Isparta’dan Bir Ahlak Ve İhlas Kıyası

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,Isparta’dan Bir Ahlak Ve İhlas Kıyası
Haberin Tarihi: 28.8.2026 10:10:08 - Okunma Sayısı:16 defa okundu.

Araştırma: Bayram AYGÜN

ISPARTA’DAN BİR AHLAK VE İHLAS KIYASI

Isparta’nın Asil Müderrislerinden Cemaat Tüccarlığına: Bir Ahlak ve İhlas Kıyası

Gök Tanrı’dan Milli Mücadele’ye Sadiye Bükası Geleneği ve Cemaat Maskaralıkları

Para Kabul Etmeyen Ocağın Torunları: Sadiye Hanım’ın Mirası ve Günümüz Cemaatleri

Isparta Kurtuluş Mahallesinde Yılankıran Çeşmesi başında yakılan İslami ilim meşalesinden Cumhuriyet’i kuran iradeye uzanan Isparta’nın iffetli ve bağımsız medrese mirası, günümüz cemaatlerinin sergilediği ticari, kurumsal iktidar hırsı karşısında hakiki din hizmetinin, inanç  vememleket sevgisinin ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

İslam geleneğinde ve Osmanlı da  din hizmeti, manevi önderlik, hiçbir zaman şahsi veya kurumsal bir zenginleşme kapısı olmamış; bilakis fedakarlık, iffet, karşılıksız hizmet esasına dayanmıştır.

Tarihte Isparta da açılan ve yedi yüz elli yıl süren Sadiye Bük’ ası Medrese okulları gibi ilim ocaklarının sergilediği duruş, dini yapıların ve cemaatlerin maddi menfaat, bağış toplama ve sermaye biriktirme hırsından tamamen arınması gerektiğinin en somut kanıtıdır.

Dini ve sosyal alanlarda faaliyet gösteren yapıların yegâne gayesi; toplumu gösterişsiz bir ihlasla (Allah yolunda) aydınlatmak, vatanına, milletine tereddütsüz bağlı, ahlaklı bireyler yetiştirmek olmalıdır. Ne zaman ki din kisvesi altındaki yapılar finansal (Para) güç, yurt, ticaret imparatorlukları kurma yarışına girer, işte o zaman manevi rehberlik vasfını yitirerek asli çizgisinden sapar. Hakiki din hizmeti; cüzdanı ve nüfuzu büyütmekle değil, kalplerde vatan ve Allah sevgisini büyütmekle mümkündür.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde Isparta’nın manevi, eğitsel dokusunu şekillendiren köklü kurumların başında Sadiye Bük’ ası (Sadiye okulları) Medreseleri  gelir. Bu ocağın temelleri, 1262’li yıllarda Hicaz bölgesinden Isparta’ya gelen Hüseyin Efendi ile Karaağaç Mahallesi’nin Yörük-Türkmen ailelerinden olan Sadiye Hanım’ın evliliğine dayanır.

Hüseyin Efendi’nin rehberliğiyle İslam’ı kabul eden Sadiye Hanım’ın Kurtuluş (İğneci) Mahallesi’ndeki Yılankıran Çeşmesi başında abdest alıp namaz kılması, İlk defa bu yıllarda bir Yörük-Türkmen kızının İslamla tanışması Isparta’da gerçekleşir.( li Dede Efendi Mevlevi Dedesi’ nin Kiler Defterleri)

1200’lerde Isparta da yerli bulunan Büyük İskender Rumlarının mahallelerine  yerleşen Konar-Göçer Türkmen aileleri dağlarda sürücülükle uğraşılarından dolayı bu tarihe kadar Orta Asya ata dinleri olan Gök Tanrı dinlerini sürdürmüşler.

O dönem henüz Gök Tanrı inancını sürdüren yarı konar-göçer Yörük kadınları arasında Orta Asya’dan getirdikleri Gök Tanrı dininden Yüce İslamiyet’e yöneliş,  büyük bir dönüşüm başlatmıştır. Açtığı sohbet eviyle bölge kadınlarının (irşadına)İslami bilgilerle donatılmasına öncülük eden Sadiye Hanım, zamanla kendi adını taşıyan ve sadece dini bilgileri değil, dönemin dünyevi ilimlerini de aktaran çağdaş nitelikteki Sadiye Okulları’nın doğmasını sağlamıştır. Bu okullar Selçuklu, Hamid Oğulları Beyliği ve Osmanlı idaresi dönemlerinde devam etmiştir.

Bu köklü gelenek Isparta da, yüzyıllar boyunca ilimden ve ahlaktan taviz vermeden sürdürülmüştür. Sadiye Bük’ ası Medrese okulları müderrislerinden (Prof.) Nasırzade Hacı Hasan Efendi ve oğulları Seyyid Ali ile Hüseyin Efendiler, Osmanlı vakıf bütçesi dışında hiçbir kimseden para ve pul talep etmeden, kimseden yardım toplamadan, kişisel zenginliğe tapmadan tamamen kendi imkânlarıyla vatandaşın çocuklarına hizmet etmişlerdir.

Bu iffetli ve bağımsız ilim ocağının devamı olan, Sadiye Hanım’ın 61. kuşak torunlarından Kadı ve Müftü Hüseyin Hüsnü Özdamar (Hacı Hüsnü Bey), Osmanlı dönemi müftülüğünün ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün davetiyle Isparta Milletvekili olarak Ankara’ya çağrılmış. Atatürk’ün çağrısıyla diğer Isparta Milletvekili Süldürzade Nadir Efendi ve diğer vekillerle birlikte Yeni Türk Devletinin kuruluş kanununu hazırlayan 14 imzacıdan biri olmuşlar. Kadı- Müftü Hüsnü Özdamar, birkaç dönem Isparta Milletvekilliği yaparak hem Milli Mücadele’ye hem de Cumhuriyet’in inşasına damga vurmuştur.

Bugün Isparta Asri Mezarlığı’nda 1 numaralı istirahatgâhında yatan Hüsnü Bey’in soyu, günümüzde Töngeller ve Peynirci Gülallar gibi Isparta’nın köklü aileleriyle devam etmektedir.

Tarihteki bu muazzam ilim ve memleket hizmeti ile günümüzdeki bazı cemaat sıfatı takılmış birilerinin sergilediği tutum karşılaştırıldığında, aradaki ahlaki ve zihniyet farkı açıkça görülmektedir.

Sadiye Bük’ ası geleneğinde din eğitimi; gösterişten, ticaretten, yardım toplamaktan ve gösterişli sermaye (Altın-Gümüş) birikiminden tamamen uzak, vakur, karşılıksız bir kamu hizmetidir.

Oysa günümüz bazı cemaat görünümlü kalabalıkların yapılanması; toplanan kurban, bağış ve aidatlar üzerinden devasa bir finans, yurt ve ticaret ağı kurmuş, dini öğretme gayesini nerdeyse unutmuş olduklarını ulusal basından izliyor, okuyor, duyuyoruz.

Son ülkemizde olanlardan anlıyoruz ki: Dini İslam’ı öğretiyorum diye kurumsal bir güç ve iktidar aracına dönüştüğünü anlıyoruz. Oysaki geleneksel Osmanlıdan Cumhuriyete uzanan Ispartalıların gerçek olarak İslam’a ve insanımıza olan hizmetlerini okudukça günümüzdeki yanlışlıkları daha iyi görüyoruz.

Tarihte Sadiye Hanım ve Hüseyin Hüsnü Özdamar’ın temsil ettiği anlayış devlete, vatana ve Cumhuriyet değerlerine tereddütsüz bağlı kalıp memlekete, dini İslam’ a hizmet ederken; günümüz cemaat yapısı içe kapanık hiyerarşisi ve ticari kaygılarıyla bu ihlaslı gelenekle taban tabana zıt bir tablo çizmektedir. Para sesi öne çıkmış!

Isparta’nın kendi öz bağrından çıkan bu temiz ilim mirasçıları, mütevazı ve gösterişsiz duruşlarıyla günümüz cemaat ticareti karşısında hakiki din hizmetinin ve memleket sevgisinin ne olması gerektiğini tarih önünde bir kez daha kanıtlamaktadır. Para sesi yerine Yüce Kur’ an’ ımızın sesini yedi Kıt’ a ya duyurmuşlar. Yankı bulan bu yüce sesle Osmanlı altı yüz yıl ayakta kalmıştır.

Sadiye Bük’ ası’nın tek bir kuruşa minnet etmeden vatan sevdalıları yetiştiren o asil ilim ocağı ile bugün din kisvesi altında devasa bir finans, yurt imparatorluğu kuran birileriTürk adaleti önünde yargılanmaktadırlar.

ilahi rızaya adanmış hakiki bir imanın, ticarete ve güç hırsına dönüştürülmüş maskaralıktan ibaret olduğu gerçeği orta da değil mi?

Buna karşılık, günümüz Türkiye’sinde Süleymancılık örneğinde görüldüğü üzere dini eğitim ve cemaat yapılanmaları, tarihteki bu mütevazı ve ilkeli medrese anlayışından köklü biçimde sapmış durumdadır.

Osmanlı müderrislerinin ticaretten ve gösterişten uzak, minnet etmeyen, sadece kamu yararını ve ihlası gözeten duruşunun aksine; modern dönem cemaat yapıları devasa birer finans, yurt ve kurumsal nüfuz ağına dönüşmüştür.Isparta’nın öz evlatlarının sergilediği o hesapsız, gösterişsiz ve vakur ilim hizmeti ile günümüz cemaatlerinin sergilediği ticari ve bürokratik ilişkiler karşılaştırıldığında, tarihteki ecdadın ahlaki ve milli duruşunun kıymeti bir kez daha açıkça ortaya çıkmaktadır. Araştırma: Bayram AYGÜN 2026 –Isparta

Isparta’nın Asil Müderrislerinden Cemaat Tüccarlığına:

Bir Ahlak ve İhlas Kıyası (Karşılaştırması)

Selçuklu ve Osmanlıda Din ve (dünyevi eğitim dâhil) eğitimi bir ticaret veya finans kaynağına dönüştürmek, ilmiye sınıfının vakarını, onurunu zedeleyen en büyük kusurlardan sayılmıştır.

Isparta’da, Kurtuluş Mahallesi’ndeki Yılankıran Çeşmesi başında yakılan ilim meşalesinden Cumhuriyet’i kuran iradeye uzanan mütevazı, iffetli medrese mirası; günümüz cemaat yapılarının sergilediği ticari hırslar karşısında hakiki din hizmetinin, memleket sevgisinin ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Vakıf Hukuku ile garanti edilen gelir: Osmanlı’da medreselerin, tekke ve zaviyelerin giderleri halktan anlık veya zorunlu toplanan paralarla değil, kurucuların tahsis ettiği gayrimenkul ve iratların bağlı olduğu vakıflar kanalıyla karşılanırdı. Müderrisin maşından talebenin çorbasına, muma ve kitaba kadar tüm masraflar bu vakfiyelerden ödenirdi. Dolayısıyla öğrenciye veya velisine "şu kadar ücret vereceksiniz" denmesi vakıf şartnamelerine tamamen aykırıydı.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde Isparta’nın manevi, eğitsel dokusunu şekillendiren köklü kurumların başında Sadiye Bükası (Sadiye Okulları) gelir. Bu ocağın temelleri, 1260’lı yıllarda Hicaz’dan Isparta’ya gelen Hüseyin Efendi ile Karaağaç Mahallesi’nin Yörük-Türkmen ailelerinden Sadiye Hanım’ın evliliğine dayanır.

O dönemde Isparta da Büyük İskender Rumlarının mahallelerine yerleşen, dağlarda hayvancılıkla uğraşan Konar-Göçer Türkmenler, eski inanç geleneğini sürdürmekteydi.

Hicazlı Hüseyin Efendi’nin rehberliğiyle İslam’ı kabul eden Sadiye Hanım, Kurtuluş mahallesindeki tarihi Yılankıran Çeşmesi başında abdest alıp ibadete başlayarak bölgedeki Yörük-Türkmen kadınları arasında büyük bir manevi dönüşümün, İslam’a yönelişin öncüsü olmuştur. Gök Tengri (Tek Yaratıcı: Tengri, göksel küreyi kontrol eden, ruhi-manevi ve ulu bir güç olarak kabul edilirdi.) inancındaki Konargöçerler bir bir Müslümanlıkla tanışırlar.

1263’lerde (Selçuklu döneminde) Isparta da bayanlar ve erkekler için açılan Buka (mahalle cep okulları) Sadiye okullarında açılan ı sohbet evleriyle başlayan bu hareket, zamanla sadece dini bilgileri değil, dönemin dünyevi ilimlerini de aktaran köklü bir eğitim kurumuna dönüşmüştür. Selçuklu, Hamitoğulları ve Osmanlı dönemleri boyunca varlığını sürdüren bu okul, yedi yüz elli yıl boyunca Isparta da ilimden, ahlaktan taviz vermeden hizmet vermiştir.

Din-i İslam’ı öğreten bu okulların işleyiş masrafları asla halktan istenmez. Öğretici hocalara vakıf tarlalarının gelirlerinden geçinebileceği ücret ödenir. Okulların sahibi olan Sadiye hanımın torunlarının damal varlıkları nerdeyse sıfırdır, onların da maaşları vakıfça ödenirdi.

Bu ilim ocağının duruşu, dini yapıların maddi menfaat, yardım toplama hırsından arınması gerektiğinin en somut kanıtıdır. Nitekim Sadiye Bükası müderrislerinden (Prof. Hoca) Nasırzade Hacı Hasan Efendi ve oğulları Seyyid Ali ile Hüseyin Efendiler; Osmanlı vakıf bütçesi dışında kimseden tek bir kuruş talep etmeden, tamamen kendi imkânlarıyla bazen de Osmanlının resmi vakıflarının desteğiyle halkın çocuklarını yetiştirmişlerdir.

Bu iffetli ar ve namuslu geleneğin devamı olan Sadiye Hanım’ın 61. kuşak torunlarından Kadı ve Müftü Hüseyin Hüsnü Özdamar (Hacı Hüsnü Bey), Osmanlı dönemindeki müftülük görevinin ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün davetiyle Isparta Milletvekili olarak Ankara’ya gitmiştir. Şimdi Isparta şehitliğindeki istinatgâhındadır. Nurlar içinde yatsın!

Bu okullarda yetişen Hafız Süldürzade Nadir Efendi ve diğer vekillerle birlikte Yeni Türk Devleti’nin kuruluş kanununu hazırlayan 14 imzacıdan biri olmuşlar. Milli Mücadele’ye, Cumhuriyet’in inşasına önemli katkılar sunmuştur. Hüsnü Bey’in soyu günümüzde Hüseyin Töngeller ve Peynirci Gülallar gibi Isparta’nın köklü aileleriyle devam etmektedir.

Tarihteki bu muazzam ilim anlayışı ile günümüzde "cemaat" adı altında faaliyet gösteren bazı yapıların sergilediği tutum karşılaştırıldığında aradaki derin ahlak farkı açıkça görülmektedir.

Sadiye Bükası geleneğinde eğitim; gösterişten, ticaretten, sermaye birikiminden uzak bir kamu hizmetiyken; günümüzdeki bazı yapılar toplanan kurban, bağış ve aidatlar üzerinden devasa bir finans, yurt ve ticaret ağı kurarak asli gayesinden sapmıştır.

Din öğretimi adı altında kurumsal güç, iktidar arayışına giren bu yapılar, hiyerarşileri,  ticari kaygılarıyla ecdadın miras bıraktığı ihlaslı gelenekle taban tabana zıttır.

Isparta’nın öz evlatları, hiçbir maddi karşılık beklemeden yetiştirdikleri vatan sevdalılarıyla İlahi rızayı gözetmiş; para sesi yerine Kur’an’ın sesini duyurarak medeniyetimizin harcını karma yolunu seçmiştir.

Günümüzde ise din kisvesi altında devasa sermayeler kuranların adaletin karşısına çıkması, ihlas ile ticaret hırsı arasındaki farkı bir kez daha gözler önüne sermektedir.Ecdadın gösterişten uzak, vakur ve millî duruşu; günümüz cemaat ticareti karşısında hakiki din hizmetinin ve vatan sevgisinin kılavuzu olmaya devam etmektedir.

-Araştırma: Bayram AYGÜN 2026 –Isparta

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap