17:58:53 Isparta’da Koku Ruhun İlacıdır 17:52:13 Eğirdir Kaymakamı Dr. Serhat Doğan Yıllık İzne Ayrılıyor 17:47:04 METİN ÇELİK’İN GÜNDEMİNDE YENİ PROJELER VAR LOJİSTİK VE İHRACAT MERKEZİ 17:32:57 EĞİRDİR GÖLÜ'NDE SU ÜRÜNLERİ DENGESİ SAĞLANABİLECEK Mİ (9.Böüm) 15:17:56 ITSO’DAN CHP’YE ZİYARET 15:13:59 SDÜ’nün Yumurta Akı Esaslı Nanolifli Yara Örtüsüne ABD Patenti 15:10:50 Başkan Tural “Akaryakıt maliyeti esnafın da vatandaşın da yükünü artırıyor” 14:24:46 MHP Eğirdir Belediye Meclisi ile İl Genel Meclis Üyeleri Kesin İhraç Talebiyle Disiplin Kuruluna Sevk Edildi 12:56:58 LÖSEV Tüm Türkiye’yi Atatürk’ün Huzuruna Davet Ediyor 12:03:59 BAKAN URALOĞLU ISPARTA’YA GELİYOR 11:13:07 Eğirdir’in Gençleri İçin Hayırlı Olsun 10:59:07 Isparta’da İki Köyün İçme Suyu Altyapısı Güçlendirildi 10:48:07 Milletvekili Gökgöz SDÜ’de Yapımı Devam Eden Binaları İnceledi 10:42:08 Sepsiste Kritik Adımlar SDÜ Hastanesinde Ele Alındı 17:51:06 EĞİRDİR GÖLÜ' NDE SU ÜRÜNLERİ DENGESİ SAĞLANABİLECEK Mİ (8.Bölüm) 12:24:13 Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nde Uluslararası Akademik İş Birliği 12:11:33 Eğirdir Gölü Makrofitlerinin Tarımda Kullanımı Araştırılıyor 12:07:02 EĞİRDİR YURT MÜDÜRLÜĞÜNE 10 KİŞİ ALINACAK 11:58:49 SAREM Araştırmacılarına Akademik Makale Yazma Eğitimi 15:19:21 Isparta’da 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nun Temeli Atıldı

Isparta’da Koku Ruhun İlacıdır

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,Isparta’da Koku Ruhun İlacıdır
Haberin Tarihi: 24.9.2026 17:58:53 - Okunma Sayısı:22 defa okundu.

Araştırma: Bayram AYGÜN

ISPARTA’DA KOKU, RUHUN İLACIDIR

Geçmişten günümüze uzanan bu köklü şifa geleneğini yaşatmak adına sesleniyoruz:   Tarihi Aya Baniye (Aya Stefanos / Epos), Meryem Ana Kilisesi'ni koku üretimi yapılmakta., Kokunun şifasını yaşatan özel bir mekân olarak Ispartalıların ve tüm ülkemizin hizmetine sunan; böylelikle tarihi mirası günümüzde de canlı tutan (2026) Isparta Belediye Başkanı Sayın Şükrü Başdeğirmen’e teşekkürlerimizi sunarız.

Isparta'nın kadim sokaklarında gül ve lavanta kokuları yalnızca toprağın cömertliğini değil; savaşların, ayrılıkların, hüzünlerin gölgesinde yorulmuş ruhlara şifa olan köklü bir insanlık hatırasını da bizlere seslenip duyurmaktadır.

Şöyle ki:

Belediye Reisi Böcüzade Süleyman Sami Efendi’nin başkanlığındaki belediye meclisinde üye olarak görev yapan Mevlevî Ali Dede Efendi, 1906 tarihinde Isparta Mevlevihane’si şeyhliğine atanır. 1920’lerde Isparta Kuvâ‑ yı Milliye Teşkilatı Başkanı Hafız İbrahim Demiralay’ ın kardeşi Salih Bey’in Padişah yanlısı tutumu, jandarma istihbarat raporlarına şüpheli hâller olarak yansır.

Bunun üzerine Batı Cephesi Kuvvetler Komutanı Ali Fuat Cebesoy’a raporlar gidilince, Hafız İbrahim Demiralay acilen “yedek kuvvetler” adıyla çetelerden oluşan küçük bir orduyla Aydın-Köşk bölgesine zorunlu olarak gönderilir. Tedbirden olmalı ki: Bu gelişmenin ardından Mevlevî Dedesi Ali Dede (Aksu), Isparta Kuvayı Milliye vekilliğine getirilir.

Namuslu bir din adamı olarak tanınan Ali Dede, memleketsever kimliğiyle Isparta’da sevilir; Belediye Başkanı Süldürzade Nadir Süldür Efendi ile birlikte Isparta’ nın düşman işgaline uğramaması için mücadelesini sürdürür.

İlginç anlatımlarına şu yazdıkları başka makalelerimde değineceğim.

Arada babasının hatıralarını da aktaran Ali Dede’nin yazdıkları dikkatimi çekti:

Mevlevîhane’nin günlük alışverişlerini kaydeden Kiler Defteri’nde, güncel önemli olaylar not edilmiş; ayrıca Mevlevî Dergâhı önceki şeyhi olan babası Mehmet Dede’nin anlattıkları da bu deftere geçirilmiştir.

Osmanlı’ya ait Girit adasını Yunanistan’ın ele geçirmek istemesi ve Osmanlı sınırlarına saldırması üzerine yedek askerler silahaltına alınır. Isparta’dan da Girit’e gönderilmek üzere askerler toplanır. 1897’de Osmanlı’nın zaferiyle sonuçlanan Girit Savaşı için Isparta’dan giden askerlerden ise bir daha haber alınamaz.

Karaağaç Mahallesi’nden Dellal Hüseyin’in, Deveci Molla Mehmet’in asker torunlarından; Fazlullah (Sermet) Mahallesi’nden Eskici Süleyman’ın torunundan; Germiyan Mahallesi’nden Galakoğlu Tatar Süleyman’ın torunundan; Çelebiler Mahallesi’nden Akça Kanat oğlu Süleyman’ın torunundan ve yine Çelebiler Mahallesi’nden Bayram oğlu Mehmet’ in torunundan haber gelmemesi üzerine, dedeleri Mevlevî Şeyhi Mehmet Dede’ye başvururlar.

Mevlevî Dedesi Ali Dede’nin babası, şeyh Mehmet Dede’ye başvuran asker aileleri, çareyi onun rehberliğinde ararlar. Mehmet Dede, gelenleri Emre Mahallesi’nde “Koku Ana” diye bilinen, Osmanlı Isparta’sının tarihinde “koku tedavisi” uygulayan kadın şifacılar arasında en dikkat çekici örneklerden biri olarak bilinen Gayrimüslim Sime Kadın’a yönlendirir.

Kıbrıs’tan gelin olarak Isparta’ya gelen bu kadın, farklı dinlere mensup cemaatleri kokularla tedavi ederek birleştirmiştir. Hem Müslüman hem de Hristiyan toplumlarda saygı görmüş, kokular aracılığıyla barışın, kardeşliğin sembolü hâline gelmiş birisidir Sime kadın!

Osmanlı Isparta’sında koku tedavisiyle ünlenen Sime Kadın, halk arasında “Koku Ana” olarak bilinir. Gül suyu ve gülyağıyla yaptığı tedaviler sayesinde özellikle kalp ve ruh sağlığı çekemleri için Isparta gülünün faydasını ispatlamış, bu yönüyle çevresine kendini kabul ettirmiştir.

Kıbrıs’tan gelin olarak Isparta’ya gelen Sime Kadın, yalnızca bir şifacı değil; aynı zamanda farklı dinlere mensup cemaatleri kokularla birleştiren bir barış elçisi olmuştur. Onun ellerinde gül, hem şifa hem de kardeşliğin sembolü hâline gelmiştir.

1897 Girit Savaşı’na gönderilen Isparta askerlerinden bir daha haber alınamayınca, Karaağaç, Sermet, Germiyan ve Çelebiler mahallelerinden dedeler, torunlarının yokluğunun acısıyla ruhen yıkılırlar. Kalpleri daralır, gözleri yaşla dolar, umutları tükenir. Çaresizlik içinde Mevlevî Şeyhi Mehmet Dede’ye (eşleriyle birlikte) başvururlar.

Mehmet Dede, onların bu derin ruhsal yaralarını tedavi edebilecek tek kişiyi hatırlar: Emre Mahallesi’nde Sime Kadın, nam-ı diğer Koku Ana. Kıbrıs’tan gelin olarak Isparta’ya gelen bu kadın, gül suyu ve gülyağıyla kalpleri yatıştırır, lavanta ile uykusuzluğu giderir, yaseminle korkuları hafifletir. Müslüman ve Hristiyan cemaatleri aynı avluda kokularla tedavi eden Sime Kadın, barışın, kardeşliğin sembolü hâline gelmiştir.

Dedeler, torunlarının kaybının verdiği derin acıyla Sime Kadın’ın kapısını çaldıklarında, o ellerine gül suyu damlatır. “Kalbinizin yükünü gülün kokusuna bırakın” der. Birkaç seans bu seremoni devam eder. Gülün kokusu, onların yorgun ruhlarını dinginleştirir; lavanta ve yaseminle içlerine huzur dolar. Torunlarının geri dönmeyeceğini bilseler de, kokularla tedavi edilen kalpleri yeniden umut bulur.

Nitekim Sime Kadın’ın ellerinde yükselen gül kokusu; inançların, mezheplerin ve acıların ötesine geçerek Isparta’yı sadece güllerin diyarı değil, kokunun ruhu iyileştiren ezeli şifasına sığınılmış unutturulamaz bir huzur havzası kılmaktadır.

Araştırma: Bayram AYGÜN-2026-Isparta

 

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap