Nis Adası’nda Bir Hasat Sonu Duası 1893

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,Nis Adası’nda Bir Hasat Sonu Duası 1893
Haberin Tarihi: 4.3.2026 11:02:08 - Okunma Sayısı:168 defa okundu.

Bayram Aygün yazdı...

NİS ADASI’NDA BİR HASAT SONU DUASI 1893

Eğirdir’de Bir Zamanlar, Kahkaha, Kardeşlik

Her ne kadar günümüzde Eğirdir Gölü can çekişse de, küresel iklimin olumlu bir yöne evrileceğine inanıyorum. Dört gözle beklediğimiz günler yakındır.Biz yine de bugünün karamsarlığından sıyrılıp 1893 sonbaharına dönelim diyorum.

Eğirdir Gölü’nün gümüş rengi suları çekildiğinde ya da rüzgâr çınarların yapraklarını hışırdattığında, (Eğirdir) Nis Adası’ndan hâlâ eski bir şarkının tınıları gelir kulağınıza. Bu şarkı ne sadece Türkçe ne de sadece Rumcadır; bu, bin yıllık bir komşuluğun, paylaşılan ekmeğin, aynı sofrada patlayan kahkahaların bestesidir.

Eskiler anlatır ki Nis Adası’nda hayat sadece karın doyurmak değil, başlı başına bir şenlikmiş. Müslüman, Rum ve Ermeni komşuların evlerinden yükselen kokular birbirine karışır; kimin mutfağında ne piştiği değil, o sofrada kimlerin oturduğu merak edilirmiş. Dinler Tarihi profesörüyle aynı köydeniz; annesi de Eğirdir’li... Barla’nın karşısındaki eski bir Roma köyündeniz. Geçimimizi bu gölün ürünlerinden sağlardık. Rahmetli Profesör kırk yıl önce Neşet Çağatay’ın şahsıma anlattıkları hala zihnimde.

1200’lerden 1923’lere kadar Eğirdir Nis Adası’nda Müslümanlar, Rumlar ve az sayıda Ermeni aile tek bir aileymiş gibi yüzyıllarca yaşamışlar. Rum ve Müslüman Nis Adalı'ların karşı kıyıda, Yenice köyünde arazileri varmış. Sonbaharda bu arazilerden elde edilen tahıl ve bakliyat hasadı bitince, Nis Adası’nda cemaatler topluca birleşerek hasat sonu sohbetler, dualar ve kutlamalar yaparlarmış. Müslümanlar kendi kitaplarına göre, Hristiyanlar da kendi kitaplarına göre şükür duaları (yemekli ve eğlenceli) ederlermiş.

 Nis Adası’nda sofralar balıkla kurulurdu; deve pastırması sofraya girdi mi, şakalar yemeğin kendisinden daha çok doyururdu. Ada’nın sakinleri evlerinde hazırladıkları yiyecekleri mütevazı, Allah ne verdiyse; ama söz yerindeyse ağırbaşlı bir özenle hazırlardı.

Gölün armağanı balıklar sofraların baş tacıydı. Mercimek, nohut ve fasulye ise sofraların sarsılmaz kalesi sayılırdı. Bir gün mahalleye deve eti pastırması girdi mi, işin rengi değişirdi. Büyükler, ‘Bugün dişleri iyi bileyleyin!’ diye takılırken, o sert ama lezzetli pastırmanın etrafında dönen şakalar, yemeğin kendisinden daha çok doyururdu ruhları. Ada Rumları ev yapım ustasıydı; Göl çevresinde konuşlanan Türkmen Yörük köylerinde bir mevsim ev yapım işlerinde çalışırlardı. Göl çevresindeki Yörük-Türkmen köylerinde deve pastırması yapımı gelenekti. Rum ustalar da çalıştıkları Türkmen köylerinden bir kışlık yiyecekleri deve pastırmasını Nis Adası’na getirirlerdi.

Eğirdir Gölü, Nis adalıların hem gıda ambarı hem de oyun alanıydı. Nis Adalılar göl ile adeta bütünleşmişlerdi. Balıklar pişirilir, havyarlar tuza ve turşuya basılırdı. Ev yapımı üzüm sularını yudumlamakla birlikte tüketen ada Rumları, Müslüman komşularının hassasiyetlerini bilerek üzüm sularını özenle yudumlarlardı. Müslüman adalılar ise mayalanmış üzüm şırası yerine mayalanmamış üzüm şerbetini tercih ederlerdi. Herkes birbirlerinin inancına, anlayışına saygı gösterirlerdi.

Adada kış hazırlığı demek, sakinlerince ilan edilen bir bayram demekti. Erişte ve tarhana dökülürken, mutfaklar un savaşı yapan çocukların kahkahalarıyla dolardı. Hani derler ya: Bir tabak börek, bir hafta barış. Gerçekten de bir tepsi sıcak (samsa) ya da çıtır veya su  böreğinin açamayacağı kapı, yumuşatamayacağı kalp yoktu o dar sokaklarda. Tatlıya gelince, helva her evin ortak diliydi. Zengin sofralarında baklava ve kadayıfı parıldardı; ama çocukların en büyük lüksü üzerine pekmezli sade dilim üzerine sürülmüşbir yiyecekti. O pekmezin yapış yapış tatlılığı, bir çocuğun yüzündeki gülümsemeden daha tatlı olamazdı.

Müslümanların kutsal üç ayları ve takvimler 6 Ağustos’u gösterdiğinde, İsa’nın Başkalaşımı Bayramı ile Nis adalı Müslümanların üç ayları her yıl on bir gün önceden geldiğinde ada halkı hep birlikte hem Müslümanların hem Gayrimüslimlerin bayramlarını bir birlerinin inanç sınırlarını göstererek kutlarlardı.

Bir hafta süren Nis Ada Sonbahar Hasat Kutlamalarına, Eğirdir halkından Dokuma Ağa’sı Pestiloğlu Şerif ile Göl ve Kır Ağa’sı Çizmecioğlu İbrahim de katılmışlardı. Ada halkından Dedeoğlu İbrahim, 1893 yılı kutlamalarının Hasat Ağa’sı olarak yer almıştı. Nisa halkından Üzümcüoğlu Salih, Çillioğlu Mehmet, Abbasoğlu Abdülkerim; Gayrimüslim Nisa, Ada halkından ise Girit (Germiye) Kazıoğlu, Este, Kara Balıoğlu İstefan ve Tuluoğlu Yordan kutlama komitesinde görev almışlardı.

Nis Adası adeta kabına sığmazdı. Karşı kıyıda sahip oldukları Yenice köyünün bağlarından toplanan o meşhur siyah-beyaz razakı, hafızali, gemre, tilki kuyruğu ve müşküle üzümleri şıralık ağaç kaplara yerleştirilirken; yiyecek yüklü tekneler gölün sularında karşı kıyıya doğru süzülürdü. Hasat kutlamaları sırasında çınarların gölgesinde, göl manzaralı sofralar yalnızca mideleri değil, kardeşliği de doyururdu. Kavılardan (Ağaç saklama kabı) tas tas üzüm şıraları doldurulur, sofralara taşınırdı.

Temkinli Müslüman ada halkı ise kendilerine sunulan sofralardaki mayalanmış şıra taslarını reddederlerdi, ellerini yalnızca dualara yöneltirdi. Bugün Eğirdir’in Yeşilada’sında rüzgârı dinlediğinizde, o eski kahkahaların izini yazılarımı takip ederek; hâlâ sürebilirsiniz. Yazılarımı takip etmeniz dileklerimle. Nis Ada’ nın gerçek tarihini ne saray kayıtlarında ne başka kaynaklarda bulmanız olası değil.

Yazımı: Kaynak göstermeden kullanamazsınız! Sözlü şahsıma anlatılarından dolayı rahmetli Prof. Neşet Çağatay’a teşekkürler.

Araştı: Bayram AYGÜN-2026-

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap