…

                                                      ***

               …Evet, EFE hocamız; Eğirdir’in sadece coğrafyasını değil, Eğirdir’e bir bütünlük içerisinde birkaç satırla bakabilme becerisini göstermiş. Gerçekten, en kısa bir anlatımla, bütüncül bir bilimsel bakış sergilemiş… Yani; Dağ ekosistemiyle Göl ekosisteminin sıkıştırdığı kenti çok güzel telâffuz etmiş. ADA’lar konusunda, değerli hocamıza burada ufak bir eleştiride bulunmak istiyorum; Ahh sevgili EFE hocam ahh!!! Adalarımız yok artık!!! Yarımadamız var ne yazık ki!!!

                                                        ***

                  “…Sivri Dağının doğusu kuzey – güney yönlü fay hattı tarafından sınırlandırıldığı ve bu fayın aynı zamanda Eğirdir gölü ve Kovada çukurluğunun oluşmasına sebep olduğu”nun belirtilmesi, Prostanna’nın kuruluş yerinin seçiminde, stratejik bir konuşlanmanın ne denli önemli olduğunu bizlere anlatmış olmaktadır…

              Eğirdir Dağ ve Komando Okulunun kuruluş yerinin seçiminden kuruluş aşamalarına ve Okulun misyonunun Eğirdir’e, bölgeye, ülkeye nasıl ve denli prestij sağladığını, EFE hocamız inanın çok güzel dile getirmiş… Dağ ve Komando Okulunun Eğirdir’in sosyo ekonomik ve sosyo kültürel kalkınmasında büyük roller oynadığının da altını kalın çizgilerle çizmiş. (Burada bir parantez açayım; bu satırların yazarı TARHAN, Eğirdir Ortaokul sıralarında iken İngilizce dersine Okul Komutanı Adnan DOĞU paşamız giriyor, eşi de kızların elişi hocalığını yapıyordu…) Evet, EĞİRDİR KOMANDO Mabedidir!!!

                                                          ***

            Eğirdir Tren hattının da ıskalanmadığını görüyoruz yazıda… Iskalamanın da stratejik bir hata olacağının bilinciyle, 1912 yılında İngilizler tarafından yapımı tamamlanarak işletmeye açılan ve Anadolu’nun ilk demiryolu olan İzmir – Aydın hattının son istasyonu olan Eğirdir Tren Garı’nın bugün atıl vaziyette işlevsiz bırakılması, EFE hocamızı oldukça haklı olarak üzmüş. Hocamızın bu üzüntüsünü elbette ki paylaşıyoruz… Ama içimizi serinleten, bir de bizlere umut ışığı yakmayı da ihmal etmemiş; “…Eğirdir için her açıdan bir değer olma özelliği olan bu yapının yaşatılması ve yeniden kazanılmasında engel oluşturmamalıdır.”

                                                         ***

              “…Eğirdir kent alanı incelenirken, Eğirdir gölünü havzasıyla beraber incelemek ve değerlendirmek önemlidir” diyen Efe hocamız, elbette ki doğru bir yaklaşım sergiliyor… Havza bazında ele alınmayan sulak alan projeleri yönetilemez. Göl havzasında 81 yerleşim birimi var. Ve bu yerleşimlerde yaşayan insanlar, gölün kullanımından / korunmasından ve de sürdürülebilirliğinin sağlanmasından sorumludur!!!

              “…Eğirdir gölü ve çevresi, kent için önemli bir cevherdir” diyor… Ve sonuç olara da; Eğirdir ve havzası mevcut potansiyelin, yenilikçi ve kültür, tarih ve doğanın dokusuna ve miraslarına saygı duyularak gelişiminin önü açık sakin, huzurlu bir kenttir.” diyerek Eğirdir’i “coğrafya” penceresinden bakarak değerlendirmiş oluyordu…

                  DEVAM EDECEK…

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap