MİRYOKEFALON SAVAŞI’NIN YERİNE TARİHÎ METİNLERİN DİLİ AÇISINDAN BAKMAK

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,MİRYOKEFALON SAVAŞI’NIN YERİNE TARİHÎ METİNLERİN DİLİ AÇISINDAN BAKMAK
Haberin Tarihi: 18.7.2019 11:45:56 - Okunma Sayısı:2291 defa okundu.

Ramazan Topraklı yazdı...

 

                               MİRYOKEFALON SAVAŞI’NIN YERİNE

                                   TARİHÎ METİNLERİN DİLİ AÇISINDAN BAKMAK

              Özet:                                                                                                           Ramazan Topraklı

 

Bu makalenin amacı, Miryokefalon Savaşı’nın yerini, konu ile ilgili metinlerde kullanılmış olan dilin yapısına bakarak ortaya koymaktır. İmparator Manuel, Konya’yı Türklerden almak niyetiyle yola çıkmıştır, bu durum açıktır, ancak savaşın yeri, yanlış tercümeler yüzünden karartılmıştır. Honiyates (Khonia-tes)’in, “Honaz’dan imparator, Lampis üzerinden Kelene (Kelainai)’ye yürüdü. Bundan sonra imparator, Homa ve Miryokefalona geldi” şeklindeki tercümesi hatalıdır. “Geldi” çevrilen kelime Honiyates’in Lâtince metninde “transit” olup, “Homa ve Miryokefalon’dan geçti” şeklinde tercüme edilmeliydi.

Hatalı tercüme yüzünden Manuel, “Honaz, Lampis, Kelene, Homa ve Miryokefalon” şeklinde yürütülür ki, Manuel, “Honaz, Homa, Lampis, Miryokefalon ve Kelene” şeklinde yürümüştür.

“Yürüdü” ifadesi ile varılacak son yer kastedilmiştir. “Bundan sonra” ifadesi, Kelene’ye vardıktan sonrasını değil, yürüme eylemine başladıktan sonrasını anlatmakta ve Honiyates’in Lâtince metninde; “bu yüzden” anlamına da gelmektedir. Savaşın vukû bulduğu tarihte Uluborlu, hatta Kemer Boğazı’nın batısı Rum toprağı olduğuna göre Kelene Dinar’da değil, Türk hududunda ve Kemer Boğazı ile Yenice Sivrisi arasındadır. Bunun için de Miryokefalon Savaşı, Kelene’de vukû buldu demektir. Makalede Herodotos, Manuel’in mektubu, Honiyates, Ebû’l-Ferec ve Remsi (Ramsay) kaynak kullanılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Miryokefalon Savaşı, Homa, Lampis, Kelene, Yürüdü, Geldi, Transit, Geçti

Giriş:

Bu makalede, Miryokefalon Savaşı’nın yerinin, konu ile ilgili metinlerde kullanılmış olan dilin yapısına bakarak teyit edilmeğe çalışılacaktır. Çünkü dil olmadan insanların anlaşmaları mümkün değildir. “Bir milletin kültürü, her şeyden önce dilinin incelenmesiyle başlar”. Her dilin kendi deyimleri vardır. Türkçede “üzerine yürüdü” saldırdı anlamına gelir. Birçok bilim adamı, dilin bir matematiği olduğunu söyler.

Biz, “Topraklı, 2012: Yol ve Tarih” adlı yayında, bu konu üzerinde durmuş ve yedi yıl evvel Kelene’nin Kemer Boğazı’nda, Apameia’nın da Barla-Boyalı Mahallesi önlerinde olduğunu göstermiştik. Kelene hakkında Herodotos, Ksenofon, Strabon, Kinnamos, Honiyates’e ait tarihi metinler incelendiğinde, Kelene’yi Dinar’a yerleştirmek kabil değildir. “Yol ve Tarih” adlı kitapta bu ispat edilmiştir. İmparator Manuel, Konya’yı Türklerden almak niyetiyle yola çıkmıştır, bu durum açıktır, ancak savaşın yeri, yanlış tercümeler yüzünden “karartılmıştır”. Bunun için tekrar kaynak metne bakmak gerektiğini düşündük:

“(…) Lampin discedit, et Celænas ingreditur, (…). İnde Choma et Μyriocephalum transit. (…)” şeklinde verilen Lâtince metnin (Honiyates, 1835: 231-32) Almanca tercümesi, merhum Işıltan tarafından “[Honaz’dan imparator,] Lampis üzerinden Kelene’ye yürüdü. [Marsyas suyunun karıştığı Menderes’in kaynakları buradadır (…)]. Bundan sonra imparator, Homa ve Miryokefalon’a geldi. [Burası eski ve terk edilmiş bir kaledir]” (Honiyates, 1995: 123) şeklinde tercüme edilmiştir. Hâlbuki yürüdü tercüme edilen ingreditur, “girdi, içine girdi”, “yürüdü, görkemli yürüdü”, discedit “yardı”, inde “bu yüzden”, transit ise “geçti” tercüme edilmelidir (Ümit Fafa Telatar, An Elemantary Lâtin Diktionary, A Lâtin Dictionary).

Lâtince metni, “Lampis’i yardı ve Kelene’ye girdi, (…). Bu yüzden Homa ve Miryokefalon’dan geçti” şeklinde birebir tercüme edebiliriz, ama sonra da, Miryokefalon’dan geçen imparatorun, “nereye gittiği” sorusuyla karşılaşırız. Bunun için de tercüme, “Honaz’dan hareket eden imparator, Homa, Lampis ve Miryokefalon (…) üzerinden Kelene’ye girdi veya Kelene üzerine yürüdü, (…)” şeklinde olmalıdır.

Lampis, elli bm (bin metre) boyundaki Uluborlu veya Senirkent ovasıdır.  Onun için kaynak metinde Uluborlu (Sozopolis) yerine, o gün için Uluborlu’nun ovası olan Lampis anılmıştır. Lampis, Lampe’nin yani Senirkent-İlegüp (Uluğbey) köyünün ovası demektir. Tarihî metinlerdeki Lampe, Uluğbey köyünün yerinde beşli, eski bir kaledir ve bir adı da Pentapolis, Pentakheir (Pentaşehir/Pentaşir)’dir.

Honaz’dan hareket eden imparator, Büyük Menderes’i takiple önce Homa’ya varmış, Homa’da Sultanın barış talebini ikinci kez reddetmiş, oradan itibaren de Dinar, Eldere (Pınarbaşı) ve Çapalı köylerinden geçmiş, yoluna devamla Lampis’i yararak, (Homa’dan itibaren) dördüncü günün akşamı, metruk Miryokefalon kalesine altı bm kala, Kemer Boğazı’nın girişindeki Kayaağzı pınarlarında gecelemiştir.

Beşinci gün, Kayaağzı’ndan altı bm ötede; Marsyas’ın karıştığı Kemer Boğazı’ndaki Menderes’i Yenice Köyü (Zompos, Pontogefüra) Köprüsü’nden geçerek, Türk topraklarına ve tarihî Kelene kentinin bulunduğu yere girmiştir. Miryokefalon, Kemer Boğazı’nın Yunanca adıdır ve “on binlerce ağızdan fışkırır gibi akan” (Kinnamos, 2001: 52) Menderes’in kaynaklarının bulunduğu bölgeyi ifade etmektedir. Bu Menderes’i diğerlerinden ayırdetmek için “Marsyas suyunun karıştığı Menderes” denilmiştir.

Köprüden dokuz bm sonra Yenice Sivrisi (Tzyvritzi) gelmekte ve Marsyas nehri, Yenice Sivrisi’nin eteğinden kaynamaktadır. Bizans askerinin hepsi Türk toprağına girdiğinde, ordunun önü de Köke köyü-Gavur Öreni mevkiine varmıştı ki, her yerde birden savaş başlamıştır (Süryani Mihael, 1905: 371).

Seçkin insanların bu konuda ne düşündüğünü öğrenmek için yukarıdaki Türkçe tercümenin savaşın yeri konusunda ne gibi bir intiba bıraktığını yüzden fazla insana sorduk ve cevaplarını değerlendirdik. Aldığımız şayan-ı dikkat cevapları ve bu cevapları veren kişilerin tercüme-i hâllerini aşağıda verdik.

Sorduğumuz kişiler, ekseriyetle bizi tanıyan ve Miryokefalon Savaşı’nın yerini tayin konusunda çalışan biri olduğumuzu bilen kimselerdir. Tarih ve bilhassa “Ortaçağ Tarihi” üzerine çalışmış olanlar, şartlanmışlıklarının tesiriyle olacak, Manuel’in yürüyüşünü, “Honaz, Lampis, Kelene, Homa ve Miryokefalon” şeklinde sıraladılar. Bunların dışında kalan büyük bir çoğunluk ise farklı karar verdi. Verilen Cevaplar:

 

01.“Meselâ, Yavuz Çaldıran’a yürüdü denirken, hedef Çaldıran’dır ama yolda birçok yere de uğramıştır. Buna benzetmek gerekir ve metindeki ifadeye itibar edilirse savaş yeri Kelene’dir denilebilir”.

*İlahiyat Fak. Mezun, GÜ profesör. Cumhuriyet Tarihi ve Türk-Ermeni ilişkileri uzmanı olup, bu konuda eserleri vardır.

02.“Kelainai mı Ramazan Bey? Yürüdü fiilinden dolayı harekâtın burada yapıldığı anlaşılıyor. Yalnız bozuk bir cümle, çeviri mi? Honaz’dan hareket eden imparator Lampis üzerinden Kelene’ye yürüdü. Marsyas suyunun karıştığı Menderes’in kaynakları buradan doğmaktadır. Çeviri, böyle olsa gerek”. 

*2008 GÜ Tarih Bölümü mezunu, Hindistan Türk Tarihi üzerinde doktorası var. Farsça bilmektedir.

  1. “Dikkat ederseniz gönderdiğiniz metinde dört cümle var, hiçbirinde savaş yeri belirtilmemiş, birinci cümledeki “Kelainai’a yürüdü” ifadesindeki yürüdü fiili, savaşın burada olduğunu gösteriyor. Bizde savaşla ilgili yazılarda, “savaşılan muhatabın üzerine yürünür.” Dikkat edilmesi gereken husus kime doğru, nereye yüründüğüdür, yürünülen yer ve şahıs hasımdır, savaşılan muhataptır. Geldi fiili ise savaşa ve hasma karşı yapılan bir fiil değil, herhangi bir sebep ifade eder. Özellikle de yürüdü fiili, “üzerine yürüdü” şeklinde iki kelime ile kullanılır”.

*Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü mezunu, 22 yıl edebiyat öğretmenliği yapmış, kamuda idari görevlerde bulunmuş.

04.“Abi günaydın. Savaşın yeri Kelainai. Çünkü, buradaki yürümek, yürüyüş anlamında değil, düş-man üzerine yürümek, saldırmak anlamında kullanılmış”.

*GÜ. Kast. Eğitim Yük. Ok. Sınıf Öğr. Bl, 4 yıl GÜ. Eğ. Yönetim ve Denet. Bl., Sınıf öğretmenliği ve Müfettişlik yapmış, GÜ. Çocuk Gelişim ve Eğ. Bl. Doktora, MEB taşra, yurtdışı ve merkez birimlerinde çalışmış ve idari görevlerde bulunmuş.

05.“Kelainai olabilir mi?”,

*1965 ODTÜ Müh. Fak. Mezunu. İnş. Müh., ABD’de Doktora (Prof.), DSİ Eski Genel Müdürü, Dünya Su Konseyi üyesi.

06.“İmparator Kelainai’ye gidiyor, savaş burada olmuş olmalı”,

*1987 Selçuk Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, GÜ Yabancı Diller Yüksek Okulunda Öğretim Görevlisi,

07.“Kelainai, burası Gelendost mu Ramazan Bey?”,

*Afyonkarahisar’da Ebe-Hemşire olarak çalışmaktadır. Türk Dili üzerine büyük merakı varmış. Türk dili üzerine kitaplar okuyor, Türk dili üzerinde çalışıyormuş. “Türkçü olmaz, Türk vardır” şeklinde görüşleri olan bir hanımefendi.

08.“İmparator, Honaz’dan yola çıkıp Kelene’ye giderken Homa ve Miryokefalon’dan geçmiştir. Hedef Kelene’dir diye düşünüyorum. Honaz ile Kelene arasında bulunan Lampis’in yeri belirsizdir”.

*Hekim profesör. İngilizce, Fransızca ve Balkan dillerine hâkim bir kişi.

  1. “Kelainai”.

*Edebiyatcı ve şair, HÜ Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun, profesör. Ali Zelilî / Niyâzü’l-Müznibîn, Taşlıcalı Yahya Bey Divanı’nda Kozmik Unsurlar, Hayalî Bey Divanı’nın Tahlili, 986 GÜ, Bir Avuç Sevinç ve onlarca eseri var.

Bizim tutamak noktalarımız ise şöyle sıralanabilir:

*Ebû’l-Ferec, “Kıral (Manuel), hemşirezâdesinin öldürülmüş olduğundan haber alınca, büyük bir ordu toplayarak Türk hududuna yürüdü” (Ebû’l-Ferec, 1950: 422) şeklinde “yürüdü” fiilini kullanmıştır.

*Benzer bir ifadeyi, Herodotos kullanır. “Serhas (Xerxes), toplanan kara ordusuyla birlikte Sardes üzerine yürümeye başlamıştı. (…) Halis (Halys) ırmağını geçip Firikya’ya ve bu ülke içinde yürünerek Kelene’ye varıldı. Menderes’in kaynakları buradadır. Menderes’e eşit bir ırmak olan Katarraktes de buradadır. Hatta Kelene agorasından kaynar ve Menderes’e karışır” (Herodotos, VII. 26).

*Savaşta bizzat bulunan İmparator Manuel, İngiltere Kıralına yazdığı mektupta, “Türklerin topraklarına girer girmez, aniden savaş naraları işitildi ve Türk birlikleri, İmparator hazretlerinin askerleri ile savaşmaya başladılar” (Kopraman, 2017: 68) der ve savaşın, hududun Türk tarafında yapıldığını söyler.

*Mihael F. Hendi, “Honiates, savaşın yeri konusunda mesafe bildirmez. Manuel’in yürüyüş yolunu Laodikya-Honaz, Lampe, Kelene ve daha sonra da oradan Homa’ya ve Miryokefalon’a ilerledi şeklinde verir. Kelene’den Homa’ya vasıl olmak için Konya’dan uzaklaşıp, tekrar gerisin geri yürümüş olmalıdır ki, işte bu yüzden Miryokefalon’un yerini tespit etmek sıkıntılıdır” der. Ve Honiyates’in “Miryokefalon isminin nereden türediğiyle ilgili açıkça kronolojik bir hata yaptığını” (Hendi, 2018: 61 ve 65) söyler.

*Bir misal de biz vermek istiyoruz: “Ankara’dan Ali, Köroğlubeli üzerinden Isparta’ya yürüdü. Dünyanın en iyi yağ gülü burada yetişir. Bundan sonra Ali, Sivrihisar ve Afyon’a geldi. Burası adını, sütü ilaç sanayinde kullanılan Afyon bitkisinden almaktadır”.

Açıklama: Metinde Isparta adının önce zikredilmesine rağmen, fiiliyatta varılan son yer olduğu ve Herodotos’un metninde Sardes’in önce zikredilmesine rağmen, Kelene’den daha sonra olduğu gibi, Honiyates’de de Kelene, önce zikredilmiş olmasına rağmen Manuel’in vardığı son yerdir. “Bundan sonra” ifadesi, kişinin, “Isparta veya Kelene’ye geldikten sonrasını” değil, “yürüme fiilinin icrası sırasındaki olayları” anlatmaktadır. Hendi ve çoğu tarihçi, Manuel’i Acıgöl kıyısından yürütmekle yanılmıştır. Çünkü Manuel, Acıgöl’den değil, Büyük Menderes nehrini takiple önce Homa’ya, sonra da Dinar’a gelmiştir.

Kelene (Kelainai) Neresidir:          

Bu çalışmada ortaya konan delillere göre, Miryokefalon Savaşı Kelene’de olmuştur. Onun için Kelene, Uluborlu’nun batısında ve Rum topraklarında bulunan Dinar’a yerleştirilemez. Kelene, Rum-Türk hududunun Türk tarafında ve hudut yakınında olması gerekir. İskender’in MÖ 333’de savaş yapmadan aldığı “her yanı dik bayır Kelene Hisarı” (Arrianos, 1945: 66), hududun dokuz bm şarkındaki Gelendost-Yenice Sivrisi’dir. Menderes’e karışan Marsyas suyunun kaynakları da bu hisarın altındadır. İşbu Marsyas ismi, “Maziye” (Marsia) şeklinde Gelendost-Yenice köyünde, daha aşağıda Menderes’e karışan Orgas nehri, Yalvaç-Örkenez/Organas köyünde, Lampe’nin ovası manasına gelen Lampis ise, Uluborlu veya Senirkent-İlegüp (Uluğbey) köyü adında hâlâ yaşamaktadırlar. (bm: Bin Metre)

 

Pötinger, Eumeneia XII ad Vicum XIIII Apameia (1) ve Dorileo-Fl. Sagar-Docymeo XXXII Synnada Asynnade V forbio mil. XXXVII Euforbio. Ab Euforbio. Ab amea mil. XXXVI Apamea Ciboton (2) (Remsi, 1890: 169) şeklinde iki yol verir.** Eumeneia, adı üzerinde Şuhut’un Oynan (Remsi, 1960: 185, 462), Oynağan veya Oyniğan köyüdür ve yeri bellidir. Synnada ise Şuhut Mahmutköy’dür. Synnada-Apamea Ciboton arası olan 41 (5+36) mil’den Synnada-Oynan arası olan 20,6 mil’i düşersek, Oynan-Apamea Ciboton arası 20,4 mil, Oynan-Apameia arası 26 (12+14) mil; Apameia ile Apamea Ciboton arası 5,6 mil/ 8,3 bm, Oynan-Apameia arasının 25 mil olması halinde ise 4,6 mil/ 6,8 bm gelir.

Oynan’dan itibaren eski Bozdurmuşbeli yoluyla** Kemer Boğazı ve Eğirdir yönünde 26 mil (38,4 bm) gidilirse, Apameia’nın yeri tespit edilmiş olur. Oynan-ad Vicum (Genceli-Domuz Höyük civarı) arası 12 mil (17,7 bm), Oynan-Bölükada arası yaklaşık (ovada yol güzergâhı tam belli değil) 31 bm olup Apameia, Eye Burnu veya Heyel / Hyelion (Yinanç, 2013: 313 ve Honiyates, 1995: 124) mevkii ile Barla-Boyalı önlerine yerleşir. Yol (2)’ye göre; Synnada ile Apamea Ciboton arası (5+36/37) 41/42 mil ve yaklaşık 61 bm’dir. Synnada-Oynan 30,5 bm (20,6 mil), Oynan-Bölükada 31 bm olmak üzere Synnada ile Bölükada arası, ceman 61 bm gelmektedir. Böylece Apameia Ciboton (Strabon, 2009: 66) ile Apa-meia’nın aynı yer olmadığı ve Apamea Ciboton’un Kemer Boğazı’na yerleştiği görülür. Cibotos’un kemer anlamı düşünülürse, kemer köprünün Strabon’dan önce yapıldığı anlaşılır. Tablo (2)’deki 37 mil, Uzun-pınar ve Çoru üzerinden Oynan’a giden yol olabilir.

** Şuhut-Mahmutköy, Anayurt, Çobankaya (Kalamos: Kali çayı), Uzunpınar, Oynan, Devrent, Kurukat, Senirkentbeli (Devrent), Bozdurmuş Mah., Eski Genceli, ad Vicum, Kayaağzı, Bölükada ve Eye (Heyel) Burnu (Barla-Boyalı Mahallesi) yolu, İstanbul-Apameia arasındaki Roma Askerî Yolu’nun bir kısmıdır. (Bkz. Harita ve Resimler).

Sonuç:

Dinar’a yerleştirilmek istenen Kelene’nin, Honiyates’in bu ifadesiyle, açıkça Dinar’da olmadığı görülmektedir. Pötinger’in (Peutinger) her iki tablosu da Apameia’nın Dinar, Eumeneia’nın Çivril-Işıklı’da olmadığını, Kelene’nin Kemer Boğazı’nda olduğunu bir daha teyit etmektedir. Honiyates’in metninde Uluborlu adı geçmez, çünkü Uluborlu (Sozopolis) yerine, Uluborlu ovasının adı olan Lampis zikredilmiştir. “Apameia ile Laodikya arasında denize benzeyen ve içinden pis koku çıkan göl” (Strabon, 2009: 87), eski Eğirdir Gölü olup, ad Vicum ise Lampe’de idi. Kelene, o tarihte Türk toprağı olan Kemer Boğazı ile Yenice Sivrisi arasındadır. Ayrıca, Kelene hakkındaki tarihî kaynaklar, birçok bakımdan Dinar coğrafyasına uymayan ifadelerle doludur. Buna mukabil Kemer Boğazı’nın coğrafyasıyla tam örtüşmektedir. Aurokran (Hoyran) Gölü’nün doğusunda ve on mil uzunluğunda olup da, gölle aynı adı taşıyan ova, Hoyran ovasıdır. Kemer Boğazı’nın eski adı, Osmanlı vesikalarına göre Firigos Boğazı’dır.

Bu makaleyle, Miryokefalon Savaşı’nın Kelene’de vukû bulduğu ve Kelene Hisarı’nın Gelendost-“Yenice Sivrisi (Tzybritzi: Sybrize)” üzerinde bulunduğu bir kez daha açıklığa kavuşmuş oldu.

Savaşın yeri, “İmparator, Homa ve Miryokefalon müstahkemlerini geçerek, Kelene üzerine yürüdü veya Kelene’ye girdi”(Honiyates,1835: 231-32) ifadesinde de olduğu gibi Kelene’dir. Onun için savaşın adının, Kelene Savaşı şeklinde değiştirilmesi hususunu teklifle, Türk tarih camiasından rica ederiz.

 

Kaynaklar ve Tetkik Eserler:

Arrianos (1945): İskender’in Anabasisi, terc. Hayrullah Örs, Maarif Matbaası-İstanbul

Ebû’l-Ferec, Gregory (1950): Abû’l-Farac Tarihi, Cilt II, terc. Ömer Rıza Doğrul, Türk Tarih Kurumu-Ankara

Hendi [Hendy, Michael F.] (2018): “Miryokefalon ve Tzybritze Geçidi”, terc. İ. Pür, Hamideli Tarih 05, s.61-67 Sis. Ofset-Ank.

Herodotos (2015): Tarih, terc. Müntekim Özkan, Sunan Azra Erhat, Remzi Kitabevi-1./ 2./ 11. Baskı-İstanbul

Honiyates [Khoniates], Niketas (1835): Corpus Scriptorum Historiae Byzantinae, Impensis Ed. Weberi, Bonnae

Honiyates [Khoniates], Niketas (1995): Historia, terc. Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu (TTK)-Ankara

Kinnamos, Ioannes (2001): Ioannes Kinnamos’un Historia’sı, Çev.: Işın Demirkent, Türk Tarih Kurumu-Ankara

Ksenofon [Ksenophon] (2011): Anabasis: Onbinlerin Dönüşü, Çeviren: Oğuz Yarlığaş, Kabalcı-İstanbul

Manuel’in Mektubu (2017): “Mektubun Tercümesi ”, terc. K.Y. Kopraman, Hamideli Tarih 04, s.68, Sistem Ofset-Ankara

Ramsay, W. M. (1890): Historical Geography of Asia Minor, John Murray-London

Remsi [Ramsay, W. M.], (1960): Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, terc. Mihri Pektaş, MEB-İstanbul

Strabon (2009): Antik Anadolu Coğrafyası, terc. Adnan Pekman, Arkeoloji ve Sanat Yay.-İstanbul

Süryani, Mihael (1905): Kronik, Tercüme: Kabot-Paris

Topraklı, Ramazan (2012): Yol ve Tarih, Semih Ofset-Ankara

Yinanç, M. Halil (2013): Türkiye Tarihi, Selçuklular Devri, Cilt 1, Türk Tarih Kurumu (TTK)-Ankara

 

  1. Synnada, Eumeneia, Apameia Ciboton, Apameia Yolu (Remsi, 1890: 169) ve bu yola ait 04 Mayıs 2019 Cumartesi günü Bozdurmuşbeli’nden çekilen resimler ve bölgedeki yol durumunu gösteren harita ektedir. Bu bel, İstanbul’u Kıral Yolu (via regia)’na bağlayan Roma Askerî Yolu’nun bir kısmıdır. VII. Konstantin Porfiregennetos’un, “I. Malagina (İnegöl) yanı, II. Dorileon (Eskişehir) yanı, III. Kaborkion (Kemer Boğazı) yanı, IV. Kolonia (Konya Ereğlisi) yanı, V. Kayseri yanı, vs” şeklinde verdiği (Remsi, 1960: 221) Roma Askerî Yolu ve Kıral Yolu (via regia)’nun bir bölümüdür.

Synnada (Senade), Şuhut’un 3 bm bitişiğinde bulunan Mahmutköy’dür. Şuhut adı, Hısnu’l-Yahud, Cuhud, Çıfıt ve Şuhut şeklinde değişikliğe uğramıştır. Remsi, Hısnu’l-Yahud (Yahudi Kalesi)’u, Eskişehir-Bardakçı’ya koymakla yanılmıştır.

Yalvaç-Aşağıkaşıkara ve Şuhut-Arızlı arasındaki Yoğurtçubeli, yöre halkı tarafından Paşa Yolu olarak da anılmaktadır. Isparta’daki sürgünden dönen Hüseyin Avni Paşa, 1873 yılı Haziran ayında avfedilmesi üzerine, önce memleketi olan Gelendost’u ziyaret etmiş, arkasından da Yoğutçubeli üzerinden İstanbul’a dönmüştü. Bunun anısına yöre halkı bu yolu, Paşa Yolu olarak anmış ve Hüseyin Avni Paşa’ya olan sevgilerini göstermişlerdir (Yaşar Sürek, Şuhut Oyniğan köyü).

 

Bu Haberi Paylaş


  • eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi
  • eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi
  • eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi
  • eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi

Yorum Yap

İlgili Haberler