EĞİRDİR GÖLÜ'NDE SU ÜRÜNLERİ DENGESİ SAĞLANABİLECEK Mİ (9.Böüm)

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,EĞİRDİR GÖLÜ'NDE SU ÜRÜNLERİ DENGESİ SAĞLANABİLECEK Mİ (9.Böüm)
Haberin Tarihi: 24.9.2026 17:32:57 - Okunma Sayısı:1207 defa okundu.

Zeki Tarhan Yazdı...

EĞİRDİR GÖLÜ'NDE SU ÜRÜNLERİ DENGESİ SAĞLANABİLECEK Mİ?

Zeki TARHAN - ANKARA

BÖLÜM : 9

 

EĞİRDİR GÖLÜ BİYO-ÇEŞİTLİLİĞİ NE DURUMDA?

Yazı dizimizin konusu ile ilgili olarak Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversite öğretim üyesi Prof. Dr. İskender Gülle’nin Eğirdir Gölünün endemik türleri ile ilgili yapay zeka kullanılarak gölün önceki ve günümüz koşullarını içeren durumunu biyoçeşitlilik bağlamındaki görüşlerini aktarıyoruz.  

 

Biyoçeşitlilik kısaca, bir ekosistemdeki canlı türlerinin sayı  ve miktar olarak genel bir ifadesidir. Bu sayı ne kadar yüksek ise ekosistemin o derece sağlıklı olduğu ve türler arasındaki dengenin korunmakta olduğu anlaşılır.

Eğirdir Gölü biyolojik çeşitliliğinde ilk büyük değişim sudağın göle aşılanmasıyla yaşanmış olsa da,  aslında 1990’lara gelinceye kadar biyoçeşitlilik genel anlamda yüzyılladır olduğu gibi orijinal düzeyine oldukça yakın bir şekilde bulunmaktaydı. Bu tarihten sonra tarımsal ve evsel atıkların göle karışması nedeniyle oluşan  kirlilik-ötrofikasyon; yabancı ve istilacı türlerin göle dahil olması; aşırı avcılık; sedimentasyon nedeniyle gölde yaşanan sığlaşma; küresel ısınma nedeniyle ortalama su sıcaklığının artması; su seviyesi kaybıyla yaşanan sığlaşma ve en önemlisi dip çamurunun kokuşması (oksijensiz durum, anaerobik koşullar) nedeniyle başta bazı endemik balık türleri olmak üzere birçok böcek, salyangoz, plankton gibi temiz suya duyarlı türler gölden  kaybolmuştur. Özellikle su seviyesinin 2018 yılından sonraki hızlı kaybı göl için Pandora’nın kutusunu aralamıştır.

Bu durum göl ekosistemi açısından trajik bir süreç olup, göldeki kötüye gidişin neticesini göstermektedir. Bu sürecin sonucunda,  özellikle gölde yaşayan iri yapılı (veya cüsseli) balıklar yerine küçük balıkları,  büyük  cüsseli zooplankton  yerine küçük zooplanktonu, diatom ve yeşil algler yerine müsilaja neden olan bakterileri daha çok göreceğiz.

Ve kaybolan biyoçeşitlilik nedeniyle oluşan yeni şartlarda daha az balık avlayacak, daha yeşil  bir suda yüzecek ve  daha çok sineğe maruz kalacağız. Zira biyoçeşitlilik, aslında harika bir İsviçre saatini kullanırken farkında olmadığımız mükemmel işleyen dişliler gibidir. Ne zaman ki bu dişlilerden bir veya birkaçı zarar görürse ekosistemin ahengi-düzeni bundan büyük zarar görür. Zira ekosistemde her şey birbirine bağlıdır.

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap