GÜLÜN KOKUSUYLA ÇİZİLEN KÜLTÜR ATLASI
Isparta’mızın ruhu, gülün birleştirici anahtarıyla şehrin huzuruna ve stratejik gücüne dokunurken; dünyayı ağırlayan o zarif koku, Hz. Muhammed’in kokusunu hatırlatmış ve misafirlerin “bu şehre yerleşebiliriz” itirafını beraberinde getirmiştir. Huzurun coğrafyasında gül kokusu bir senfoniye dönüşmüş, görsel bir şölenle birleşerek konukları büyülemiştir.
Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in halkına hizmette gösterdiği yüksek başarı, 2026 Gül Festivali ile doruk noktasına ulaştı. Isparta’nın tarihi kültürü ve tarımsal anlamda seçkin gülü, bu festival sayesinde dünyaya tanıtımında hak ettiği yeri buldu.
Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Gül Festivali’nin gala(kapanış) gecesinde sahneye şöyle bir bakıldığında görülecek tablo, kelimenin tam anlamıyla büyüleyici bir dünya mozaiği olduğu söylenebilir.
Selanik’ten, Çekinya'dan Gagavuz yaya, Kıbrıs’tan Bulgaristan’a, Gaziantep’ten Ankara’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın renkleri, halk oyunlarının o dinamik ritminde buluştu. Farklı dillerin, farklı kültürlerin Isparta’nın gül kokusunda böylesine tek bir yürek olması, sıradan bir organizasyonun ötesinde, ilham veren bir aklın Isparta şehrine kalıcı dokunuşu duyuluyordu.
Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in bu festivaldeki başarısı, sadece iyi koordine edilmiş bir etkinlik yönetiminin ötesinde, Isparta’nın tarihi değerlerini modern bir bakış açısıyla dünyaya okuma becerisidir.
Göreve geldiği günden bu yana festivali her yıl çıtayı biraz daha yukarı taşıyarak küresel bir marka haline getirmesi, onun şehre olan derin bağlılığının, stratejik dehasının en somut göstergesi olmuştur. Farklı coğrafyaları, dilleri ve kültürleri Isparta’nın ev sahipliğinde, gülün o birleştirici ikliminde böylesine muazzam bir ahenkle buluşturabilmek ancak yüksek bir yönetim aklıyla mümkündür.
Başkan Başdeğirmen, sadece meydanları dolduran bir organizasyona değil; kentin turizmine, ekonomisine ve en önemlisi dışarıdan gelen herkesin hayran kaldığı o huzurlu Isparta şehrinin kimliğine imza atarak hafızalardan silinmeyecek bir başarı hikâyesi yazmıştır.
Bazen bir şehri sadece coğrafi sınırlarıyla değil, genzinizde bıraktığı o eşsiz kokuyla, zihninizde uyandırdığı huzurla hatırlarsınız. Isparta denince de akla ilk gelen, şüphesiz o zarif, kutsal kokunun yegâne sahibi; güldür.
Geçtiğimiz günlerde sekizincisi düzenlenen Uluslararası Gül Festivali, sadece bir çiçeğin mevsimsel kutlaması değil, aslında bir kentin küresel ölçekte kendini ifade etme biçimi ve modern bir kültür anlayışıydı.
Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in gala(veda) gecesinde dile getirdiği, amacın şehre daha çok misafir çekmek, gülün birleştirici gücünü kullanmak olduğuna dair sözleri, bu yüzden kuru bir icraat anlatısı değil; yerel kalkınmayı kültür turizmiyle şahlandırmak isteyen stratejik bir duruştur. Isparta’mızın bir kısım esnafının bir nebze nefes aldığı düşüncesindeyim.
Başkan Başdeğirmen’in göreve geldiği günden bu yana festivali her yıl bir üst seviyeye taşıması ve bu yılki coşkunun geçmiş yılları geride bırakması, atılan adımların ne kadar doğru yerde filizlendiğinin en net kanıtıdır.
Üstelik bu çabanın karşılığı yalnızca kalabalık meydanlarla ölçülemez; kente dışarıdan gelen misafirlerin, ‘O kadar sakin ve huzurlu bir şehirle karşılaştık ki, Isparta’ya yerleşmeyi bile düşünebiliriz’ şeklindeki samimi itirafları, bu kentin ruhuna ve Belediyemize, onun başarılı başkanı Şükrü Başdeğirmen’e verilmiş en büyük jüri ödülüdür diye düşünüyorum. Günümüz dünyasının karmaşası içinde bir dış gözün bir şehre "huzurlu" nişanesi vurması, parayla satın alınamayacak bir marka değeridir.
Gala (sonlanma) programının sonunda sahneye, kalplere serpilen güller, sadece o anı değil, geleceğe umutla bakan; dünyayı kendi evinde en zarif şekilde ağırlamayı başaran bir Isparta’nın hikâyesini özetliyordu.
Saygıdeğer okuyucular, Isparta toprağının kokusu, kutlu bedenin (Hz. Muhammed’imizin) ter’ini hatırlatacak güçte oluşuyla gerçekten bir ayrıcalık değil midir?
Bayram AYGÜN -2026-Isparta