Koku Ana’nın Sessiz Vedası

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,Koku Ana’nın Sessiz Vedası
Haberin Tarihi: 21.1.2026 11:01:21 - Okunma Sayısı:34 defa okundu.

Bayram Aygün yazdı...

Ardıç Altında Barış: Koku Ana’nın Sessiz Vedası

Koku Ana 1918’in Baharında Vefat eder

Kıbrıs’tan gelin olarak geldiğinde Ortodoks’tu Koku Ana. Ancak Isparta’da “koku ile tedavi” geleneğini yaşatırken, inançların sınırlarını aşan bir yaşam sürdürdü. Pazar günleri kiliseye gidip dua eder, Cuma günleri ise örtüsünü takıp İğneci mahallesinden yaylı arabayla şehir merkezine gelir, Cami Atik’te (Kutlu Bey-Ulu Camii) kadınlar bölümünde Cuma namazını takip ederdi. Ellerini semaya açar, içten dualar ederdi.

1918 baharında Isparta’da bir ardıç ağacının gölgesinde sıra dışı bir cenaze töreni gerçekleşti. Ne sadece Müslümanların ne de yalnızca Acem Ermenilerinin, Rumların töreniydi. Bu, veda, kokularla şifa dağıtan bir kadının ardından, dinlerin ve kimliklerin ötesinde birleşen bir kalabalığın sessiz duasıdır demek yerinde olur diye düşündüm.

Koku Ana’nın üzerine örtülen Osmanlıca yazılı yeşil örtü, onun ruhunun ortak bir yaşamı temsil ettiğini anlatıyordu. Bir yanda elinde eski yazılı Kur’an tutan Müslüman hoca, diğer yanda haçlı kolyesiyle Rum papaz… Ve arkalarında, ellerinde koku şişeleriyle hastaları, gül dallarıyla çocuklar… Karanlık çökmek üzereyken vasiyeti üzerine Koku Ana’nın yapılan cenaze namazıyla toprağa verilir. Koku Ana akşamleyin gömülmesini vasiyet etmişti. Akşamüzeri bütün çiçek ve ağaçlar kokularını doğaya salarlar. Bu salım kokular arasında gömülmek istemişti.

Koku Ana, Isparta’nın tarihine barışın kokusunu bıraktı diyebiliriz.. Son Mevlevi Dedesi Ali Dede (Aksu) Efendi’nin Mevlevi Kiler (Alış-veriş) defterine düştüğü notlarda bunları anlatıyordu. Allah rahmet eylesin!

                                                                 ***Koku Ana Kıbrıs’tan gelin olarak geldiğinde Ortodoks’tu. Müslümanlığa da ilgi duyar. Koku

Koku ile tedavi ettiği sürede Pazar günleri Hristiyanların kilisesine gidip dua ederdi. Cuma günleri ise kendini kapalı örtülü hale getirir. Mahallesi olan İğneci ‘den yaylı (ücretli yolcu taşıyan üstü kapalı at arabası) araba ile Isparta şehir merkezine gelir.Koku Ana sıfatıyla Isparta bayırlarından topladığı çiçeklerden oluşan karışımları Aya Paniye de (Koku Kilisesi, MİSPARTA)  elde ettiği kokularla ruhi hastalığı olanları tedavi eder uzun süre.

Genellikle ortak Cuma namazlarının kılındığı Cami Atik mahallesine (Kutlubey) (Ulu cami) ‘ e gelir. İkinci kadınlar kapısından bayanların namaz kıldıkları yere çıkar. Camiye gelen, vakit ve Cuma namazını kılmak isteyen kadın ve kızlarla birlikte bayanlar bölümündeki üst katta Cuma namazını takip eder.

Oturduğu yerden diğer bayanlarla birlikte Cuma vaazı dinler. Ellerini semaya açar, dakikalarca içinden dua eder. Cemaatin dağıldığını gözler.. Namaz bitince, erkekler dağılınca aşağıya erkeklerin namaz kıldığı alana iner.

Namaz sonrası caminin Sidre dağından getirilen sedir dikmelerini elleriyle ovalar, kokusunu içine çekerdi. Yanındaki kadınların “Hâlâ kokuyor mu?” sorusuna başıyla “evet” işareti yapardı. O an, kokunun hafızayı ve inancı birleştiren sessiz bir köprü olduğuna inanırdı.İğneci (Kurtuluş)mahallesinden birlikte geldiği komşu kadınlardan birisi koluna girip sessizce: ”Hadi Koku Ana payton geldi, dışarıda bizi çağırıyor” diyerek dışarı çıkarlardı.

1918 baharında Hak’ kın rahmetine kavuştuğunda, cenazesinin kiliseye mi yoksa Müslüman mezarlığına mı gömülmesi gerektiği tartışıldı. Vali Mutasarrıf Haydar Bey, Belediye Başkanı Süldürzade Nadir Efendi’den Mevlevi Dedesi Ali Dede’ye, Rum eşrafından Niko Efendi, Avram Efendi’ye kadar dönemin ileri gelenleri bir araya gelirler defin için..

Karar, barışın,ortak yaşamın ruhunu yansıtır: Koku Ana, Hisar mahallesiGülcü sokakta Uyuoğlu Türbesi adıyla bilinen yerde (Nam-ı Değer Kınalızade akrabalarının yer aldığı türbe avlusunda) bulunan ardıç ağacı altına çok sayıda sevenlerinin, çocukların, tedavi ettiği hastalarının da bulunduğu cenaze töreni İslami dualarla akşamüzeri toprağa verilir..

Koku ile tedavi ettiği hastaları ellerinde koku şişeleri olduğu halde çocuklar da gül yaprakları, süslenmiş kokulu fenerleri taşıdıkları halde arka pozisyonda yer almalarıyla ilgili görüntüler yıllarca Isparta sokaklarında konuşulur. Dinleyenler Koku Ana’ya dua da kusur etmezler.

Son Mevlevi Dedesi Ali Dede Efendi günlük Kiler not defterinde şunları not etmişler:“1918 baharında vefat eden Koku Ana, hem kilisede hem camide dua eden, kokularla şifa dağıtan bir kadın olarak Isparta’nın ortak düşüncesinde barışın ve kardeşliğin sembolü oldu”der.Akşam vakti ise bambaşka bir sahne yaşanması Isparta tarihinde pek görülmez. 

Koku Ana baharın kokularını solumadan yaşama veda eder. On gün önce kutlanacak Koku Bayram’ına yetişmez. 1919’dan sonra Isparta Koku Bayramı isim değiştirir. Kiraz Bayramı adını alır. Son koku Bayram’ında: Koku Ana’ndan şifa bulan hastaları, ellerinde koku şişelerini 1918’deki Aya Baniya’ da (Misparta) koku kilisesindeki Koku Bayramında cenazeye on gün önce eşlik eden çocuklar da aynı sırada yer almışlardı. Çocuklar gül yapraklarıyla süslenmiş kokulu fenerler taşışları üç günlük Bayramın birinci gününde yer almışlardı. 

Saygıdeğer okuyucular, Koku Ana’nın hikâyesi, dinlerin ve kimliklerin ötesinde bir ortak yaşamın mümkün olduğunu hatırlatmıyor bizlere.Onun ardıç ağacı altındaki mezarı, Isparta’nın sessiz tanığı olduğunu söylemeliyim..

Yolunuz düşerse Gülcü sokakta Uyuoğlu Türbesi veya Kınalızadeler türbesi denilen mezarların yanına uğrayıp bir dua ederseniz,  Isparta güllerini, dağlarının çiçeklerinin kokusu hastalıklara tedavi ettiğini o günkü gibi sizler de hissedeceksiniz.. Sancak Isparta’sının çok din kültürlü yapısını koku adıyla birleştiren Koku Ana’ya, diğer koku ustalarına siz de dua edeceksiniz; biliyorum!

Ve her sedir kokusu, her gül yaprağı, bir ardıç kokusu, bize şu gerçeği fısıldamıyor mu: Barış, kokular gibi görünmez ama kalplerde derin izler bırakır?

Sancak Isparta’sında Koku Ana Gadinko’nun ardıç altında gerçekleşen sessiz vedası, aslında:  “Ardıç Altında Bir Medeniyetin Vedası”olur.

Koku Ana’nın defninden sonra: Belediye Başkanı ve yardımcısı Mevlevi Dedesi Ali dedenin Mevlevi (Ahi Kasap) sohbet hanesinde bulunan Helvahane’ de hazırlattırılan gül suyu kokulu pekmez helvası İğneci (Kurtuluş mahallesinde çocuklara dağıtılır. Tarihi anlamda Isparta’nın bir koku memleketi olduğu çocukların damaklarına, zihinlerine sunulur.

Tarihsel açıdan,1918 Baharında Isparta’da Ortak Yas’ın belgesi, hikâyesini Bayram Aygün olarak sizlerin okunurluğunuza sundum.  Allah rahmet eylesin.

Araştırma: Bayram AYGÜN-2026 Isparta

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap