Fenerlerden Okullara: Isparta’da Aydınlanma

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,Fenerlerden Okullara: Isparta’da Aydınlanma
Haberin Tarihi: 22.6.2026 10:23:04 - Okunma Sayısı:166 defa okundu.

Araştırma: Bayram AYGÜN

FENERLERDEN OKULLARA:

ISPARTA’DA AYDINLANMA

1924’te memleketimizden zorunlu olarak gönderilen Isparta Rumları, 1000 yıllık şehrin tarihini, ticaretini, dinî ve kültürel hayatını, mahalle dokularını hatıra defterlerine işlemişler. Yerli tarihçi ve yazarlarımızdan daha duyarlı davranmışlardır. Ne yazık ki Isparta’nın geçmişine dair bu mahalli bilgileri yerli kaynaklarda bulamıyoruz.

5 Haziran 2026 Uluslararası Isparta Gül Festivali için şehrimizi ziyaret eden 37 Ispartalı ile dernek sekreteri, son Isparta kiliselerinin başpapazı Gerasimos’ un torunu Stavros Gerasimos Bey, Başkan Başdeğirmen’e Osmanlı Rum torunlarının günlük yaşamlarını anlatan hatıraların toplandığı kalın bir kitap hediye edilmişti. Kitap, 100 yıl öncesinin gündelik hayatını abartısız ve doğal biçimde aktarmaktadır. (Eski ve Yeni Vatanlarında Ispartalılar) Aynı eserden bir örnekte şahsıma (Günlük Isparta Tarihi) Nea Ionia Ispartalı Rumlar Derneği (Atina) tarafından verilmişti.

Böyle bir eseri hazırlamaları Isparta’nın Günlük Tarihi açısından çok önemli buluyorum. Türkiye’de resmî ve özel kurumlarda bu bilgilere rastlanmıyor. Yunanistan’ın çeşitli şehirlerine yerleşen Isparta Rumları (özellikle Selanik), dedelerinin hatıra defterlerindeki Isparta’ya dair bilgilerin bir kısmını yayımlamışlar. Isparta’yı unutmayan Osmanlı yurttaşı hemşerilerimize teşekkür ederim.

(1914 Isparta Papazı Nikola defteri, torun Vasili Damos Payaslıoğlu, LukasHristodulu [Hıristo oğlu]. Yunanistan Nea Ionia, 2018 kaynaklı dede hatıraları, Isparta’mızla ilgili gerçekten pek gün yüzüne çıkarılmamış bilgileri içeriyor. Bu eser, güncel Isparta tarihini bilinenden daha çarpıcı ve ilginç bir anlatımla gözler önüne seriyor.)

Madem konuyu açtım, eserden birkaç örnek vereyim: Bin yıllık günlük konuşulan Isparta Tarihini anlatan eserin içinden tesadüfü bir bölüm seçiyoruz. Isparta’nın 1910-1920’li yıllarda Isparta’nın yaşanmış tarihinin içinde yer almış bir hayırseverin halkımıza olan hizmetlerinin kutsal hizmetlerden bir demet olduğunu anlıyoruz.

Arapzade Mehmet Şevki Efendi (akraba soyu hâlen Isparta’da, örneğin Tapu ve Kadastro’dan emekli Mustafa Durmaz Bey ve birçok aile ferdi) Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün de üyesi olduğu İttihat ve Terakki Fırkası’nın Isparta temsilcisidir. 1908 Devrimi ile İkinci Meşrutiyet’i ilan eden Ispartalı aydınlarımızdandır. Önderimiz Atatürk’ün ileride çağdaş yenilikleri hayata geçirmesinde, bu iki Ispartalı aydının katkıları belirleyici olmuştur.

Arapzade Mehmet Şevki Efendi 1912’de Isparta Belediye Başkanlığını Kutlubey Mevlevî Dergâhı Şeyhi Ali Dede’ye bırakır. Ardından Ağlarcazade Mustafa Hakkı Efendi ile birlikte İstanbul’daki Meclis-i Meb’usan’a seçimle gönderilirler ve Isparta’yı temsil ederler. Bu eser sayesinde Ispartalı Rumların kaleminden birçok gerçeği öğreniyoruz.

Vefalı Arapzade Mehmet Şevki Efendi ile arkadaşı Ağlarcazade Mustafa Hakkı Efendi, 1908–1918 arasında İkinci Meşrutiyet’in ilanına öncülük etmişler. Padişahlık rejimi yerine halkın seçtiği meclisli idareyi savunmuşlar. Mehmet Şevki Efendi aynı zamanda İslâm tarihi bilginidir ve “Dalkavukluğun İslamiyet’te Yeri Yoktur” adlı bir el yazması eseri vardır.

Orijinali Konya’ya diğer el yazmalarıyla birlikte gönderilmiştir. Ancak on yıl sonra bu eserin bir nüshası, Isparta’nın birinci dönem milletvekili Süldürzade Nadir Efendi tarafından Büyük Atatürk’e ulaştırılmıştır. Atatürk, Çankaya’daki bir yemekte “Dalkavukluğun İslamiyet’te Yeri Yoktur” eserinden söz etmiş, bu konuyu gazeteci ve yazar Falih Rıfkı Atay’a da aktarmıştır. “Isparta’dan çıkan bir el yazması, Atatürk’ün sofralarında yankı bulması dikkate değer konu.

Arapzade Mehmet Şevki Efendi ve arkadaşı Meşrutiyet’in Isparta’daki eğitim hamlesiyle gerici çevrelere rağmen çağdaş eğitim veren okulların açılmasını sağlamışlar. Kısa süren vekillikleri döneminde ise şehrimize altı yıllık eğitime uygun bir ortaokul,  bir ilkokul kazandırmışlar.Isparta Rumlarıyla ortak ticari hayat sürmüş, eşitlik, özgürlük, can-mal güvenliğini esas alan yeni bir yönetim için çalışmışlar.Tutuculuğa karşı (istibdada) direnmişler. On yıl önce Padişahlık Meclisi’ndeki faaliyetleri, Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin şekillenmesine örnek teşkil edebilmişlerdir.

Merkezde ilk İslami lokanta açılmış, daha önce Rumlara ait iki lokanta bulunmaktaydı. Ayrıca bir kıraathane kurulmuş; burada yeni Türkçe okuma-yazma dersleri verilmiş, el yazma ve basılı kitaplar bulundurulmuştur. Belediye ile valiliğin kitaplarını basacak bir matbaa da kazandırılarak Isparta sancağına önemli kültürel, sosyal kurumlar eklenmiştir.

112 yıl önce, kalabalık bir sülaleye mensup Arapzade Mehmet Şevki Efendi’nin yaşamına bakalım. 4 Ekim 1914’te Isparta’da büyük bir deprem yaşanır. Aynı yıl çıkarılan “İnhisar-ı Duhan Kanun-ı Muvakkati” kapsamında sorumlu başkanlığa getirilen Mehmet Şevki Efendi, buradan aldığı maaşı depremzedeler için harcar.

Isparta’ya belediye binası ve alt katta vatandaşlar için bir muvakkithane (Namaz vakitlerini düzenleyen kurum) kazandırılmıştır. Ayrıca Müslüman Hamamcızade ile Isparta Rum’u Eyvaz Efendi’nin ortak iplik fabrikasından elde edilen gelir depremzedelere aktarılmıştır.

Arapzade Mehmet Şevki Efendi, İstanbul’dan Alanya Limanı yoluyla 200 bakır kandil getirip balina yağıyla doldurarak depremzedelere dağıtmış. Balina yağıyla çalışan fenerleri ise camiye gelenlere, evlerinde kalmak isteyen depremzedelere vermiştir.

Şevki Efendi, ticari ortakları Eyvaz Efendi, Ağlarcazade Mustafa Hakkı Efendi, Hamamcı Zade Ethem ve Ramazan ile birlikte çevre illerden at arabası ve Yörüklerden deve katarı kiralayarak Eğirdir, Bucak, Dinar ve Akşehir’den ekmek getirmiş; bu ekmekler iki ay boyunca depremzedelere dağıtılmıştır.

Bu sahne, Arapzade Mehmet Şevki Efendi’nin Isparta’nın toplumsal düşüncelerinde nasıl bir “halk adamı” olarak yer ettiğini gösterir. Deprem sonrası zarar görmeyen hanelere bile mum, fener dağıtması, yardım anlayışının ihtiyaçla sınırlı olmadığını; birlik ve dayanışmayı pekiştirmeyi hedeflediğini ortaya koyar. İstanbul’daki Yahudi tüccarların depolarından getirilen fenerler ise o dönemin ticari ve kültürel ağlarını da işaret eder.

Müftü Şakir Efendi’nin fetvasıyla Kavaklı Camii avlusunda Gökveli Sultan’ın yanına defnedilmesi, halkın sevgisini resmî bir kararla taçlandırır. Cenazeye Rum ve Ermeni ailelerin yanı sıra çevre sancaklardan gelen kalabalıkların katılması, Isparta’nın çok kültürlü yapısının ve Arapzade’nin farklı topluluklar arasında kurduğu güven köprüsünün en somut göstergesidir.

Araştırma: Bayram AYGÜN:2026-Isparta

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap