EĞİRDİR GÖLÜ'NDE SU ÜRÜNLERİ DENGESİ SAĞLANABİLECEK Mİ (10.Bölüm)

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,EĞİRDİR GÖLÜ'NDE SU ÜRÜNLERİ DENGESİ SAĞLANABİLECEK Mİ (10.Bölüm)
Haberin Tarihi: 26.9.2026 14:48:09 - Okunma Sayısı:101 defa okundu.

Zeki Tarhan Yazdı...

EĞİRDİR GÖLÜ'NDE SU ÜRÜNLERİ

DENGESİ SAĞLANABİLECEK Mİ?

Zeki TARHAN - ANKARA

BÖLÜM : 10

 

SULAR ÇEKİLİYOR, GÖLLER SESSİZCE ÖLÜYOR

Daha önceleri Eğirdir Su Ürünleri Fakültesinde öğretim üyeleği yapan ve şu anda Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinde dekanlık ve öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. İsmet Balık’ın Eğirdir Gölü ile ilgili limnolojik bir bakış açısıyla su ürünleri dengesine dikkat çekerken doğal dengenin de korunmasına yönelik geniş açılı bir bakışını aşağıda aktarıyoruz.

“Bir göl bir günde kurumaz.

Önce kıyısı biraz geriye çekilir, suyu sığlaşır. Balık azalır, kuşlar başka yerlere gider, sazlıklar değişir. Sonra göl, yavaş yavaş eski halini kaybeder.

Göller Bölgesi'nde bugün yaşanan tam da budur.

Akşehir Gölü kurudu. Burdur Gölü yıllar içinde büyük ölçüde çekildi. Eber Gölü kurumaya yüz tuttu. Eğirdir ve Beyşehir göllerinde de su seviyesindeki gerileme ve sığlaşma artık tehlikeli boyutlara ulaştı

Elbette kuraklık, yağışların azalması ve sıcaklıkların artması önemli nedenler. Ancak mesele yalnızca yağmurun ne kadar yağdığı değil. Bizim ne kadar su çektiğimiz de en az yağış kadar önemli.

Çünkü herkes su istiyor.

Çiftçi tarlasını, bahçesini sulamak istiyor. Balıkçı gölden ekmeğini kazanmak istiyor. Şehirlerin içme ve kullanma suyuna ihtiyacı var. Parklar, bahçeler, işletmeler su tüketiyor. Yeraltından kuyularla su çekiliyor.

Ama göllerin de suya ihtiyacı var.

Gölü yalnızca bize su sağlayan bir kaynak olarak görürsek, bir gün verecek suyu kalmayabilir.

Bu nedenle artık her havzanın su bütçesini bilmek ve buna göre hareket etmek zorundayız. Tarımsal sulama için çekilen su miktarı sınırlanmalı, göl çevresindeki sondaj kuyuları sıkı biçimde denetlenmeli, yeni kuyular açılmasına müsaade edilmemelidir. Gölleri besleyen doğal su kaynaklarının önünü kesen yapılar da yeniden değerlendirilmelidir.

Çünkü mesele suçlu bulmak değil, suyu doğru yönetmektir.

Eğirdir'in geleceği gölün geleceğinden ayrı değil

Yaklaşık bir buçuk ay önce yaptığım Eğirdir ziyaretinde birçok Eğirdirlinin Isparta il merkezine taşındığını, bazılarının da taşınmayı düşündüğünü öğrendim.

Bu durum üzerinde ciddi biçimde düşünmemiz gerekiyor.

Çekim merkezi olması gereken Eğirdir'in insanlarını kaybetmeye başlaması, gölün geleceğinden bağımsız düşünülemez. Göl küçüldükçe tarım, balıkçılık, turizm ve ilçenin ekonomik hayatı da bundan etkileniyor.

Üstelik mesele yalnızca Eğirdir'le sınırlı değil.

Toroslar'dan doğan sular, Göller Bölgesi'nden Antalya'ya kadar uzanan doğal yaşamın önemli bir parçasını oluşturuyor. Manavgat Çayı ve Manavgat Şelalesi bunun en bilinen örneklerinden.

Bugün gördüğümüz değişim, yarın karşılaşacağımız su krizinin habercisi olabilir.

Bir göl kuruduğunda yalnızca suyu kaybolmuyor.

Balık gidiyor, kuş gidiyor, sazlık gidiyor. Tarımsal ve doğal denge bozuluyor. En önemlisi, gölün çevresinde yaşayan insanların hayatı değişiyor.

Bu nedenle bugün yapmamız gereken, kuraklıktan şikâyet etmekten daha fazlasıdır.

Suyu korumak, gölü korumaktır. Gölü korumak ise Eğirdir'in, Göller Bölgesi'nin ve gelecek nesillerin geleceğini korumaktır.

Su çekiliyor.

Göller sessizce ölüyor.

Kuruyan bir gölün sessizliği, aslında geleceğimiz için en yüksek sesli uyarıdır.”

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap