TEMEL ATMA VE GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN AKIP GİDEN SİNEMA ŞERİDİ...
Zeki TARHAN - ANKARA
Cumartesi günü EĞİRDİR, olağanüstü bir günü yaşıyordu... Ve bu satırların yazarı TARHAN'ın gözünün önünden, adeta bir sinema şeridi akıp geçiyordu... Neydi bu gözümün önünden akıp geçenler?...
***
Hüseyin'in konuşmasında dile getirdiği gibi, bizim dönemimizde Eğirdir'de LİSE yoktu. TARHAN Lise birinci sınıfı, Isparta ŞAİK Lisesinde sınava girerek okumuştu. O zaman Liseye sınavla alınıyordu, sınavı kazanamayanlar ise Isparta Ticaret Lisesine kaydoluyordu. Lise ikinci ve üçüncü sınıfları da Ankara Kurtuluş Lisesinde okumuştum. Ses Sanatçısı Selda BAĞCAN da Kurtuluş Lisesinde okuyordu, Onunla Liseden arkadaş olmuş ve Eğirdir Gölü'nde de birlikte yüzmüştük...
***
...Ve Üniversite sıraları... Gazi Üniversitesi. Bizim kuşağın bir adı vardı; 68' Kuşağı deniyordu bizim kuşağa. Ve biz Devrimci gençler, bizim kuşağımızla övünüyorduk... Ulusalcıydık, emperyalizme karşıydık... Memleketimizi çok seviyorduk... İşte Cumartesi günü Temelini attığımız EĞİRDİR FEN LİSESİ’ni Eğirdir'e armağan eden Hüseyin kardeşimiz / arkadaşımız, bizim kuşağın simgesel isimlerin başında geliyor... Ne mutlu memleketine sürdürülebilir kalkınma yolunda yatırım yapanlara... Teşekkürler sevgili kardeşim / arkadaşım.
***
"Sinema Şeridi gibi" dedik ya, aynen öyle. "Teşbihte hata olmaz" denir ya, ona da aynen öyle diyelim... Abdullah, bilime hizmet eden bir kişilik sergiliyordu taa öteden beri... Balıkla özdeşleşmişti, Eğirdir Gölü'nden tuttuğu, farklı boy ve ağırlıktaki SUDAK BALIKLARI’nı, Eğirdir Su Ürünleri Yüksek Okulumuzun Laboratuvarına taşıyordu... Sudak Balıklarının Pestisitten nasıl öldüklerini bilimsel olarak saptamak için, Lojistik destek sağlıyordu... Son tahlilde; Sudak Balıklarının Pestisit zehirlenmesinden öldükleri bilimsel olarak saptanmıştı...
***
Abdullah, Göl çocuğu idi, EĞİRDİR GÖLÜ ile yatıp, EĞİRDİR GÖLÜ ile kalkıyordu... Limnoloji / Ekoloji damarlarına şırınga edilmişti adeta... Gölün kara ekosistemine dönüşmesi, Onu uykusuz bırakıyor, soluğu bir tekneyle göl yüzeyinde alıyordu... Fokur fokur kaynayan Su kabarcıkları!!! Acaba neyin nesiydi?!!! Yoksa bir su kaynağı mıydı?!!! BARLA kıyıları ve "ÇAMUR OTURTMASI!!!" Abdullah, yine sahada ve "NEDEN / NİÇİN?!!!" Sorgulayan ve çözümleme merakı...Bu Düdenler, Ah bu Düdenler!!! DSİ'nin iş makineleri...Loderler / Dozerler / Kepçeler neyin nesiydi?!!! Palyatif önlemlerle olacak iş değildi bu...
***
Gaz mı yoksa su kaynağı mı?!!! Aslında, Abdullah'taki bu merak; bilimsel düşünmeye de kapı aralıyordu... "Göl içerisinden alınan sismik kesitlerde, sismik aktivite sonucu oluşan Faylara rastlanmıştı. Gölün orta kısmında yaklaşık 100 metre çapında 18 metre derinliğinde bir yapı saptanmıştı. Saptanan bu yapı; gaz çıkışı ile ilişkilendirilmiştir. Ve benzer yapılar, Eğirdir Gölü' nün başka yerlerinde de rastlanmıştı... Bu Gaz çıkışları; su yüzeyinde yaklaşık 3- 10 metre çapında dairesel alanlar kaplamakta... MTA'nın bu bilimsel bulguları, TPAO desteği ile daha sonra yapılan çalışmalarda elde edilen Gaz numunelerinin %100 METAN GAZI olduğu da saptanmıştır."
***
...Evet, bugüne geldiğimizde; Abdullah'ın çıplak gözle yaptığı alan çalışmaları da gösteriyor ki, bilimsel düşünmenin arka planındaki "merak" iç güdüsü, bilimsel araştırmaların da gösterdiği gibi, Eğirdir Gölü' nün "KARA EKOSİSTEMİ"ne dönüşme sürecinde, "METAN GAZI"nı SOMUT BİÇİMDE GÖRÜNÜR KILMIŞTIR!!! Karasallaşan göl aynasındaki kayaların arasından çıkan ve de alev alev yanan METAN GAZI' nı, bütün göl havzası insanları görüyor artık.
***
"Abdullah, bir kıvılcım çakmış, EĞİRDİR'İN EVERESTİ (=Mimar Ali Sinan) Projesini hazırlamış ve evet, 68' kuşağının yurt sever girişimcisi Hüseyin kardeşimiz, doğup büyüdüğü memleketi EĞİRDİR' e, sürdürülebilir bir EĞİTİM KOMPLEKSİ kazandırmış...
CUMARTESİ GÜNÜ, diğer günlerden çok, ama çok farklı bir gündü EĞİRDİR ve GÖL HAVZASI insanları için...