BİR ADA, İKİ CEMAAT, TEK OKUL
(1910–1918)
1913’te Nis Adası’nda açılan okul, Müslim ve Gayrimüslim çocukları aynı sıralarda buluşturdu.Isparta ve Ada Nis’te,bilginin göçünü barışın şarkısına dönüşmeye başlamıştı Eğirdir Nis Ada okulunda, Müslim ve Gayrimüslim çocuklar aynı sıralarda kardeşliği öğrenmeye yeniden başlamışlardı.
1913’te Isparta’da çağdaş eğitim filizlendi. Kız Öğretmen Okulu’ndan yetişen idealist öğretmenler, çocuklara yalnızca harfleri değil, birlikte yaşamanın inceliklerini de öğretiyordu.
Ancak yeni türde okulların açılması bu sessiz devrimdi. Bazı cemaatlerce hoş karşılanmadı. Eğitimli bireylerin sorgulayıcı tavrı, cemaatlerin nüfuzunu zayıflatıyor endişesi vardı. Topluma asırlarca hâkim olma, otoritelerini zayıflattığı gibi hayatı sorgulayan insanların çağdaş okullarda yetiştirilmesi bütünüyle rahatlarını, gelecekteki lüks yaşamlarının iyi olmayacağı düşünceleri yaygınlaştı..
Sadece Isparta ve Eğirdir de faaliyette bulunan Ahi Kasap Mevlevi cemaatleri çağdaş okulların açılmasından yana tavır gösteriyorlardı.
1913’te çağdaş anlamda “Hayat Bilgisi ve Dil öğreten iki okuldan birisini Isparta’da diğeri Nis ada da açılmıştı. 1923’e kadar okul açık kaldı. Ancak, Isparta merkezde açılan iki okuldan birisi cemaatlerin baskısıyla; eğitim-öğretimi yıl dolmadan kapatıldı.
Özellikle 1915 Çanakkale savaşlarında Savaşan askerlerimiz için varlıklı Isparta ve Eğirdir Nis ada Rumlarının maddi destekte bulunmaları iki cemaat arasında dayanışmayı daha da güçlendirmişti.İki okuldan birisi kapatılınca öğretmenler ve öğrenciler Eğirdir Nis Adası’na göçtü. Ada Ağası Yılanlıoğlu Mustafa’nın desteği büyüktü. Isparta ve Nis ada varlıklı insanların maddi destekleriyle iki çağdaş okulda sadece Rum çocukları değil Müslüman çocuklarına da açıktı ve Kız-erkek karma iki okuldu. Cemaatlerin bir türlü öğretemedikleri kız- erkek kardeşliği Nis Ada okulunda başarılı bir şekilde öğretilmesi birilerini rahatsız etmişti.
***Mermer basamaklı avluda Yunanca, Türkçe ve Fransızca dersleri veriliyordu. Ayrıca Orta Asya konuşulan Türkçesi de isteğe bağlı Türk öğretmenlerce veriliyordu. Okullarda tamamen yeni geleceğe dair insanımıza günlük yaşayışı, el becerisi ve de hayat bilgileri veriliyordu.
Müslüman ve Hristiyan çocuklar aynı sıralarda buluştu. Bu okul, halklar arasında kardeşlik bağlarını güçlendirdi, ticaret ve sanat ilişkilerini geliştirdi, Çanakkale Savaşı sırasında dayanışmayı artırdı. Çağdaş okullar Isparta ve bölgesinde açıldıkça ana giriş merdivenleri mermerle kaplanıyordu. Nedeni; çağdaşlığa adım atmak mesajı vermesidir.
Eğitim, Isparta Kız Öğretmen Okulu Müdürlüğü’ne bağlıydı. Dersler ve öğretmenler karma okul idaresince denetleniyordu. Yıllık bütçesi 50 Altın Türk Lirası olan okulun giderleri, Isparta ve Eğirdir’in varlıklı tüccarları tarafından karşılandı. Öğretmenler arasında Dimitris Papagerassimou, Lordanis Kestenoglou, Maria Vassiliadi, Losif Fitanidis, Olga Arnaoutoglou, Hierofili Boyatzoglou ve Sotiris Ulkeroglou gibi isimler vardı.
Fransızca ve sağlık derslerini eczacı Sotiris Ulkeroglou veriyordu. Ülkeroğlu Isparta Rum eşrafından Ülkeroğlu ailesinden:Şimdi Kozani ve Selanik’te yaşayan Osmanlı Rum torun Tarihçi Yazar Stavros P. Kaplanoğlu’nun Ispartalı Rum sülalesinden bir eczacı, eğitimci akrabasıydı. Şahsımın, Isparta Belediye Sayın başkanı Şükrü Başdeğirmen’ in ve SDÜ Rektörü sayın Mehmet Saltan beyin de tanıdığımızdır..
Yine 1913’lü yıllarda Isparta Kız Öğretmen Okulu öğretmenleri Nis adaya da gidip geliyorlardı ders vermek için. Bunlardan Bazıları Müslüman hocalardı. Karaağaç mahallesinden Çakmakoğlu Süleyman’ın kızı Elif Hanım, Çelebiler mahalleli Damgacıoğlu Osman’ın oğlu Hayrullah efendi, Uluborlu Seydimpaşa mahalleli Çulha dokumacısı Eşref ustanın oğlu Esat efendiyi sayabiliriz.
Toplumsal barışın simgesi olan bu okul, Osmanlı’nın son döneminde halklar arası kardeşliği pekiştirdi. Modern bilimsel eğitim sorgulamayı ve eleştirel düşünmeyi teşvik ederken cemaatlerin dogmatik ( O yıllarda: değişme ve gelişmeyi karşı durma..)otoritesini zayıflattı. Yabancı dil eğitimi öğrencilerin farklı kültürlere açılmasını sağladı.
Modernleşme ile dini yorumların çatışması Kurtuluş Savaşı sonrası yeni bir boyut kazandı. Isparta’dan sürülen öğretmenler yalnızca bir adaya değil, tarihin vicdanına taşındılar. Sessizce ama kararlılıkla öğrettiler: Harfleri, dilleri ve birlikte yaşamanın ahengini geliştirdiler.
Bugün bizlere düşen, o mermer basamaklı çağdaş okulların ruhunu yaşatmak, Büyük Atatürk’ün “Ülkemizi insanlarıyla birlikte çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkarma..” anlayışına sahip çıkmaktır.
Araştırma: Bayram Aygün, 2026 – Isparta