BÜYÜK ZAFER HAFİFE ALINMAMALI

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,BÜYÜK ZAFER HAFİFE ALINMAMALI
Haberin Tarihi: 3.10.2026 11:45:26 - Okunma Sayısı:99 defa okundu.

Ramazan Topraklı yazdı;

BÜYÜK ZAFER HAFİFE ALINMAMALI

Ramazan Topraklı yazdı;

Miryokefalon Zaferi, bundan böyle Gustave Dore’un sol üst köşedeki asılsız resmiyle değil, harbe ve zafere adını veren sağ üst köşedeki Veysel Yoylu’nun resmi: abidevî Kemer Boğazı ve Yenicesivrisi ile anılacaktır, anılmalıdır. Zira Miryokefalon, su kaynaklarının bolluğunu ve bilhassa [Orta] Menderes’in kaynaklarının bulunduğu Kemer Boğazı’nın adı; Tzybritzi/ Sybrize ise, tam adı Cybrilcymani [Sivri’l-Semmâni: Yağcı-sivrisi] olan Yenicesivrisi’dir. Çünkü sivrideki mağarada yağ saklanmıştır. Bu müstakil sivri veya tepenin Roma devrindeki adı, Yunanca yağ saklanan yer anlamında Pion idi (Ramsay, 1960: 117). Kemer Boğazı’nın adı, 1501 tarihli bir vesikaya göre Firigos Boğazı olup, boğazdaki ırmakta gemi çalışmaktadır. Ünlü Firik kenti Kelene [Kelainai], Kemer Boğazı ile Yenicesivrisi arasına yayılmıştır. Her yanı dik bayır Kelene Hisarı Yenicesivrisi’dir [bk. Arrianos].

1530 tarihli bir belgedeki Yenice Köyü Köprüsü, boğazdaki ırmak üzerindedir ve Herodotos’un zikrettiği ünlü Kral Yolu, bu köprüden ve Çirişli Dağının güney eteğindeki Yenice Derbendi / Yenicebeli’nden geçmektedir. 1568 tarihli belge şöyle der: Afşar kazasında Yenice Derbendi vardır. Bu derbent Eğirdir Yörüklerinden Celâlî Karamanlısı cemaatinden 14 kişi tarafından tamir edilmektedir. Kuzeyi dağ yamacı, güneyi uçurum Tzybritzi Kleisura, Yenicebeli idi [bk. Şek.1-2]. Kleisoura, “Rumcada kilit işlevindeki dar dağ geçidini ve geçidi koruyan kaleyi anlatır” (Topraklı, 2021: 107). Kale ise, el-İdrîsî’nin Uluborlu’ya 24 mil ve Medinetü’l-İndosyâne: burada hısnun hasinun var dediği Miryokefalon kalesidir [Bölükada] (el-İdrîsî, 2002, II: 809, Har.8).

Kemer Boğazı, ırmak, köprü, yol, Yenicebeli ve Yenicesivrisi tarihte birçok ad almışlardır. İbn Said el-Mağribî [öl.1286], ırmak için “büyük, derin Battal nehri” der (Wittek, 1999: 2). Bu nehre önce Yenicesivrisi eteğinden doğan, Çirişli Dağının güney eteğinden beslenen Marsyas [Marsia adı, Maziye olmuştur], daha sonra Yalvaç-Örkenez [Organas] çayı [Orgas] karışır. Nehrin içinden aktığı Mercü Hüseyin ovası, burada büyük kahramanlıklar gösteren Hüseyin b. Müslim el-Antakî’ye nispet edilmiştir (el-Belâzurî, 2002: 244). Battal / Hüseyin, 740’daki bir harpte Geneli köyünde şehit düşen ve Bozdurmuşbeli üzerinden Kemer Boğazı’na 41 km uzakta Hüseyin Dede Türbesi’nde yatan ünlü Battal Gazi’dir [bk.Har.2, 8]. Miryokefalon harbine gelirsek:

Reklam

  1. Harbin bir numaralı kahramanı İmparator Manuel, 10 Kasım 1176’da İngiltere kralına yazdığı mektupta: “Biz Türklerin topraklarına girer girmez, aniden sayısız savaş narası işitildi ve Türk birlikleri, her taraftan İmparator Hazretlerinin askerleri ile savaşmaya başladılar” der. Bu ifade hiçbir şüpheye yer bırakmadan harbin hudutta ve Türk topraklarında yapıldığını ispat eder.
  2. Harbe katılan ama harbi yazmayan Kinnamos: “İmparator, Laodikya ve Menderes nehri çevresindeki bölgelere yolculuk yaptı” (2001: 214) demekle harbin Laodikya ve Menderes çevresinde, yâni yolculuk edilen yerde yapıldığını söyler. Bu Laodikya Eğirdir, Menderes ise, Orta Menderes’tir. 548 km boyundaki Büyük Menderes, Kinnamos’u açıklayamaz. Bu yüzden olacak, harp yeri için Filibeli Ahmet Hilmi, Eğirdir’in kuzeyini; Yılmaz Öztuna ise [Eski] Eğirdir Gölü’nün az kuzeyini gösterirler [Har.8].
  3. Khoniates, “Honaz’dan imparator, Lampis üzerinden Kelene’ye yürüdü”(1995: 123) diye harbin Kelene’de yapıldığını söyler. Zira üstte belirttiğim gibi Kelene Hisarı Yenicesivrisi’dir. Mihail F. Hendy [1942-2008], Khoniates’ten “Harp, Hermos ve Menderes vadisi üzerindeki yamaçların bir yerinde yapılmıştır”; “Manuel, geçidin sonu ile göl arasında düzlükler uzandığını ima eder” gibi mühim bilgiler aktarır (1985: 146-154, Appendix II, Studies in the Byzantine Monetary Economy). Osman Turan, “Sultan, geçidin Sybrize [Yenicesivrisi] denilen çıkış yerinde pusu kurdu” der (1998: 208). Bu bilgiler araziye cuk oturur. Zira harp yeri Çirişli Dağı güney etekleri; göl, Eski Eğirdir Gölü; geçit sonu ile göl arasındaki düzlükler ise Hüseyin ovasıdır [Har.8].
  4. Harp yerinin en somut ve bağımsız kanıtı, harpten yalnız 14 yıl sonra [1190] bölgeden geçen Ansbert'in kroniğidir. Alman İmparatoru Friedrich komutasındaki III. Haçlı ordusu, 1 Mayıs 1190'da Uluborlu önlerinden geçmiş ve 2 Mayıs akşamı belirli bir göl [Hoyran] ile sıradağlar [Barla] arasında [Kayaağzı pınarları] konaklamıştır. O gece esir alınan bir Türk, Friedrich’e şu hayati istihbaratı vermiştir: "3 Mayıs günü geçmek istediğiniz ve Rum kralı Manuel'in mağlup düştüğü geçitte 30 binden çok Türk sizi bekliyor. Manuel'e yaptıklarını size de yapacaklar".Bunun üzerine Friedrich rotasını değiştirmiş; Manuel'in yok edildiği Yenicebeli'ne girmekten vazgeçerek Bozdurmuşbeli üzerinden Akşehir'e yönelmiştir. Ansbert'in bu kaydı, harbin Uluborlu'nun hemen şarkında olduğunu matematiksel bir kesinlikle ispatlamaktadır [bk. Har.1].
  5. İmparator, beş gündüzlük yürüyüş mesafesindeki Türk yurtlarının ortalarına kadar büyük bir coşkuyla ilerledi. Grekler Konya’nın bir gündüzlük yürüyüş kadar yakınına vardılar, vardıkları yer, Sultanın bulunduğu yere üç saatlik mesafedeydi; Grekler burada sıkışık dağların arasına girdi; bu dağlarda hiç su yoktu (Süryani Mihail, 1905: 371). Beş gündüzlük yürüyüş, Çivril-Homa’dan başlar: İlk gün Dinar, ikinci gün Çapalı, üçüncü gün Uluborlu önü, dördüncü gün Kayaağazı pınarları, beşinci gün köprüden itibaren Türk topraklarında 10 mil yürüyerek Köke köyüne geldiler. Sultan, buraya 15 km [10 mil] uzaktaki Kötürnek köyündeki ordugâhtadır. Konya, Kötürnek’e 15, Köke’ye 25 mil [37 km] mesafedeki, İbn Hordazbih ve el-İdrîsî’de Rabaz-ı Konya ve bazen de Konya-kapı ve Konya kaydedilen Yalvaç-Manarga [şimdi Dedeçam] köyüdür. Bunu Ceylan yanlış anlar ve:“Demirkent, Kinnamos’un eserinin tercümesine eklediği Harita 2’de, Selçuklu-Bizans sınırını Beyşehir-Hoyran gölleri arasında uzanan bir hat üzerinde gösterir. Şüphesiz bu yaklaşım tarihî kaynaklara uygunluk ve doğruluk arz etmektedir” der [Ceylan, 2017: 18 Har.5; doğru sınır için bk.Har.4]. Buna ve Manuel’in İngiltere kralına gönderdiği mektubunda: “Türklerin ülkesine girer girmez savaş çığlıkları duyuldu. Türk askerleri bizim ordularımıza karşı her yönden saldırıya geçtiler” demesine rağmen, Manuel’i, Hoyran Gölü’nden itibaren beş gün Türk topraklarında yürüterek Kızılören’e getirir (Ceylan, 2017: 17).
  6. Üçüncü satır, sekizinci sözcük ՄելտինիսMeltinis yazıyor. “İkoni [Konya] önündeki / öncesindeki harabe kale ki adı Meltinis’tir”. Modern Batı Ermenicesi telâffuzunda Meldinis fakat aslı Meltinis’tir. Eski Ermenice ve hâlen Doğu Ermenicesinde böyle okunur. ‘Aslına bakarsanız Malatyalı demek’ (Nişanyan, 15.01.2020). Malatyalı, Boğaz’daki nehre Battal, nehrin geçtiği ovaya Hüseyin adının verilmesine sebep olan Battal Gazi’dir. Battal, Antakyalı olmasına rağmen aradan beş asır geçtiği için olacak Smbat, bugün olduğu gibi Battal’ı Malatyalı sanmış veya Malatyalı Battal ile karıştırmıştır. Ceylan-Eskikurt, orijinal metinde Meltinis olan kelimeyi hatalı olarak Meldos yapmıştır. Meldos aslında Melissopetrion olup, Balkayası yeri demektir. Smbat kroniğinden Boğaz’a Battal Boğazı, buradaki [metruk] kaleye de Battal [Malatyalı] kalesi denildiği anlaşılmaktadır.
  7. Ebû'l-Ferec, “Yunan kralı Türklerin hududu üzerine iki şehirkurdu [Dorileon ve Subleon, 1175]. Kral büyük bir ordu toplayarak Türk hududuna yürüdü” der. Buna göre de harp, yürünen yerde, yâni Türk hududunda yapılmış demektir. Ebû'l-Ferec, ayrıca harp, Bet-Toman [Beth Thomas] denilen yerde yapıldı der. Yunanca karşılığı "Didyma" [iki, ikiz / iki tepeli] olan bu yer, "iki tepeli" bir yapısı olan Kemer Boğazı’nın 6 mil şarkındaki Yenicesivrisi'ni tanımlamaktadır [bk.Har.1, R.1].

Yukarıda açıklanan Manuel’in mektubu, Kinnamos, Khoniates ve Ansbert kronikleri ile Süryani Mihail, Smbat ve Ebû’l-Ferec gibi şark kroniklerinin tamamı Kemer Boğazı, Yenicebeli, Yenicesivrisi, Köke, Kötürnek [sultanın ordugâhı] ve Manarga’yı [Rabaz-ı Konya: Konya] işaret ederler. Surlu William’daki Konya adı, eserin Almanca çevirisinde sonradan eklenmiştir.

1176 yılında Uluborlu [Sozopolis] Roma elinde olup, Roma-Selçuklu sınırı: Eğirdir ve Hoyran göllerinin şark sahilleri ile Hoyran ve Eğirdir gölleri arasındaki ırmaktan [Orta Menderes, Battal nehri, Halys, Sangarios vs.] geçmektedir. Doğru sınır, Işın Demirkent- Harita 2’deki [makalede Har.3] gibi değil, Har.2 gibidir. Khoma ve Justinianopolis gibi adları bulunan ve bir hudut kalesi olan; Lampe’de ve Menderes’in kaynakları yakınındaki Sublaion için, Osman Turan ta 1970’lerde Uluborlu’nun şarkında der (Ramsay, 1960: 147; Kinnamos, 2001: 213; Turan, 1998: 214). Buna göre Uluborlu’nun şarkında da bir Menderes vardır ve bu Menderes, Kemer Boğazı’ndaki ırmak olup; Kelene ve Apameia dahi Kemer Boğazı bölgesindedir [bk. Har.2, 8].

Bu izahattan harbin sınırda, yâni Kemer Boğazı’ndaki köprü ile köprünün 10 mil şarkındaki Köke köyü arasında yapıldığı anlaşılır. Prof. Afyoncu, 27 Ey. 2026 Pazar günü büyük zaferin 850’nci yılı münasebetiyle Sabah’ta: sınırın 135 km şarkındaki Konya iddiasını savundu ve muharebe harpte ölenlerin çokluğundan dolayı Myriokephalon [binlerce kelle] ismiyle anılır dedi. Sn. Rektör, ismin kelle ile ilgisi yok. Hendy, “Khoniates, bu ismin nereden türediğiyle ilgili açıkça kronolojik bir hata yapar” der.

Pusguse, Beyşehir Gölü değildir. Beyşehir Gölü, 1176’da Kıreli [Koralis] ve Beyşehir [Trogitis] gibi iki ayrı göl olup, içinde ada yoktur [bk. Har.2, 6, 8]. Fulcersis ve merhum Yinanç, Pusguse Gölü’nün Eğirdir Gölü olduğunu söylerler (1844: 3, 336 Pusguse ve 2013: 260 Pasköza). Ataları mübadelede Yunanistan’a gitmiş 1937’li Hacı İlyas, Eğirdir Gölü için Pazgusi der.

Ramsay, harp yeri için 1890’da; bir yandan Uluborlu’nun 2 gün şarkındaki [bel kemeri gibi yuvarlak] Chateau Cingulaire’i [Ginglarion], bir yandan da Çivril-Homa ile Kızılören arasındaki Düzbel’i iddia etti (Ramsay, 1960: 140, 147). Tomaschek’in itiraz üzerine de: Miryokefalon, Tzyvritzi Kleisura’yı Homa’dan başlayıp doğuya uzanan boğaza yerleştirmede yanıldığıma Tomaschek’in beni ikna ettiğini söylemeye mecburum. Miryokefalon, Tarihî Coğrafya’mı ve bu konudaki eski bir makalemi yazarken erişemediğim bir sürü kitapta görüldüğü gibi çok daha doğudadır. Manuel’in yenilgiye uğratıldığı geçit, Limnai [Hoyran Gölü] ile Gondani [Kundanlı] arasında; her iki tarafı sarp kayalıklarla çevrili dar bir boğazda yer almaktadır. Barbarossa, [bahis konusu] boğaza uğramamak için Limnai’nin kuzey-doğu ucundan; Kinnaborion vadisinden gitmiştir” der [bk. Phrygia, 1897-Oxford, Ekler, s.346-47]. Ramsay’ın davranışı örnek olmalıdır. Barbarossa, Hoyran Gölü’nün kuzey-doğu ucundaki Yoğurtçubeli değil, kuzey-batı ucundaki Bozdurmuşbeli’ni kullandı. Historia Peregrinorum’a göre Haçlı, gölü geçmedi.

Osman Turan, Ekkehard Eickhoff, Ali Sevim ve Erdoğan Merçil gibi tarihçiler, Ramsay ve Tomaschek’in fikrini esas alarak Kundanlı [Kumdanlı yanlış] görüşünü benimsediler. Kudret Ayiter, Kemal Turfan ve Bilge Umar gibiler ise Kundanlı’da dar bir geçit bulunmayışına bakarak, Khoniates’in geçit tasvirinin yanlış Fikret Işıltan çevirisi peşine düştüler ve harp yeri aradılar, arıyorlar. Herkes tarihçi olmuş; varsa yoksa iki tarafı sarp bir geçit arıyor. Vah, vah! Sn. Rektör, merhum Turan’ı hafife aldınız. Şayet o, göldeki değişimi ve tarihî yolun Kemer Boğazı’ndan geçtiğini bilseydi, harbin yeri 60 yıl önceden Yenicesivrisi olurdu.

Tarihçi, Göller Bölgesi’ndeki coğrafî değişimi bilmeyen; İbn Hordazbih, el-İdrîsî, Peutinger tabula, Antonine ve Kudüs yol itinererlerini araziye tatbik edemeyen Ramsay’a göre makale ve kitaplar yazıyor. Miryokefalon, geçim kaynağı olmuş. Yıllardır bir Miryokefalon harbinin yapıldığı yeri tespit edemeyen akademisyenden bu ülke bir şeyler bekliyor. Şimdi, yeni bir geçim kaynağı daha bulundu: Arkeolojik kazı! Arkeolojik kazı, harp yeri belli olan bir yerde işe yarayabilir. Değilse 11 iddianın onbirinde de kazı mı yapılacak? Yoksa sadece Konya mı yapacak? Sn. Afyoncu, Miryokefalon, coğrafyaya ait bir isimdir ve insan başıyla ilgisi yoktur; Menderes’in kaynaklarının bulunduğu bölge ve Türkçe Kırkgöz demektir. Miryokefalon kalesi geçidin başında, Tzybritzi [Sybrize: Sivrisi] ise sonunda olacak. Bağırsakdere’de böyle bir şey var da, biz mi görmüyoruz? Eskikurt ile Ceylan’ın iddia ettikleri kale, boğazın ortaları ve 2,5 km kuzeyinde olup, bunun Khoniates’in anlatımıyla hiç ilgisi yoktur [bk.Har.5].

Konya, 1107’de Çavlı ile yaptığı mücadele sırası Habur Çayı’nda boğulan, önce Meyyâfârikīn’deki [Diyarbakır-Silvan] “Kubbetü’s-Sultan” adıyla bilinen türbeye defnedilen [TDV İA] ve şimdi Silvan- Orta Çeşme Parkı civarındaki türbede yatan I. Kılıçaslan’ın, güya naaş kalıntıları üzerinde yapılan DNA ve anatomi analizleri ile silikon heykelini yaptı. Konya’nın reklama ihtiyacı var (!) Kılıçaslan’a ait DNA analizlerinin aslı esası yoktur. Prof. Afyoncu ile Prof. Çaylı’nın dediklerine göre, şimdi de Konya, Bağırsakdere Boğazı’nda arkeolojik kazı yapacak ve Silvan’da yatan Sultan I. Kılıçaslan’ı götürdüğü gibi, Isparta Kemer Boğazı-Yenicesivrisi-Köke arasında yapılan Miryokefalon harbini de, Konya-Bağırsakdere’ye götürecek. Zaten on yıl önce yola bir levha koydular. Aslında bu bir tarih cinayetidir. Konya bunu işler mi? İşledi bile; vicdana gelir de, döner mi, onu göreceğiz!

Toprağın da hakkı var

Süryani Mihail’in kaydına göre bu harbin kahramanı, anlaşmada Senirkent [Lampe] ovasının alınmadığına öfkelenen ve sultana hakaretler eden zırhları bile olmayan garip Türkmenlerdir. Manuel, bir Türkmen’i, bir Romalı’nın zırhını alırken mızrakla şehit etti. Bunun gibi binlerce şehidi bağrında barındıran toprağın da hakkı var. Zerre vicdanı olan birisi, harp yerini ciddiye alır. Sn. Afyoncu, İbni Bibi’nin Müslümanlar Mezarlığı dediği 972 rakımlı Koru tepe, aynı zamanda Miryokefalon şehitliğidir [bk.R.8].

.

Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com

Kaynaklar ve Tetkik Eserler

Ceylan, M. A.- Eskikurt, A. (2001): “Kufi Çayı Boğazı […]”, Marmara Coğrafya Dergisi 3, s.123-152, İstanbul. [tam 15 yıl Kufi Boğazı’nı iddia ettiler]

Ceylan, M. Akif (2010): “Miryokefalon Savaşı’nın Yeri Konusuna Coğrafi Bir Yaklaşım”, Türk Dünyası Araştırmaları 187, s.159-196, İstanbul.

Ceylan, M. Akif (2016): “(…) Miryokefalon Savaşı’nın Yeri: Konya Bağırsak Boğazı”, USAD 5, s.69-94.

Ceylan, M. Akif (2017): “Myriokephalon Savaşı [17 Eylül 1176] açısından Konya Bağırsak Boğazı’nın coğrafî özellikleri”, USAD 7, s.1-39.

Eskikurt, Adnan (2017a): “Miryokefalon Savaşı’na Dair Kronikler ve Modern Çalışmalar”, USAD 6, s.65-94.

Eskikurt, Adnan (2017b): “Ortaçağ kroniklerine göre 17 Eylül 1176 Myriokephalon Zaferi [Bağırsak Boğazı-Konya]” USAD, 7, s.74-98.

Eskikurt, A.- Ceylan, M. A. (2017): […] Myriokephalon Zaferi [Konya Bağırsak Boğazı-Miryokefalon], 17 Eylül 1176, Çamlıca-İstanbul.

Fulcersis, Corneten (1844): Recueil Des Histories-Des Croisades, Cilt 3, Imprimerie Royale-Paris. [Pusguse, s. 3, 336, Eğirdir Gölü].

Topraklı, Ramazan (2021): Miryokefalon’un Yeri Isparta, 3. Baskı, Sistem Ofset, Ankara.

Yinanç, M. Halil (2013): Türkiye Tarihi, Selçuklular Devri, Cilt 1, Türk Tarih Kurumu-Ankara. [Pasköza, s.260, Eğirdir Gölü].

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap